-->
WERNHER VON BRAUN  VE  MARS RÜYASI

WERNHER VON BRAUN VE MARS RÜYASI



NAZİ ALMANYASI’NDA V2 ROKETLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ

Uzay Hayali Savaşın Gölgesinde: Wernher von Braun, daha çocukluk yıllarında Hermann Oberth’ün uzay yolculuğu hakkındaki eserlerini okuyarak uzaya duyduğu tutkuyu keşfetti[1]. 1928’de henüz genç bir öğrenci iken Almanya’daki Uzay Seyahati Derneği’ne (VfR) katılmış, hayalini kurduğu büyük roketleri geliştirebilmek için matematik ve fiziğe dört elle sarılmıştı. Ne var ki, 1930’ların Almanyası’nda uzay hayalleri kısa sürede savaşın gerçekleriyle kesişti. Von Braun, 1932’de ordu için çalışmaya başlayarak likit yakıtlı füzeler geliştirmeye girişti; amacı bir gün insanı uzaya taşıyacak güçlü roketler inşa etmekti ancak bu araştırmaların ilk ürünü, II. Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası’nın kullanacağı bir silah olacaktı[2][3].

1937 yılında Baltık Denizi kıyısındaki gizli Peenemünde tesisine taşınan von Braun ve ekibi, burada A-4 adını verdikleri balistik füzenin (daha sonra V2 olarak ünlenecek) geliştirilmesine hız verdiler[4]. Yıllar süren deneme yanılmalar ve mühendislik atılımları sonucunda 3 Ekim 1942’de ilk deneme uçuşunda bir A-4 prototipi başarıyla atmosferin sınırını aşarak teknik olarak uzaya ulaşan ilk insan yapımı nesne oldu[5]. Bu başarı, von Braun’un çocukluk düşü olan uzaya yolculuk hayaline mühendislik anlamında yaklaşsa da içinde bulunulan savaş koşulları roketin kaderini başka yönde çizmişti. Nazi liderliği, A-4’ü bir silah olarak hızla üretime soktu ve Vergeltungswaffe-2 (V2 “İntikam Silahı 2”) adını verdi. V2, 14 metre boyunda, 12 tonluk likit yakıtlı dev bir füze olarak 3.500 km/saati aşan hızla 1 tonluk patlayıcı başlıkları yüzlerce kilometre ötedeki hedeflere taşıyabiliyordu[6]. 1944’ün Eylül ayından itibaren Londra, Antwerp ve Paris gibi şehirleri hedef alan bu füzeler, Nazi Almanyası’nın çaresiz kaldığı dönemde bir “intikam silahı” olarak sivillere korku saldı[7].

Peenemünde’de test edilen bir V2 roketinin fırlatılış anı. Von Braun’un mühendis ekibinin geliştirdiği 12 tonluk A-4 (V2) füzesi, Ekim 1942’de uzaya ulaşan ilk insan yapımı araç oldu[5]. Ancak II. Dünya Savaşı sırasında bu teknoloji, Almanya tarafından binlerce sivilin ölümüne yol açan bir terör silahı olarak kullanıldı[7].

Von Braun, roketlerinin bir silah yerine uzay yolculuğunda kullanılmasını arzuluyordu. Nitekim ilk V2’lerin Londra’ya düşmesinden sonra çalışma arkadaşlarına “Roket mükemmel çalıştı; sadece yanlış gezegene indi” diyerek bu durumdan duyduğu hicvi dile getirdiği rivayet edilir[8]. Ancak savaş şartlarında genç mühendisin idealist tutumu, Nazi rejiminin baskıcı gerçekleriyle çatıştı. Mart 1944’te von Braun, Almanya’nın mağlubiyete gittiğini dile getirmesi ve uzay projelerine ilgi göstermesi nedeniyle Gestapo tarafından “morali bozmak” suçlamasıyla kısa süreliğine tutuklandı[9]. Bu tutuklanma, roket programının sekteye uğramaması için Nazi yüksek kademesinin araya girmesiyle son buldu ve von Braun serbest bırakılarak savaşın son aylarında V2 üretimine devam etmeye zorlandı. Savaşa dair bu deneyim, onun hem kişisel hayallerinin hem de ahlaki duruşunun ciddi bir sınavdan geçtiği dönem oldu.

Öte yandan, V2 projesinin karanlık bir gölgesi de vardı: Füzenin seri üretimi, yer altında kurulan Mittelwerk tesislerinde toplama kampından getirilen mahkum işçilerin zorla çalıştırılmasıyla yapıldı. Peenemünde’nin 1943’te Müttefiklerce bombalanması sonrası V2 fabrikası, Nordhausen yakınlarındaki tünellere taşındı ve Mittelbau-Dora kampındaki binlerce esir, insanlık dışı koşullarda füze montajında çalıştırıldı[10][11]. Bu köle işçilik koşulları o kadar ağırdı ki, V2 üretimi sırasında 20 bine yakın mahkûmun hayatını kaybettiği tahmin edilir – ironik biçimde bu sayı, V2 füzelerinin savaşta sebep olduğu can kayıplarını bile aşıyordu[12][13]. Von Braun savaş sonrasında ifadesinde bu koşulların farkında olduğunu itiraf edecekti[14], ancak o dönemde hayatta kalmak ve çalışmalarını sürdürmek için Nazi savaş makinesinin bir dişlisi olmayı kabul etmek zorunda kalmıştı.

1945’e gelindiğinde Almanya’nın yenilgisi kaçınılmaz hale gelince, von Braun geleceğini ve uzay hayalini kurtarmak için harekete geçti. Roket araştırmalarına dair tüm planları ve teknik belgeleri, savaş kaosunda kaybolmamaları için Harz Dağları’nda terk edilmiş bir maden ocağına gizlice sakladı[15]. Nisan 1945’te Müttefik kuvvetler Nordhausen’deki korkunç V2 fabrikasını ele geçirirken, von Braun ve ekibi güney Almanya’da Amerikan birliklerine teslim olmanın yollarını arıyordu. 2 Mayıs 1945’te, Avusturya Alpleri’nde bir noktada Wernher von Braun, kardeşi ve yakın çalışma arkadaşları teslim bayrağını çekerek Amerikan ordusuna teslim oldular[16][17]. Yanlarında, Peenemünde’den beri biriktirdikleri roket mühendisliği bilgi birikimi ve uzay düşleri vardı. Nazi Almanyası’nın çöküşüyle birlikte, von Braun için yeni bir dönem – ve belki de Mars’a uzanan hayallerini gerçekleştirme fırsatı – Amerika’da başlayacaktı.

 

OPERASYON PAPERCLİP VE AMERİKA’DA ROKET ÇALIŞMALARI

Yeni Dünya’ya Geçiş: II. Dünya Savaşı’nın bitiminde ABD, Nazi Almanyası’nın bilim insanlarını kendi safına çekmek üzere gizli bir program yürütüyordu. Operasyon Paperclip adı verilen bu program kapsamında von Braun ve roket ekibi Amerikan ordusunca sorgulandıktan sonra ülkelerine getirildiler[18][19]. 1945 yılı içinde yaklaşık 125 Alman mühendis ve teknisyenden oluşan bu grup, aileleriyle birlikte Amerika’ya taşındı. Wernher von Braun, savaştan harap çıkmış Avrupa’yı ardında bırakıp fırsatlar ülkesi Amerika’da yeni bir başlangıç yaparken yanında V2 roketlerinin planları ve kendi uzay rüyaları vardı.

Von Braun’un ekibi önce Teksas’ta Fort Bliss üssüne yerleştirildi. Burada ABD Ordusu için eğitim materyalleri hazırlıyor, bir yandan da ellerindeki birkaç ele geçirilmiş V2 roketini test ediyorlardı[20][21]. 1946’da New Mexico’daki White Sands deneme sahasında V2 fırlatmalarına başlandı. Eski düşman topraklarında Londra’ya ölüm yağdıran bu füzeler, şimdi Amerikan çöllerinde uzayın sırlarını aralamak için göğe yükseliyordu. Nitekim Ekim 1946’da bir V2’nin tepesine yerleştirilen kamera, Kármán hattını aşarak Dünya’nın ilk uzay fotoğrafını çekti – bu, von Braun’un teknolojisinin savaştan barışçıl amaçlara evrileceğinin küçük bir işaretiydi. White Sands’deki testler sırasında ilginç bir olay da yaşandı: Fırlatılan roketlerden biri rotasından saparak Meksika topraklarına düştü, neyse ki can kaybı olmadı. Von Braun ve ekibi için bu yıllar, bir yandan Amerikan yaşamına alışma, diğer yandan da roket teknolojisini ilerletme dönemi oldu.

1950’de ABD Ordusu, roket programını genişletmek üzere von Braun’u ve ekibini Alabama, Huntsville’deki Redstone Arsenal üssüne nakletti[22][23]. Bu taşınma, von Braun’un Amerikan toplumuyla daha fazla iç içe geçmesini sağladı. Artık unvanı, Ordu Balistik Füze Dairesi’nde baş mühendisti ve yeni hedefi ABD’nin ilk balistik füzelerini geliştirmekti. Von Braun, V2’nin tasarımını geliştirerek Redstone füzesini ortaya çıkardı; 1953’te Florida’daki Cape Canaveral sahasından ilk Redstone deneme fırlatışı yapıldığında, bu ABD’nin o güne dek ürettiği en büyük roketti[24]. Ardından daha uzun menzilli Jüpiter orta menzilli balistik füzesi geliştirildi. Soğuk Savaş’ın kızıştığı bu dönemde von Braun, aslında bir yandan da gözünü gökyüzüne dikmişti: Askeri roketler geliştirse de bu teknolojinin insanlığı uzaya taşıyacak araçlara dönüşmesi için fırsat kolluyordu.

1957’de Sovyetler Birliği’nin Sputnik adlı ilk yapay uyduyu uzaya fırlatması, ABD’de adeta bir şok etkisi yarattı. Uzay Yarışı başlamıştı ve Amerikan kamuoyu “Gökyüzünde Sovyet uyduları” fikriyle uyanmıştı. Von Braun, yıllardır dile getirdiği “uydu fırlatma” fikrini gerçekleştirmek için nihayet izin aldı. 31 Ocak 1958 gecesi, Florida’dan göğe yükselen Jüpiter-C roketinin ucunda Explorer-1 adlı küçük bir uydu vardı[25]. Von Braun’un ekibinin tasarladığı bu roket, ABD’nin ilk uydusunu yörüngeye başarıyla yerleştirdiğinde ülke çapında büyük bir sevinç ve rahatlama yaşandı. Explorer-1, yanındaki bilimsel ölçüm cihazıyla Dünya’yı saran radyasyon kuşaklarını keşfederek (Van Allen Kuşakları) önemli bir bilimsel bulguya da imza attı[26]. Bu başarı, Alman mühendisin artık Amerikan halkınca bir kahraman ve “roketlerin babası” olarak görülmesini sağladı. Basın ondan sıkça “Ay’ı düşleyen adam” diye bahsediyor, von Braun da bu ilgiyi Amerikan halkını uzay fikirlerine ısındırmak için kullanıyordu.

Halkı Uzay Düşüne Ortak Etme: Von Braun, 1950’ler boyunca yalnızca bir mühendis değil, aynı zamanda ateşli bir uzay propagandacısıydı. Teknik bilgisi ve güçlü hitabet yeteneği sayesinde, uzay uçuşunun önemini halka anlatmak için çeşitli mecralara başvurdu. 1952-54 yılları arasında yayınlanan ünlü Collier’s dergisi makale serisi “İnsan Yakında Uzayı Fethedecek!” bunlardan biriydi. Von Braun’un öncülüğünde hazırlanan bu popüler makaleler dizisi, dev uzay istasyonu tasarımlarından Ay’a ve Mars’a yapılacak seferlerin ayrıntılarına kadar geniş bir vizyon çiziyordu[27][28]. Chesley Bonestell gibi çizerlerin göz alıcı resimleri eşliğinde yayımlanan bu makaleler Amerikan halkının hayal gücünü ateşledi; von Braun bir anda TV programlarına davet edilen bir ünlü haline geldi. Walt Disney ile iş birliği yaparak 1955’te Disney’in televizyon programlarında uzay konulu bölümler hazırladı – “Uzayda İnsan”, “Aya Seyahat” ve “Mars ve Ötesi” gibi programlarda bizzat kamera karşısına geçerek roketlerin bir gün bizi Ay’a, Mars’a götüreceğini anlattı[29]. Von Braun’un bu popüler girişimleri, bir zamanlar Nazi roketçisi olarak anılan bu adamı, Amerikan toplumunda uzay keşfinin yüzü haline getirdi. Öyle ki, uzaya insan gönderme fikri, bilim kurgu olmaktan çıkıp ulusal bir hedefe dönüşmeye başladı.

Bu arada von Braun, hayallerini teknik planlara dönüştürmeye de devam ediyordu. 1948’de Almanya’daki esareti sırasında başladığı Mars’a insan gönderme planı üzerinde çalışmış ve savaşın hemen sonrası yazdığı bir bilimkurgu romanının ekinde detaylı mühendislik hesaplamaları sunmuştu[30]. Bu çalışma 1952’de “Das Marsprojekt” (Mars Projesi) adıyla Almanca basıldı, ertesi yıl İngilizceye çevrilerek yayımlandı[31]. Mars Projesi, on gemiden oluşan 70 kişilik bir mürettebatın 1965 yılında Mars’a gidip 443 gün kalacağı iddialı bir keşif seferini tarif ediyordu[32]. Von Braun, devasa boyutlarda roket filoları, yörüngede montaj, Mars’ta kutup buzullarına süzülerek inen planörler ve kızıl gezegen üzerinde kurulacak kamplar gibi dönemin ötesinde fikirler ortaya attı[33][34]. Bu ayrıntılı teknik vizyon, henüz ortada ne bir uzay ajansı ne de yörüngeye çıkabilecek bir roket varken kağıt üzerinde mevcuttu. Fakat von Braun vazgeçmiyor, aksine bu fikirleri her fırsatta dile getiriyordu. Amerikan ordusundaki görevi sürerken bile bir gün Ay’a ve Mars’a gidecek araçların hayalini çizmeyi bırakmadı. Nitekim 1957’de Sputnik kriziyle kurulan NASA’nın kapıları kendisine açıldığında, bu hayalleri gerçekleştirme fırsatı sonunda gelmiş olacaktı.

NASA VE SATURN V – AY’A GİDEN YOL

NASA’nın Doğuşu ve Marshall Merkezi: 1 Ekim 1958’de Amerika Birleşik Devletleri, sivil uzay ajansı NASA’yı kurduğunda von Braun’un yıllardır beklediği an gelmişti. 1960 yılında Başkan Eisenhower’ın kararıyla von Braun’un Huntsville’deki roket ekibi ordudan NASA’ya devredildi[35]. Böylece Alabama Huntsville’de George C. Marshall Uzay Uçuş Merkezi adıyla yeni bir NASA merkezi kurulurken, ilk direktörü de Dr. Wernher von Braun oldu. Görevi, NASA adına devasa roketler geliştirmekti. Artık von Braun, hayalini kurduğu Ay yolculuğunun gerçekleşmesi için doğrudan çalışabilecekti.

Von Braun’un NASA’daki ilk büyük projesi, Saturn adı verilen yeni nesil roketlerin tasarımıydı. 1961’de başlayan Saturn I roketi çalışmaları, kısa sürede meyvelerini verdi; Saturn I o döneme dek inşa edilmiş en büyük roket oldu[36]. Ardından 1966’da ikinci aşama olarak Saturn IB geliştirildi – Apollo astronotlarını Dünya yörüngesine taşıyacak bu araç, insanlı test uçuşlarında başarı sağladı[36]. Fakat asıl büyük hedef, hepsinden güçlü bir roket yapmaktı: Ay’a insan gönderip güvenle döndürecek kadar kuvvetli bir “süper-füze”. Von Braun’un baş mimarı olduğu Saturn V işte bu amaçla tasarlandı. 110 metre boyundaki bu dev roket, 3.000 tonun üzerinde kalkış ağırlığı ve beş F-1 motorunun eşzamanlı itişiyle o zamana dek görülmemiş bir kudrete sahipti. Von Braun ve ekibi yıllar süren çalışma sonucunda Saturn V’i 1967’de test etmeye başladılar ve her uçuşta roketin güvenilirliğini kanıtladılar.

Amerikan Başkanı John F. Kennedy’nin 1961’de koyduğu “on yıl bitmeden Ay’a insan indirme” hedefi, von Braun’un omuzlarındaydı[37][38]. Roket mühendisi ve ekibi, bu ulusal hedefi gerçekleştirmek için yorulmaksızın çalıştılar. Von Braun’un liderlik stili, ekibine ilham veren bir vizyonerlik içeriyordu. Marshall Merkezi’nde genç bir mühendis olan Carolyn Griner yıllar sonra onların çalışma ortamını “Hepimiz o büyük vizyon tarafından motive olmuştuk, önümüzde hiçbir engelin duramayacağına inanıyorduk” sözleriyle hatırladı[39]. Gerçekten de 1960’ların ortasında, Huntsville’deki takım gece gündüz demeden Saturn V’in her cıvatasını mükemmelleştirmeye uğraşırken, zihinlerinde Ay’a ayak basacak astronotların görüntüsü canlanıyordu.

Apollo Zaferi: 27 Ocak 1967’de Apollo programı acı bir kayıpla sarsıldı – Apollo 1 kapsülünde bir test sırasında çıkan yangında üç astronot hayatını kaybetti. Bu trajedi, von Braun ve ekibinin güvenlik önlemlerini tekrar gözden geçirmelerine yol açtı. Saturn V’in ve Apollo uzay aracının tasarımları iyileştirildi. Nihayet 9 Kasım 1967’de insansız Apollo 4 uçuşuyla Saturn V ilk defa tam yüküyle fırlatıldı ve başarıyla hedeflerini gerçekleştirdi. Bu muazzam roketin kükreyen motorları, von Braun’un hem yıllardır süren emeğinin hem de çocukluk düşlerinin somut bir tezahürüydü. Takvimler Aralık 1968’i gösterdiğinde Apollo 8, Saturn V sayesinde Ay yörüngesine insanları taşıyarak tarihte bir ilki gerçekleştirdi – von Braun o fırlatmayı Florida’da rampadan izlerken, roketinin alevleri geceyi aydınlatıyor ve belki de içinden “hedefe bir adım daha yaklaştık” diye geçiriyordu.

16 Temmuz 1969’da Apollo 11 görevi için Saturn V roketinin fırlatılışı. Von Braun’un baş mimarı olduğu bu 111 metre boyundaki dev roket, 7,5 milyon pound itki gücüyle Apollo astronotlarını Ay’a taşıdı. Apollo 11 görevi, ABD’nin ilk Ay’a iniş misyonu olarak tarihe geçti ve Saturn V bu görevi başarıyla yerine getirdi[40][41].

Ve büyük gün: 16 Temmuz 1969 sabahı Apollo 11, von Braun’un eserinin tepesinde üç cesur astronotla Ay’a doğru yola çıktı. Florida’daki fırlatma rampasında Saturn V’in görkemli yükselişini binlerce kişi alkışlarla karşılarken, belki de en gururlu insan von Braun’du. Yıllar önce “yanlış gezegene inen” roketler yapmaktan yakınan bu adam, şimdi insanı başka bir gök cismine ulaştıracak aracı yaratmıştı. Fırlatmadan birkaç gün sonra 20 Temmuz 1969’da Neil Armstrong ve Buzz Aldrin Ay yüzeyine adım attığında, Wernher von Braun’un adı da zaferi getiren kahramanlar arasında anılıyordu. O an, onun için bilim ve mühendislik zaferinin yanı sıra, bir hayalin gerçeğe dönüşmesiydi – insanoğlu Ay’daydı.

Von Braun, Apollo 11’in başarısından sonra kısa bir an için bile olsa rahat bir nefes aldı. Fırlatmadan hemen sonra çekilen bir fotoğrafta koltuğunda arkasına yaslanmış gülümsüyordu; yıllarca omuzladığı sorumluluğun yerine gelmesinin verdiği huzur yüzünden okunuyordu. Ancak onun zihni çoktan bir sonraki hedefe yönelmişti bile: Mars.

roket, füze, taşımak, nakletmek, gökyüzü, füze içeren bir resim

Yapay zeka tarafından oluşturulmuş içerik yanlış olabilir.

APOLLO SONRASI – MARS HEDEFİ VE HAYAL KIRIKLIĞI

Apollo’nun Ardından: Apollo 11 zaferi tüm dünyada coşkuyla kutlanırken, NASA yönetimi ve mühendisleri “şimdi ne yapacağız?” sorusuyla karşı karşıya kaldılar. 1960’ların başında Kennedy Ay hedefini koyduğunda, aslında sonraki adımın Mars olacağı düşünülüyordu. Von Braun da Apollo’nun daha ilk başarılarından itibaren Mars’a insan gönderme planları yapmaya başlamıştı[42]. Nitekim Apollo 11’in üzerinden daha birkaç hafta geçmişti ki, Temmuz 1969’da von Braun öncülüğünde bir çalışma grubu kapsamlı bir insanlı Mars seferi önerisini üst yönetime sunmak üzere hazırladı[43]. O dönemde Başkan Nixon, Apollo sonrasındaki uzay programının gidişatını belirlemek üzere bir Uzay Görev Grubu (Space Task Group) oluşturmuştu. Von Braun’un ekibi de bu gruba Mars misyonu için cesur bir teklif sundu.

Von Braun’un 1969 tarihli Mars seferi tasarısı, adeta Apollo programının devamı niteliğinde, fakat çok daha büyük ölçekli bir vizyondu. Plan dört temel unsurdan oluşuyordu[44]:

·       Saturn V türevi ağır kaldırıcı roketler: Mevcut Saturn V’lerin üretimine devam edilerek tonlarca yükü Dünya yörüngesine taşıyacak roketler.

·       Nükleer motorlu uzay araçları (Nuclear Shuttle): Sıvı hidrojen yakıtını nükleer bir reaktörün ısısıyla ısıtıp yüksek itiş sağlayacak, yeniden kullanılır roket aşamaları[45]. Bu nükleer “feribotlar” Dünya yörüngesinden Mars’a gidiş dönüşte görev yapacaktı.

·       Mars Görev Modülü: Uzay yolculuğu sırasında astronotların yaşayacağı ve çalışacağı büyük bir habitat modülü. İki ayrı uzay gemisinin burun buruna eklemlenip eksen etrafında dönerek yapay yerçekimi oluşturması planlanmıştı[46]. Bu sayede aylarca sürecek yolculukta mürettebatın sıfır yerçekiminde sağlık sorunları yaşamasının önüne geçilecekti.

·       Mars İniş-Aracı (Mars Excursion Module, MEM): Mars yüzeyine iniş yapıp kalkabilecek özel uzayaracı. Üç astronotu Mars’a indirip yaklaşık 1-2 ay yüzeyde yaşamalarını sağlayacak, sonra tekrar yörüngeye çıkaracak şekilde tasarlanmıştı[47][48].

Von Braun’un 1969’daki Mars seferi konseptinde, uzun uzay yolculuğunda yapay yerçekimi elde etmek için iki uzay aracı yörüngede birbirine kenetlenip bir eksen etrafında dönecekti[46]. Bu tasarı, dokuz ay sürecek Dünya-Mars yolculuğunda astronotların kemik ve kas kaybını önlemeyi hedefliyordu. Mars’a varıldığında altı kişilik mürettebatın üçü yörüngede kalırken, üç astronot Mars yüzeyine iniş aracıyla inip keşif yapacaktı[47].

Plana göre Kasım 1981’de ilk Mars yolculuğu başlayabilir, 1982 Ağustos’unda Mars’a varılabilirdi[49]. İki uzay gemisinin birlikte yol alacağı bu misyon, yaklaşık 500 günlük bir serüven olacaktı. Mars yörüngesinde yaklaşık 10 hafta geçirilecek, bu sırada robot sondalar Mars yüzeyine indirilerek örnekler toplayacak ve her şey güvenliyse insanlar inmeye karar verecekti[50][51]. Sonra üç astronot MEM aracıyla Kızıl Gezegen’e inecek, tahminen 30-60 gün boyunca Mars yüzeyinde araştırma yapacaktı[47][52]. Bu süre zarfında küçük bir basınçlı gezici araçla çevreyi keşfedecek, toprak ve kaya örnekleri toplayacaklardı. Görev süresi dolunca ekip, MEM’in üst modülü ile Mars yörüngesindeki ana gemiye dönecek ve iki uzay aracı Ekim 1982’de dönüş yolculuğuna başlayacaktı[51]. Dönüş rotası, hız kesmek amacıyla Şubat 1983’te Venüs’e yakın geçiş yapacak şekilde planlanmıştı; böylece Venüs’e de bir ziyaret imkanı doğuyor ve araçlar Dünya’ya daha düşük hızla yaklaşabiliyordu[53]. Ağustos 1983’te Dünya yörüngesine varan mürettebat, orada inşa edilmiş bir uzay istasyonuna kenetlenecek ve bir uzay mekiği ile Dünya’ya inecekti[54].

Kağıt üzerinde son derece ayrıntılı ve tutkulu olan bu plan, aslında von Braun’un 1950’lerde Collier’s için çizdiği Mars filolarının güncellenmiş bir versiyonu gibiydi. Fakat ortada büyük bir sorun vardı: Bütçe ve siyasi irade. 1960’ların ilk yarısında bütçesi hızla yükselen NASA, Apollo 11’den hemen sonra azalan kamu ilgisi ve Vietnam Savaşı gibi etkenlerle mali kısıtlamalara maruz kalmaya başlamıştı[55]. Von Braun’un Mars rüyasının gerçekleşmesi için, NASA’nın önündeki on yılda bütçesinin muazzam oranda artırılması ve pek çok yeni teknolojinin geliştirilmesi gerekiyordu. Örneğin plan, tekrar kullanılabilir nükleer termal roketler, Dünya yörüngesinde dev bir uzay istasyonu, Ay’da bir lojistik üssü, yeni nesil uzay mekikleri gibi o dönemde henüz konsept aşamasında olan pek çok bileşene dayanıyordu[56][57].

1969’daki Space Task Group raporunda von Braun’un Mars görevi önerisi yer alsa da Başkan Richard Nixon ve Kongre bu vizyona sıcak bakmadılar. Rapor, Ay’a inişlerin bir süre devam ettirilip ardından uzay mekiği geliştirilmesi ve düşük Dünya yörüngesine odaklanılması yönünde sonuçlandı. Nitekim 1970’lerin başında NASA’nın bütçesi zirveden düşüşe geçmiş, Ay programı bile kesintiye uğramıştı. Apollo 20 görevi iptal edildi, Apollo 18 ve 19 da bütçe kısıtıyla iptal edilince insanların Ay macerası 1972’de Apollo 17 ile sona erdi. Von Braun’un çok istediği Mars hedefi ise belirsiz bir geleceğe ertelendi.

Von Braun, 1970 yılında NASA’da merkez üssü Huntsville’i bırakıp Washington DC’ye tayin edildi – ajansın planlama ve strateji ofisinde çalışarak uzun vadeli hedefler için mücadele edecekti[58]. Ancak bu yeni görevinde arzuladığı etkiyi yaratması zor oldu. NASA içinde uzay mekiği (Space Shuttle) projesi öncelik kazanmıştı. Politikacılar, her fırlatmada dev bütçeler yutan tek seferlik roketler yerine, tekrar kullanılabilir uzay araçlarıyla düşük maliyetli rutin uçuşlar yapma fikrine yönelmişlerdi. Von Braun, Mars’a giden yolda önce yeniden Ay’a üs kurulması, nükleer roketler geliştirilmesi gibi aşamaların gerekli olduğunu savunsa da dönemin ekonomik ve siyasi rüzgarları başka yönden esiyordu.

1972’de NASA’nın bütçesi iyice kırpılınca Wernher von Braun hayal kırıklığıyla NASA’dan istifa etti[59]. 60 yaşına yaklaşırken, ömrünü adadığı uzay seferleri vizyonunun gerçekleşmesini kendi kurumunda bile ilerletememenin burukluğunu yaşıyordu. NASA’dan ayrıldıktan sonra özel sektöre, Fairchild Industries’e geçip danışmanlık yaptı. Ayrıca Ulusal Uzay Enstitüsü’nün kuruluşuna öncülük ederek (1975) kamuyu uzay araştırmaları etrafında desteklemeye dönük çalışmalar sürdürdü[60]. Fakat sağlık durumu bozulmaya başlamıştı. Yine de Mars konusundaki tutkusunu yitirmedi: 1970’lerin ortasında dergilere yazılar yazarak, konferanslarda konuşarak insanlığın Mars’a gitmesi gerektiğini anlatmaya devam etti. Ne yazık ki artık zaman onun için tükeniyordu.

16 Haziran 1977’de, 65 yaşında iken Wernher von Braun kanser nedeniyle hayata gözlerini yumdu[60]. Ardında hem parlak başarılarla dolu hem de etik tartışmalarla gölgelenmiş bir miras bıraktı. Nazi Almanyası’na hizmet eden bir mühendis mi, yoksa insanlığı Ay’a taşıyan deha mı olduğu uzun süre tartışıldı. Ancak bir gerçek var ki, Mars’a insan gönderme ülküsü, von Braun’un yaşamı boyunca peşinden koştuğu bir hedef olarak tarihe geçti.

MARS RÜYASININ İZLERİ VE GERÇEKLEŞMEYEN VİZYON

Wernher von Braun’un hayatı boyunca peşini bırakmayan bir hayal vardı: Kızıl Gezegen Mars’a insanlı yolculuk. Bu hayal, gençliğinde okuduğu bilimkurgu öykülerinden, hocası Hermann Oberth’ün fikirlerinden filizlenmişti. Nazilerin himayesinde silah yapmak zorunda kalsa da von Braun hep “sonraki roket bilimsel amaçlı olacak” diyerek kendini motive etti. Amerika’ya geldikten sonra kamuoyu önünde sık sık Mars’tan bahsetti; 1952’deki Collier’s makalelerinde dev Mars filolarını anlattı, 1960’larda Apollo henüz ortadayken bile Mars’a gidecek araçların eskizlerini çiziyordu[61]. Onun vizyonu öylesine ileri görüşlüydü ki, birçok açıdan bugünün Mars planlarına bile ışık tuttu. Örneğin 1940’larda tasarladığı Mars projesinde çoklu fırlatmalar, yörüngede montaj, yerinde kaynak kullanımı (Mars yüzeyinden su elde etme gibi) fikirleri mevcuttu[33][62]. Henüz hiç kimse uzayda insanın aylarca kalmasının etkilerini bilmiyorken, von Braun yapay yerçekimi gerektiğini öngörüyordu[46].

Von Braun’un teknik öngörüleri ne kadar doğruysa ne yazık ki siyasi öngörüleri o kadar gerçekleşmedi. O, Apollo’dan sonra hız kesmeden Mars’a yöneleceğimizi düşünüyordu. Hatta 1950’lerde verdiği demeçlerde “2000 yılına varmadan insan Mars’a ayak basacaktır” şeklinde iddialarda bulunmuştu. Fakat ambisyon ile bütçe arasındaki uçurum, onun planlarının önünü kesti. 1969’da sunduğu bütünleşik Mars programı, NASA bütçesinin 1970’lerde her yıl ciddi oranda artırılmasını gerektiriyordu. Hesaplara göre von Braun’un Mars seferi için NASA bütçesinin 1974’e kadar iki katına çıkarılması gerekebilirdi[63]. Oysa tam tersine, 1970’lerin başında NASA’nın bütçesi düşüşe geçti ve kamuoyu Ay projesini dahi sorgular hale geldi. Vietnam Savaşı’nın ekonomik yükü, iç sorunlar ve “Ay’a gittik, Mars için acelemiz yok” yaklaşımı birleşince, Mars rüyası süresiz ertelendi. Nixon yönetimi 1972’de onayladığı uzay mekiği programıyla kaynakları Dünya yörüngesinde rutin uçuşlara yönlendirdi. Sonuçta von Braun’un Mars projesindeki pek çok unsur – nükleer roketler, uzay üssü, Ay üssü – kağıt üzerinde kaldı; gerçeğe dönüşen tek şey düşük bütçeli Uzay Mekiği programı oldu[64].

Yine de von Braun’un Mars vizyonu tamamen kaybolmadı. Onun ömrü vefa etmedi belki ama sonraki nesil mühendisler ve vizyonerler, bu hedefin peşinden koşmaya devam ettiler. 1980’lerde ve 90’larda NASA içinde ve dışında Mars’a insan gönderme konseptleri üretildiğinde, çoğu kez “von Braun’un öngörüleri” referans alındı. Örneğin 1989’da ABD Başkanı ilk George Bush’un ortaya attığı “Space Exploration Initiative” yine Ay’a dönüş ve Mars’a insan gönderme hedeflerini içeriyordu – tıpkı von Braun’un yıllar önce çizmeye çalıştığı yol haritası gibi.

Aradan geçen on yıllara rağmen, insanoğlu henüz Mars’a ayak basamadı. 2020’li yıllarda NASA yeniden Ay’a dönüş ve ardından Mars’a insan gönderme planları yaparken, özel şirketler de (SpaceX gibi) Mars kolonisi hayallerini dillendirmeye başladı. Bu gelişmeler, Wernher von Braun’un bir zamanlar “ulaşılmaz” görünen Mars rüyasının aslında hiç de unutulmadığını gösteriyor. Hatta denilebilir ki, bugün hala Mars’a gidiş hedefini konuşuyorsak, bunda von Braun’un yarım asır önceki vizyonunun payı büyüktür.

Sonuç olarak, Wernher von Braun’un hayat hikayesi uzay hayallerinin en somut örneklerinden birini barındırır. Genç bir Alman olarak başladığı roket serüveni, insanlığı Ay’a ulaştıran Amerikan rüyasına dönüştü. Mars’a insan gönderme hayali kendi yaşamı boyunca gerçekleşmese de onun çizdiği yol haritası ve yaptığı hazırlıklar bu büyük hedefin önündeki teknik engelleri büyük ölçüde tanımladı. Von Braun, tarihin tartışmalı bir figürü olabilir – Nazi rejimine katılımı ve savaşın yıkımına dolaylı katkısı asla göz ardı edilemez – ancak aynı zamanda 20. yüzyılın en önemli uzay vizyonerlerinden biridir[65]. “İmkânsız” kelimesini lugatından çıkartan bu vizyoner, insanlığın bir gün Mars’a ayak basacağına yürekten inanıyordu. Bugün Ay’da onun adını taşıyan bir krater bulunuyor[65]; belki yarın Mars’ta da hayallerini gerçekleştirenler, Wernher von Braun’u saygıyla anacaktır.



KAYNAKLAR

 Bu kitap boyunca aktarılan bilgiler ve alıntılar çeşitli kaynaklara dayanmaktadır. Wernher von Braun’un teknik başarıları ve yaşam öyküsü hakkında NASA’nın resmi biyografisi[1][35], New Mexico Uzay Tarihi Müzesi’nin derlediği kapsamlı biyografik metin[9][7], von Braun’un kendi yazıları ve tarihçi David Baker’ın analizleri[42][57] başta olmak üzere çok sayıda tarihi belge ve çalışmadan yararlanılmıştır. Özellikle von Braun’un Mars misyonu tasarılarına ilişkin 1969 tarihli sunum notları ve Marshall Uzay Merkezi arşivlerinden görseller, o dönemin vizyonunu anlamamıza ışık tutmuştur[46][47]. Bu kaynakların tam listesi ve erişim bağlantıları, bölümler içinde kaynak numarası biçiminde belirtilmiştir. Wernher von Braun’un uzay hayaline tanıklık eden bu tarihsel kayıtlar, onun gerçekleştirdikleri ve gerçekleştiremedikleriyle birlikte insanlığın uzay serüvenindeki yerini anlamamız için değerlidir.


[1] [6] [10] [11] [14] [16] [18] [20] [22] [35] [38] [58] Wernher von Braun - NASA

https://www.nasa.gov/people/wernher-von-braun/

[2] [4] [12] The dreadful V-2 rockets in rare photographs, 1944-1945 - Rare Historical Photos

https://rarehistoricalphotos.com/v2-rocket-in-pictures/

[3] [5] [7] [9] [13] [15] [17] [19] [21] [23] [24] [25] [36] [59] [60] [65] Wernher von Braun - New Mexico Museum of Space History

https://nmspacemuseum.org/inductee/wernher-von-braun/

[8] The rocket worked perfectly, except for landing on the...

https://libquotes.com/wernher-von-braun/quote/lbu2l0s

[26] Photos: Wernher von Braun | Space

https://www.space.com/15000-photos-wernher-von-braun-space-pioneer.html

[27] [29] [30] [31] [32] [33] [34] [62] The Mars Project - Wikipedia

https://en.wikipedia.org/wiki/The_Mars_Project

[28] [39] [61] Past Visionaries: von Braun and Project Orion | APPEL Knowledge Services

https://appel.nasa.gov/2010/03/04/aa_3-1_f_past-html/

[37] [42] [43] [44] [45] [46] [47] [48] [49] [50] [51] [52] [53] [54] [55] [56] [57] [63] [64] Wernher von Braun's forgotten mission to Mars | BBC Sky at Night Magazine

https://www.skyatnightmagazine.com/space-missions/wernher-von-brauns-forgotten-mission-mars

[40] [41] Launch of Apollo 11 - NASA

https://www.nasa.gov/image-article/launch-of-apollo-11/

0 Yanıt "WERNHER VON BRAUN VE MARS RÜYASI"

Yorum Gönder

Lütfen Etik Kurallara ve Kamu haklarını göz önünde bulundurarak yorum yapınız...

Iklan Atas Artikel

Iklan Tengah Artikel 1

Iklan Tengah Artikel 2

Iklan Bawah Artikel