Galaksi Federasyonu - Bölüm: 77 Aksum
Nova Prime’deki isyanlar, Aksum’daki Federasyon
kuvvetlerinin yarısını tüketmişti. Ayaklanmalar, üs etrafına sıçrayan bir
yangın gibi yayıldı; askeri hatlar, sabit ve düzenli savunmanın yerini kaotik,
birbirine geçmiş çatışmalara bırakıyordu.
Aksum’un stratejik konumundaki üssü, yıllarca Federasyon’un
güçlü disipliniyle korunduğu halde, bu isyanlar oradaki güvenlik şebekesini
yerle bir etmişti. Üssün duvarları arasından yükselen duman, ateşin kızıl
tonlarını taşıyor; çarpan mızraklar, lazer silahlarının izleri, her yanda
umutsuzluk ve öfke hakimdi.
Komutanlar, üssün kontrol odasında acil toplantılar
yaparken, teknolojik sistemler çökmüş, Faal Akıl’ın dağılmaya başlamış veri
akışları, bu savaşın boyutlarını gözler önüne seriyordu.
“Bu isyanlar, sadece yerel bir kargaşa değil, tüm
Federasyon’un dengesini tehdit ediyor,” diye haykırdı bir subay, ekranlarda
beliren kırmızı uyarı ışıkları eşliğinde.
Aksum’un üssü, artık ordu düzeninin zayıfladığı, karanlık
bir geleceğin habercisi gibiydi. Ayaklanmaların getirdiği yıkım, orduyu ikiye
bölmüş, genç askerler ve deneyimli komutanlar arasında derin bir çatışma
koparmıştı.
Bazı birlikler, isyancılara karşı acımasızca karşılık
verirken; diğerleri Federasyon’un eski protokollerine bağlı kalarak, şiddeti
minimumda tutmaya çalışıyordu. Ancak ayaklanmalar, her geçen dakika daha da
büyüyor, üssün çevresinde yer alan savunma sistemlerini alt üst ediyordu.
Aksum isyancı kuvvetleri dünyadaki Ayrılıkçı Özgür
Kolonistler Hareketi’nin kendilerine sağladığı mühimmat yardımıyla askerler federasyona
ait üssün etrafını tamamen sarmıştı. Federasyon ordusu ise içeriden parçalanmış
bir haldeydi. Genç askerler, deneyimli komutanların stratejilerini sorguluyor,
hatta bazen açıkça itaatsizlik ediyordu. Bu durum, ordunun birliğini ve
disiplinini ciddi şekilde zedelemişti.
Üssün komuta merkezinde, General kalahari, haritalar ve
strateji raporları arasında oturmuş, durumu değerlendiriyordu. Yanındaki genç
subaylar, aceleci ve saldırgan bir tutum sergilerken, kalahari daha temkinli ve
stratejik bir yaklaşım benimsiyordu. Ancak gençlerin sabırsızlığı ve
isyancıların giderek artan baskısı, onun planlarını bozmaya başlamıştı.
"General, eğer hemen harekete geçmezsek, üssü tamamen
kaybedeceğiz!" diye bağırdı genç bir teğmen, yüzünde endişe ve öfke
karışımı bir ifadeyle.
kalahari, derin bir nefes aldı ve gözlerini kapattı.
"Sabırlı ol, Teğmen. Acele etmek, bizi daha da zor duruma sokabilir.
İsyancıların zayıf noktalarını bulmalıyız. Onlara karşı doğru zamanda, doğru
hamleyi yapmalıyız."
Ancak genç subayların sabrı tükenmişti. İsyancıların üssün
savunma sistemlerini alt üst etmesi, onları daha da cesaretlendiriyordu.
İçerideki çatışma, dışarıdaki tehditten daha tehlikeli hale gelmişti.
Federasyon'un birliği ve disiplini, bu karanlık geleceğin habercisi olan Aksum
Üssü'nde çöküyordu.
Ve o anda, üssün dışındaki isyancılar, son bir hamleyle
savunma hatlarını aştı. Aksum Üssü, artık tamamen kuşatılmıştı.
Nova Prime federasyonun tüm şiddetli müdahalelerine rağmen
tamamen düşmüştü, Pala royal'in Antila- 2 galaksisini simgeleyen flamaları
şehrin en yüksek kulesine asılmıştı, gezegendeki savunma birimleri emniyete
alındıktan sonra ayrılıkçı birliklerden bir kısmı da gökyüzünden süzülerek Aksum
semalarında kaçan federasyon araçlarını bir kuş gibi avlıyordu adeta.
Aksum Üssü’nün semaları, alevler içinde yanan Federasyon
araçlarının dumanıyla kaplanmıştı. Ayrılıkçı birlikler, Nova Prime’ın
düşüşünden sonra adeta bir zafer sarhoşluğu içindeydi. Gökyüzünde süzülen avcı
gemileri, kaçmaya çalışan Federasyon araçlarını birer birer avlıyor, üssün
etrafını saran ateş çemberi giderek daralıyordu. Aksum, artık Federasyon’un
değil, isyancıların kontrolüne geçmek üzereydi.
Üssün içinde ise durum daha da içler acısıydı. General
Kalahari, komuta merkezinde son bir umutla direniyordu. Ancak genç subayların
sabırsızlığı ve isyancıların baskısı, onun stratejik planlarını alt üst
etmişti. Savunma hatları bir bir çökmüş, teknolojik sistemler tamamen devre
dışı kalmıştı. Faal Akıl’ın veri akışları kesilmiş, üssün iç iletişimi tamamen
kopmuştu. Artık her şey, insanların elindeki silahlara ve kararlarına kalmıştı.
“General, daha fazla bekleyemeyiz!” diye haykırdı bir başka
subay, yüzünde panik ve öfke karışımı bir ifadeyle. “Eğer şimdi harekete
geçmezsek, hepimiz burada öleceğiz!”
Kalahari, gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı. Üssün
dışından gelen patlama sesleri, duvarları sarsıyordu. İsyancılar, son savunma
hatlarını da aşmıştı. Artık üssün içine doğru ilerliyorlardı. General, bir an
için geçmişi düşündü. Federasyon’un güçlü olduğu, disiplin ve düzenin hakim
olduğu günleri… Ancak şimdi, o günler çok uzakta kalmıştı.
“Pekala,” diye mırıldandı Kalahari, gözlerini açarak. “Eğer
ölmek kaçınılmazsa, o zaman bunu onurlu bir şekilde yapacağız. Tüm birlikler,
son savunma pozisyonlarına çekilsin. İsyancıların ilerleyişini yavaşlatmaya
çalışın. Her bir saniye, bize zaman kazandıracak.”
Ancak genç subayların çoğu, artık General’in emirlerini
dinlemiyordu. Bazıları kendi başlarına hareket ediyor, isyancılara karşı
umutsuzca saldırılar düzenliyordu. Diğerleri ise kaçmak için son bir çaba sarf
ediyor, üssün gizli tünellerine doğru ilerliyordu. Federasyon’un birliği ve
disiplini, tamamen çökmüştü.
İsyancılar, üssün ana kapılarını kırarak içeri daldı. Lazer
silahlarının sesleri, koridorlarda yankılanıyordu. Federasyon askerleri, son
bir direniş gösteriyor, ancak sayıca ve morallenmiş isyancılar karşısında
tutunamıyordu. Her yerde ölüm ve yıkım vardı.
General Kalahari, komuta merkezinde son bir kez etrafına
baktı. Ekranlar tamamen kararmış, Faal Akıl’ın sesi kesilmişti. Yanındaki
birkaç sadık subay, son bir umutla ona bakıyordu.
“General, ne yapacağız?” diye sordu biri, sesi titreyerek.
Kalahari, gözlerinde bir kararlılıkla cevap verdi:
“Federasyon’un onuru için savaşacağız. Bu üssü, bu gece düşecek. Ancak biz,
onurlu bir şekilde savaşarak öleceğiz. Tarih, bizi hatırlayacak.”
O anda, isyancılar komuta merkezine ulaştı. Kapılar
patlayarak içeri uçtu. General Kalahari ve son kalan askerler, son bir direniş
gösterdi. Ancak sayıca üstün olan isyancılar, onları hızla etkisiz hale
getirdi.
Aksum Üssü, o gece tamamen düştü. Federasyon’un bu güçlü
kalesi, isyancıların eline geçti. Nova Prime’ın düşüşüyle başlayan bu isyan
dalgası, artık tüm galaksiye yayılıyordu. Federasyon’un düzeni ve disiplini,
yerini kaosa ve anarşiye bırakmıştı.
Ve o gece, Aksum’un gökyüzünde yükselen alevler, uzayın
hasta adamı federasyonun çaresizliğini gösteriyordu.

0 Yanıt "Galaksi Federasyonu - Bölüm: 77 Aksum"
Yorum Gönder
Lütfen Etik Kurallara ve Kamu haklarını göz önünde bulundurarak yorum yapınız...