Galaksi Federasyonu - Bölüm: 92 Saklı Geçitler
Rorya şehri, bol yağmurlu mevsimlerinde cıva zehirlenmesine karşı yeraltı şehirleriyle ünlüydü. Bu labirent gibi tüneller, sadece güvenli bir sığınak değil, aynı zamanda ucuz el işçiliklerinin sergilendiği eşsiz yerlerdi. Her sokağın başında, her caddenin ve resmi dairenin ucunda yeraltına açılan kapılar bulunuyordu. Ancak bu kapılar, sadece sıradan insanların bildiği yerler değildi. Yüzlerce metre derinlikte, bilimsel araştırmaların yürütüldüğü gizli laboratuvarlara açılan geçitler de vardı...
Şehrin en gözde mahallelerinden birinde, yüksek taş
duvarlarla çevrili bir malikâne yükseliyordu. Kail’in mirası, yalnızca
servetiyle değil, taşıdığı sırlarla da büyüleyiciydi. Yedi kat altında, Federasyon’un
gözünden kaçan iki farklı teknolojiyi barındırıyordu. Şehrin üzerine çöken
yağmur bulutları, sokakları ıslak bir örtüye bürümüştü. Yeraltı şehrinin
girişlerinde, insanlar sığınaklara doğru akın ediyordu. Ancak bu kalabalığın
içinde, farklı bir amaçla hareket eden iki kişi vardı: Elara ve Kail.
Elara: yağmurdan korunmak için ceketinin yakasını kaldırarak
“Bu gece her şeyi bitirmeliyiz, Kail. Federasyon’un bu laboratuvarları
keşfetmesine izin veremeyiz.”
Kail: Gözlerini soğukkanlı bir şekilde etrafa gezdirerek “Savaş
tüm geçitleri yerle bir etmiş ancak harita elimde Saklı geçitlere giriyoruz.”
Tünel, onları yeraltı şehrinin kalabalık sokaklarına
götürdü. Burada, el işçiliği yapan zanaatkârlar, yağmurdan kaçan insanlar ve
ticaretle uğraşan tüccarlar vardı. Ancak Elara ve Kail’in hedefi daha
derinlerdeydi.
Elara: (Kail’e dönerek) “Haritaya göre, laboratuvara giden
gizli geçit buradan başlıyor. Ama dikkatli olmalıyız. Federasyon’un ajanları
burada olabilir.”
İkisi, bir dizi karmaşık tünelden geçerek, yüzlerce metre
derinlikteki bir kapıya ulaştı. Kapının üzerinde, eski bir sembol vardı:
Anomali Tahmin Projesi’nin logosu.
Kail: (sembole bakarak) “Daniel’in mirası burada. Ama bu
kadar derine nasıl indirdiler?”
Elara: (kapıyı açmaya çalışırken) “Daniel, bu
laboratuvarları Federasyon’dan saklamak için her şeyi yaptı. Şimdi onun
çalışmalarını korumak bize düşüyor.”
Kapı açıldığında, içerideki laboratuvar onları şaşkına
çevirdi. Holografik ekranlar, eski veri depolama cihazları ve Daniel’in
notlarıyla dolu bir oda... Ancak bir şey yanlıştı.
Elara: (endişeli bir sesle) “Birisi burada olmalı. Veriler
karıştırılmış.”
Tam o anda, gölgelerin arasından bir ses duyuldu.
Yabancı Ses: “Elara, Kail... Uzun zamandır sizi
bekliyordum.”
Gölgelerden çıkan kişi, Federasyon’un en tehlikeli
ajanlarından biriydi: Gölge haramisi lakaplı Agent Veyra.
Agent Veyra: Soğuk bir gülümsemeyle “Daniel’in mirasını
korumak için ne kadar çabaladığınızı takdir ediyorum. Ama artık bu oyun bitti.”
Kail: silahını çekerek savunma pozisyonu aldı “Bu miras,
sizin gibi insanların eline geçmeyecek.”
O anda Nergal devreye girerek Veyra’yı yakaladı.
“Bunu nasıl başardın, bu mümkün değil, Yakaza alemi tamamen
birbirinden kopmuştu.”
Elleri bağlanmış olan Veyra gülümseyerek cevap verdi “Yeni
düzen Nergal, artık yeni bir çağ başlıyor ve sizler elbet tekrar bize katılacaksınız.”
“seni konuşturmak oldukça zor bir iştir ancak Yakaza’nın da
bir zaafı var Gölge Haramisi, atalarımız Sümerler sizleri çok güzel öttürürdü.”
Cebinden çıkardığı antik çağlardan kalma hiyerogliflerle işlenmiş
toplu iğneyi Veyra’nın geçiş giysisine batırdı ve o anda tüm laboratuvarı delen
ince, tiz seslerle yükselen çığlıklar yükseldi. Tünelin karanlığına yankılanan
çığlık, yeraltı şehrindeki uğultuyu bastırdı. Elara, irkilerek bir adım
geriledi, ancak gözlerini Veyra’dan ayırmadı. Kail ise silahını hâlâ kararlı
bir şekilde tutuyor, herhangi bir tehdide anında karşılık vermeye hazır bekliyordu.
“Aaaaah, olamaz, bunu nasıl yaptın, ben şimdiye dek iradem
dışında hiç konuşmadım, şeytaaan!”
Nergal sessiz bir tıslamayla iğnede yer alan metinleri
okudu.
“Ey gölgelerin ardında saklanan gizlilik, Açığa çık ve
gerçek olanı söyle, gılgamışın sesini dinle”
O anda Veyra hipnoz olmuş gözleri büyümüştü, yüzü acıyla
buruşmuştu. Ancak asıl korkutucu olan, iradesinin dışında konuşmaya
başlamasıydı. Sözleri, ritmik bir şekilde, sanki bir büyünün etkisindeymiş gibi
dökülüyordu:
"Kapakkent’te... Federasyon’un ana istasyonu... Anomali
Tahmin Projesi’nin kalbi orada... Daniel’in çalışmalarını yok etmek için
gönderildik... Yakaza’daki tüm geçişler tekrar kontrol altına alındı... Şehir
duvarlarının altındaki eski yollar kullanılarak..."
Nergal, Veyra’nın zihnine kazınmış bilgilerin hızla akışına
tanıklık ederken, gözlerini kısıp dikkatle dinledi. Elara, şaşkınlık ve öfkeyle
sordu:
"Kapakkent’te ne yapıyorlar? Daniel’in projesini neden
yok etmek istiyorlar?"
Veyra, çığlıklar içinde titrerken kelimeler ağzından
dökülmeye devam etti:
"Parna... Anomalilerin doğasını değiştirdi... Zamanı
büken yeni bir form geliştirdi... Eğer bunu tamamlayabilirse federasyon eski
gücüne kavuşacak, ancak sizler anomali zamanlamasını çok düşük bir hata payıyla
tahmin ediyorsunuz, bizler tekrar ayağa kalkana dek iyice güçlenmemeniz adına
bu projenin yaygınlaşmasını önlemeliyiz, Güneşliler, Likyalılar ve birçok bölge
bizlerden ayrılmak üzere harekete geçti, buna siz sebep oldunuz…”
Kail, duydukları karşısında dişlerini sıktı. Federasyon, bu
teknolojiyi yok ederse yeraltı şehirlerindeki denge tamamen bozulacaktı. Elara,
bir an bile tereddüt etmeden Nergal’e döndü:
"O zaman biz de çalışmaları güvenli bir yere taşımak
zorundayız. Bu laboratuvar artık güvende değil."
Nergal, hafifçe başını salladı ve cebinden küçük bir
holografik disk çıkardı. Diski Daniel’in eski veri terminallerinden birine
yerleştirdiğinde, mavi ışık huzmeleriyle dolu bir arayüz açıldı. Hızlıca
dosyaları tarayarak, en kritik bilgileri kopyalamaya başladı.
O anda, yeraltı şehrinin uzak koridorlarından yankılanan
metalik ayak sesleri duyuldu. Kail, sesin kaynağına doğru yöneldiğinde, tünelin
girişinde silahlarını hazır tutmuş bir grup Federasyon ajanını gördü. Gölge
haramisi Veyra, zorla kendini toparlayarak sırıttı:
"Geç kaldınız... Yakaza’nın karanlıkları sizin için de
bir son olacak."
Elara ve Kail, silahlarını hızla kaldırarak savunma
pozisyonu aldılar. Nergal ise veri aktarımının tamamlanmasını beklerken
Veyra’ya döndü ve soğukkanlı bir sesle fısıldadı:
"Sizlere gerçek formunuzu gösterip gizli bilgileri
sızdırdığınızda hangi ceza veriliyordu İfrit Veyra”
“Yakılmak ve evrenin ateşine karışmak…”
“Senin için üzgünüm Veyra, bin yıllardır hayattasın öyle
değil mi? Peki kaç zamandır?”
“Federasyonun Dünyamızı işgal ettiği günlerden beri
ayaktayım, bu uğurda galakside belki de trilyonlarca masum öldü..”
“Peki sen, hiçbirini öldürdün mü?”
“Milyarlarca ve milyarlarcasını, atılan çığlıklar formumu
güçlendirdi ve daha fazla yaşamamı sağladı.”
“Eskiler ne derdi bilirsin o halde, Cehennemin dibine kadar…”
“Sizin için bir iyilik yapabilirim.”
“Nasıl bir iyilik Veyra.”
“Bilgilerin kopyası elimde, formumu ancak iki şey yakabilir,
bilirsin ki sen sadece beni bir süre durdurabilirsin Nergal.”
“Peki ne yapmayı planlıyorsun Veyra.”
“Kendimi İmha etmeyi Nergal, Gururum prensiplerimizin de
ötesindedir, bilirsin, sen de bir şeytansın, ancak sonradan pişman oldun, keşke
gururu yenmenin bir yolunu öğrenebilseydim.”
Nergal hafifçe başını öne eğdi ve İfritin gözlerini
elleriyle kapattı.
“Düşünmek Veyra, insanlar gibi düşünmek, uzun yıllar senelerce
düşünmek, insanları yıllarca inceledim, onların kalbinde her zaman pişmanlık
vardır, onların içerisinde yıllarca yaşayıp kötülük yapmak yerine onları taklit
etmek, onlar gibi yaşamaya başlamaktır, onların yediğinden, içtiğinden ve giydiğinden
örnek almak.”
“Ama bu maddeleşmektir, bizleri yok eder.”
“Atalarım insanların ilk medeniyetini kurduğu hatta
Sümerlilerden öncesini hatırlarım, gökyüzü daha mavi, sular daha berraktı, doğa
daha temizdi ve içerisindekiler daha mutluydu, o günlerde daha küçüktüm, büyüklerim
doğruluğun asla sana zarar vermeyeceğini, Ne olursa olsun pişmanlığın her zaman
bir şekilde yolunun olduğunu bizlere öğretti. Yıllarca nesilden nesile hayatta
kalan güçlü bir şeytandım ancak bir gün Konya sokaklarında dolaşırken küçük bir
tekke de kulağıma gelen bir ses beni derinden etkilemişti
Ne olursan ol yine gel, defalarca vazgeçsen bile…
O anda aklıma büyüklerimin telkini geldi Veyra, günlerce gerek
kara kedi kılığında gerekse onların kılığında tekkedeki insanların arasında
dolaşarak onları izledim, örnek aldım, sonra maddeleşerek bu günkü formuma dönüştüm.”
“Demek öyle, hal bu ki seni şehri istila etmek için kara şamanlar
göndermişti öyle değil mi “
“Evet Veyra…”
“Hoşça kal Nergal, binlerce kez vazgeçsem de yine pişmanım, yıldızların
ışığı karanlığı delsin, gözlerindeki umut hiç tükenmesin…”
Son sözlerini söyleyip, kıvılcımdan yükselen alevlerle tamamen
yandı,. Tılsımlı iğne uçuşan cürufların arasından süzülerek yere düştü, Nergal
ise gözleri yaşlı bir şekilde onu izledi Ardından “Amin…” diyerek eğilip
yerdeki iğneyi tekrardan cebine koydu. Ayağa kalkıp kanatlarını açarak beton
duvarlarla çevrili yeraltının tavanından gökyüzünü izledi.
Federasyon güçleri tarafından gönderilen diğer harmoniklerin olay yerine ulaşmadan kanatlarının altına aldığı Elara ve Kaille birlikte ışınlanarak ortadan kayboldular.



0 Yanıt "Galaksi Federasyonu - Bölüm: 92 Saklı Geçitler"
Yorum Gönder
Lütfen Etik Kurallara ve Kamu haklarını göz önünde bulundurarak yorum yapınız...