Galaksi Federasyonu - Bölüm: 108 Ceres Kayboldu
Güneş sisteminin en gizemli yapay dünyası Ceres, insanlığın Güneş sisteminin en ilginç yapay dünyası olan Ceres, insan medeniyetinin en güzel örneklerinden biriydi. Geniş yüzeyinde inşa edilmiş şehir kompleksleri; geçmişin izlerini taşıyan tarihi tüneller ile geleceğin parıltılı kulelerinin iç içe geçtiği modern yapılarla, zarif bir örümcek ağı gibi örülmüştü. Kolonistler, bu cüce gezegeni, yerçekimsiz ortama uyum sağlamak için yüzyıllar önce inşa edilen "Destek Kıyafetleri Müzesi’ni bile barındıran bir açık hava arşivine dönüştürmüştü. Ancak çekirdeğe yerleştirilen graviton dinamoları, artık Dünya benzeri bir yerçekimi sağlıyordu. Bu teknoloji, madenlerin derinliklerinde çalışan işçilerden, yörünge asansörlerinin cam koridorlarında dolaşan turistlere kadar herkesin hayatını kolaylaştırmıştı.
Şehir merkezlerinde, temiz enerjili hava hatları ve sanatsal tasarımlı yörünge asansörleri uzaya doğru zarif çizgiler halinde yükseliyordu. Enerjiyi atmosferden toplayan "Hava İplikleri" adı verilen şeffaf tüpler, gökyüzüne doğru dalgalanıyordu. Bu iplikler, güneş ışığını kırarak gece vakti turkuaz bir ışık dansı oluşturarak solgun mavi parıltılar örüyordu, yavaşça dönen gaz ve toz bantları ufku gizemli bir örtü gibi sarıyordu.
Ceres'te yaşayanlar; insan kolonistleri, ileri düzey ifrit operatörleri ve Tetraform uyumlu biyomekanik mültecilerdi. Çoğu kişi, maden işletmeleri, biyoteknolojik araştırmalar ve atmosfer stabilizasyonu projelerinde çalışıyordu.
Ancak o gün, gökyüzü alışılmadık bir huzursuzlukla doluydu.
Aslında her şey sıradan başlamıştı. Uruk saatiyle saat 11:37'de, merkez yerçekimi kulelerinden sismik bir uyarı sinyali geldi.
İlk önce zeminde, neredeyse algılanamayacak kadar hafif bir titreşim hissedildi. Ardından bu dalgalanma yayıldı; maden platformları ve atmosfer jeneratörlerinin çelik kolonları üzerinde ince çatlaklar oluştu. Soluk mavi parıltıların yerini, elektrik mavisi şimşekler almıştı.
ta ki Uruk saati 11:37'yi gösterene kadar.
Merkez Kontrol Kulesi’ndeki monitörler, aniden kırmızı uyarılarla titreşti. Operatör Ertuğrul, ekranlara yansıyan verileri yorumlamaya çalışırken ter damlaları alnından süzüldü. "Yörünge parametreleri sapma gösteriyor! Çekim dinamoları aşırı ısınma sinyali veriyor!" diye bağırdı. Arkasındaki holografik harita, Ceres’in yörüngesindeki sapmayı gösteriyordu: gezegen, Jüpiter’in çekim alanına doğru sürüklenir gibiydi. Ancak bu imkânsızdı Ceres, asteroid kuşağında sabitti.
Federasyon’un Uzay-Zaman Anomali İzleme Ajansı hemen uyarıldı.
Anomali izleme komisyonundan gelen raporlar daha da korkutucuydu: bölge uzay zamanı bükülmeye başlamıştı.
Aynı anda, yeraltı madenlerinde çalışan bir ekip, tünellerdeki titreme nedeniyle iletişim hatlarını kaybetmişti. Mühendis kirman, kaskının içindeki telsize vurarak, "Yüzeyde ne oluyor? Dinamolar patlıyor mu?" diye sordu. Cevap gelmedi. Tünel duvarlarındaki çatlaklardan, yapay yerçekiminin dengesizleştiğini gösteren toz bulutları sızıyordu.
Ceres’in çevresinde kurulu olan sensör dizileri beklenenden hızlı bir şekilde devre dışı kaldı.
Federasyonun merkez üssü olan Dünya'daki Likya Üst Gözlemevi, anlık veri kaybı yaşadıklarını rapor etti.
Görevli bilim insanı Dr. Saffet Kharun notlarına aceleyle şunları yazdı:
"Ceres’in çevresindeki uzay-zaman dokusu bükülüyor. Standart manyetik alanlar aşırı anormallik gösteriyor. Yapay graviton istikrarı kaybedildi. Kayıp neredeyse kaçınılmaz."
Ceres sakinleri, şehir meydanlarında toplanarak gökyüzüne baktılar. Atmosferin üst katmanlarında görünmeyen dalgalar, soluk yeşil ve mavi şeritler halinde akıyordu. İnsanlar, ifritler, çocuklar, mülteciler ve bilim insanları toplanmıştı.
Federasyon’un Likya Üst Gözlemevi’ndeki bilim insanları, Ceres’te gelen son sinyalleri analiz ederken donup kaldı. Dr. Saffet Kharun, elindeki veri pad’i öfkeyle masaya vurdu: "Graviton dalgaları kontrol edilemez seviyede! uzay-zaman dokusu resmen bıçakla kesiliyor!" Ekibin genç üyesi Aylin, solgun bir sesle ekledi: "Peki bu anomaliyi tetikleyen ne?"
Ceres’in yüzeyinde ise durum daha vahimdi. Yörünge asansörlerinin cam koridorlarında mahsur kalanlar, dışarıda dans eden yeşil-mavi auroraları izliyordu. Gözler yukarıda, gökyüzünde dalgalanan tuhaf, yeşil-mavi Auroralar arasında kaybolmuştu. İyonize partiküller, atmosferde yılanımsı şeritler oluşturuyor, bazıları yere kadar uzayıp kablolara çarparak kıvılcım saçıyordu. Bir anne, çocuğunu sığınağa çekerken, "Endişelenme, bu sadece bir manyetik fırtına!" dese de sesindeki titreme yalan söylüyordu.
Ifrit operatörü Zara, Tetraform mültecilerden oluşan bir grubu yeraltı sığınağına götürmeye çalışıyordu. Biyomekanik koluyla kapıyı zorlarken, arkasındakilere döndü: "Enerji çekirdeği stabilize olmazsa, tüm gezegen bir solucan deliğine yem olacak!" Ancak sığınağın girişi, aniden çöken bir kule enkazıyla kapanmıştı. Zara, gözlerini kapayıp içgüdüsel olarak ışınlanma yeteneğini kullandı ancak bedeni sadece birkaç metre öteye, enkazın diğer tarafına ışınlandı. "Zaman çarpıtılıyor…" diye mırıldandı.
Birçok kişi dualar etti, bazı ifritler, tetraformlar ve ışınlayıcı teknolojisine sahip vatandaşlar bilgisizce meçhule doğru ışınlandılar. yörünge asansörlerinin üst kısmında olan kişiler ise uzay araçlarına binip mümkün olduğunca uzağa kaçtılar. Yüzeyde, kaos hakimdi. Bazıları yörünge asansörlerine koşarken, diğerleri acil uzay mekiklerine biniyordu. Ancak asansörlerden birinin üst kısmı, aniden koparak uzay boşluğuna savruldu. İçindekiler, cam koridordan çekildikleri alanın devasa karanlığını seyrederken, son anlarını sessizce kabullenmiş gibiydi.
Dakikalar içinde Ceres'in yüzeyi bir anda yarı saydamlaştı. Sokaklar, madenler, kütüphaneler, laboratuvarlar hepsi birer hayal gibi titredi. Ceres’in yarı saydamlaşan yüzeyi, artık bir hayaletten farksızdı. Şehirlerin siluetleri, camdan heykeller gibi titreşiyordu. Madenlerdeki işçiler, ellerindeki kazmaların ışığı geçirdiğini görünce çığlık attı.
Dr. Kharun, son bir umutla gezegenin manyetik imzasını tararken, monitördeki grafikler anlamsız sembollere dönüştü. "Artık burada değil… Başka bir katmanda!" diye haykırdı.
Son anlarında, Ceres’in üzerinde devasa bir solucan deliği belirdi. İçinden, yıldızların bile büküldüğü bir girdap yükseldi. Bir çocuk, annesine "Bak, gökyüzü yırtılıyor!" diye ağladı. Ardından, Son beyaz bir flaş patlaması tüm gezegeni yuttu. Ceres bir anda gözden kayboldu. Geride, boşlukta sallanan kopmuş bir yörünge asansörü bozulmuş manyetik alanlar ve hafifçe sarsılan yıldız tozları kaldı.














0 Yanıt "Galaksi Federasyonu - Bölüm: 108 Ceres Kayboldu"
Yorum Gönder
Lütfen Etik Kurallara ve Kamu haklarını göz önünde bulundurarak yorum yapınız...