-->
Galaksi Federasyonu - Bölüm: 51 Bekleyiş

Galaksi Federasyonu - Bölüm: 51 Bekleyiş

 


Bekleyiş

Üzerinden beş yıl geçmişti kayboluştan, oğul beş yaşına basmıştı, Fahri kayboldu kaybolalı üzerine ne bir güneş ne de mutluluk serpintileri yeşeriyordu Türkan’ın. Her sabah aynı umutla uyanıyor, aynı hayal kırıklığıyla güne veda ediyordu. Evin her köşesi, her eşyası Fahri'yi hatırlatıyor, acısını tazeliyordu.

Oğulları beş yaşına bastığında, Türkan için zaman sanki durmuştu. Eşi kaybolduktan sonra dünyası kararmış, hayatın neşesi, rengi silinmişti. Oğluna hem anne hem baba olmaya çalışsa da kalbinin derinlerinde hep eksik bir yan vardı. Fahri'nin bir gün çıkıp geleceğine dair umut hiç tükenmiyordu. Kapı çaldığında, telefon çaldığında, hatta rüzgâr pencereleri titrettiğinde bile kalbi yerinden çıkacakmış gibi atıyordu.

Gözleri sürekli uzaklara dalar, geceleri uykusuz geçerdi. Çevresindekiler ona teselli vermeye çalışsa da Türkan’ın içinde bir yerlerde hep bir boşluk, hep bir eksiklik kalıyordu. Beş yılın ardından bile, bekleyiş bitmemişti Zaman geçiyor, dünya dönüyordu ama Türkan’ın bekleyişi hiç sona ermiyordu. Her geçen gün, kaybolan eşine olan özlemi daha da derinleşiyor, oğluyla birlikte hayata tutunmaya çalışıyordu.  Fırsat buldukça bir ümit, yıldızlararası derin uzaya sürekli mesajlar gönderiyordu. Türkan, evin dört bir yanını Fahri’nin hatıralarıyla doldururken, geceleri, oğlunu uyuttuktan sonra, bilgisayarın başına geçer, uzun saatler boyunca mesajlar yazardı. “Fahri, neredesin? Seni bekliyoruz. Oğlun büyüyor, seni çok özlüyor.” Bu mesajları, yıldızlararası derin uzaya göndermek için özel cihazlar kullanırdı. Bilim insanlarının geliştirdiği bu cihazlar, uzayın derinliklerine daha güçlü sinyaller yollayabiliyordu. Her mesaj, içinde taşıdığı özlemi ve sevgiyi yansıtıyordu. Belki bir gün, bir yerlerde, Fahri bu mesajları alır ve geri dönerdi.

Mesajlar göndermek, Türkan için bir ritüel haline gelmişti. Her gece, aynı saatte bilgisayarın başına geçer, yıldızların altında Fahri’ye ulaşmaya çalışırdı. Gözleri dolu dolu, yüreği umut dolu bir şekilde, her mesajı büyük bir özenle yazardı. Bilirdi ki, umut etmek, beklemekten daha güçlü bir eylemdi.

Bir bahar sabahı çiçekler açarken, gökyüzünde kuşlar ötüşüp bulutlar arasından güneş ışıkları aralanırken, sığınaktan yüzeye çıkıp oğluyla beraber düzce sokaklarında adımlıyordu, yeşilliklerle dolu parkın bir köşesinde bankta biraz soluklanmak için oturmuştu, Oğlunun neşeyle oynadığı anları izlerken tam o sırada, parkın girişinde tanıdık iki siluet belirdi. Fahri’nin en yakın arkadaşları, Bayram ve Sacit, çıkagelmişti. Türkan onları gördüğünde bir an kalbi küt küt atmaya başladı. Uzun süredir görmediği bu iki dostu bir arada görmek, içinde bir şeylerin hareketlenmesine neden olmuştu. Elindeki pamuk şekeri bir anda yere düştü, sanki tüm dünya bir anlığına durmuştu.

“Merhaba Türkan Hanım,” dedi Bayram.

“Merhaba, hoş geldiniz. Yoksa Fahri’den bir haber mi var?” diye sordu Türkan, kalbi hızla çarparak.

“Hayır, sizi ziyarete geldik,” dedi Bayram, hafif bir tebessümle. “Aradan beş yıl geçti, uzaydaki anomali artık tüm federasyonu etkiler oldu. Zaman kavramı ve anlayışı değişti. Bizim gezegenimizde on yıl geçti, burada ise beş yıl geçmiş. Kim bilir başka diyarlarda neler oldu?”

Türkan’ın yüzündeki heyecan ve umut, bir anda şaşkınlığa dönüştü. Uzayda zamanın farklı akması ona hep bir gizem gibi gelmişti, ama şimdi bu gerçeklikle yüzleşmek onu sarsmıştı. Bayram’ın sözleri, beklenmedik bir haberin kapısını aralıyordu.

“On yıl mı geçti?” diye mırıldandı Türkan. “Bu nasıl mümkün olabilir?”

Sacit, sakin bir şekilde Türkan’ın yanına oturdu. “Evet, Türkan. Uzayda zaman, farklı yerlerde farklı hızlarda akıyor. Bizim dünyamızda on yıl geçmişken, burada beş yıl geçmiş. Bu, anomali yüzünden. Bu yüzden Federasyon’da zaman kavramı tamamen değişti. Herkes bu yeni gerçeklikle başa çıkmaya çalışıyor.”

Türkan, oğlunun oyun oynadığı yere baktı. İçinde hem bir rahatlama hem de yeni bir endişe vardı. Fahri’yi bulma umudu hala taze olsa da, zamanın farklı akması işleri daha da karmaşık hale getiriyordu. “Peki, Fahri hakkında bir şey biliyor musunuz? O da mı bu zaman farkından etkilendi?” diye sordu, gözlerinde hala bir umut kırıntısı taşıyarak.

Bayram, Türkan’ın gözlerinin içine baktı. “Ne yazık ki Fahri’den hala bir haber yok. Ama Federasyon, bu anomaliyi araştırmak için daha fazla kaynak ayırmaya başladı. Zamanın farklı yerlerde nasıl işlediğini anlamaya çalışıyorlar. Fahri’nin de bu anomaliye kapılmış olabileceği düşünülüyor.”

Türkan derin bir nefes aldı, gözleri doldu. Ama bu haber, bir yandan da onun umudunu diri tutuyordu. “Anladım,” dedi yavaşça. “Bu belirsizlik içinde yaşamak zor, ama en azından bir şeyler yapıldığını bilmek iyi. Fahri’nin bir gün döneceğine inanıyorum. O zamana kadar beklemeye devam edeceğim.”

Sacit, Türkan’ın elini nazikçe sıktı. “Biz de buradayız, Türkan. Ne zaman yardıma ihtiyacın olursa, biz senin yanındayız. Hep birlikte bu zorluğu aşacağız.”

Bayram, derin bir nefes alarak devam etti, “Tüm insan ırkları, Likyalılar ve daha birçokları, Federasyon’un ilgisiz politikasından çok rahatsız oldular. Anomaliden kaynaklı kaos, ekonomiden siyasete, sosyolojiden psikolojiye kadar her alanda büyük bir etki yarattı. İnsanlar, Federasyon’un daha aktif ve çözüm odaklı olmasını bekliyorlardı, ama maalesef yeterli adımlar atılmadı.”

Türkan, bu sözler karşısında daha da endişelendi. “Peki, Federasyon ne yapmayı planlıyor? Bu durum böyle devam ederse, daha büyük sorunlar çıkabilir.”

Sacit, başını sallayarak onayladı. “Haklısın, Türkan. Şu anda Federasyon, bilim insanlarını ve uzmanları bir araya getirerek anomalinin etkilerini anlamaya ve çözüm bulmaya çalışıyor. Ancak bu süreç zaman alacak gibi görünüyor. Likyalılar ve diğer ırklar arasında da gerilim artıyor. Bu yüzden bizim gibi bireylerin, birbirine destek olması her zamankinden daha önemli.”

O sırada Türkan’ın oğlu yanlarına geldi, elinde bir demet çiçekle. “Anne bak, sana çiçek topladım!” dedi neşeyle.

Türkan, oğlunun getirdiği çiçekleri alıp koklarken. “Teşekkür ederim, canım oğlum. Haydi sen git arkadaşlarınla biraz daha oyna ben amcanlarla konuşmaya devam edeceğim.”

Bayram, ciddi bir ifadeyle devam etti, “Olası saldırılara ve yağmalara karşı direniş birliği oluşturmaya karar verdik. Tüm kaynaklarımızı bu yönde organize ediyoruz. Anomali nedeniyle artan kaos ve belirsizlik, bazı grupları saldırganlaştırdı. Federasyon’un ilgisizliği de durumu daha kötü hale getiriyor. Bu yüzden, kendi güvenliğimizi sağlamamız gerekiyor.”

Sacit, Bayram’ın sözlerini onaylayarak ekledi, “Türkan, biz senin de bu direniş birliğine katılmanı istiyoruz. Herkesin desteğine ihtiyacımız var. Hem kendi güvenliğimiz hem de sevdiklerimizi korumak için birlikte hareket etmeliyiz.”

Türkan, şaşkınlık ve kararlılık arasında gidip gelen duygularla arkadaşlarına baktı. “Peki, nasıl yardımcı olabilirim? Ne yapmam gerekiyor?”

Bayram, bir harita çıkararak Türkan’a gösterdi. “Öncelikle, mahalledeki herkesin güvenliğinden emin olacağız. İletişim ağları kuruyoruz, bu sayede olası bir tehlike anında hızlıca haberleşebileceğiz. Senin de bu iletişim ağında yer almanı istiyoruz. Ayrıca, temel savunma tekniklerini öğrenmek ve öğretmek için eğitimler düzenleyeceğiz.”

Türkan, arkadaşlarının kararlılığına ve oğlunun gözlerindeki masumiyete bakarak, derin bir nefes aldı. Ancak, bir an duraksadı ve içindeki çelişkiyi dile getirdi. “Benim sizin bu kavganıza katılmaktan uzak durmam için Fahri ile sözleşmiştik. Yıllar öncesinde bu tarz olayların meydana geleceğini öngörmüştü. Onun vasiyetidir. Fahri, her ne olursa olsun, oğlumuzun ve benim güvende olmamızı istemişti. Bu yüzden bu tür tehlikelere bulaşmamam konusunda bana sıkı sıkıya tembihlerde bulunmuştu.”

Bayram ve Sacit, bu sözleri duyunca birbirlerine baktılar, yüzlerinde anlayışlı bir ifade belirdi. Bayram, yavaşça konuştu, “Türkan, Fahri’nin seni ve oğlunu koruma isteğini anlıyoruz. O her zaman sizin güvenliğinizi düşündü. Ancak, şu anki durumda hepimizin birbirimize ihtiyacı var.”

Sacit de söz aldı, “Fahri’nin yokluğunda senin ve oğlunun güvenliği bizim de önceliğimiz. Ancak, içinde bulunduğumuz bu belirsizlik ve kaos ortamında hepimizin aktif olarak birbirine destek olması gerekiyor.”

Türkan, derin bir iç çekerek düşündü. Fahri’nin vasiyetine sadık kalmak ve oğlunun güvenliğini sağlamak onun için en önemli şeydi. Ama aynı zamanda, arkadaşlarının desteğine ihtiyacı olduğunu ve onların da kendisine ihtiyaç duyduklarını biliyordu. “Anlıyorum,” dedi yavaşça. “Fahri’nin vasiyetine sadık kalmak zorundayım, kusura bakmayın ben bu direnişe katılamayacağım.”

“Peki” dedi Bayram, “o halde bizler gidiyoruz, ancak, unutma ki biz her zaman yanındayız. Direnişe doğrudan katılmasan bile, bizimle iletişimde kalabilir, ihtiyaç duyduğumuzda bize destek olabilirsin.”

Türkan, arkadaşlarının anlayışlı tavırları karşısında biraz olsun rahatladı. “Teşekkür ederim,” dedi. “Bu zor zamanda yanımda olduğunuz için minnettarım. Sizinle iletişimde kalacağım.”

Oğlu, onların yanında neşe içinde oynamaya devam ediyordu. Fahri’nin yokluğunda bile, onun vasiyetine sadık kalarak, oğlunu koruyarak ve arkadaşlarıyla dayanışma içinde olarak, bu zorlu süreci atlatacaklarına inanıyordu.

Beş dakika sonra oğlu arkadaşlarının yanından ayrılarak geldi. “Anne, bu amcalar kimler?” dedi.

Türkan, göz yaşlarıyla dolu yüzünde hafifçe gülümseyerek oğlunun başını okşadı ve “Onlar babanın en yakın arkadaşları, oğlum,” dedi. “Babamı çok mu severlerdi?” diye sordu oğlu, merakla.

Türkan, derin bir nefes alarak, “Evet, çok severlerdi. Babanın en güvenilir dostlarıydılar. Onun yokluğunda bile bize hep destek oldular,” dedi. “Sen de onlar gibi iyi bir insan olacaksın, biliyorum.”

Oğlu, annesinin gözlerindeki yaşları fark ederek, “Anne, neden ağlıyorsun?” diye sordu, küçük elleriyle annesinin yüzünü silerek. Türkan, oğlunun bu masum hareketi karşısında kalbinin yumuşadığını hissetti. “Ağlamıyorum, tatlım. Sadece mutluyum, çünkü etrafımızda bizi seven ve koruyan insanlar var. Ve senin gibi harika bir oğlum var,” dedi.

Oğlu, annesinin sözlerini anlamaya çalışarak, “Ben de seni korurum, anne,” dedi kararlılıkla. Türkan, oğlunun bu cesur tavrı karşısında gülümsedi. “Biliyorum, sevgilim. Sen her zaman benim küçük kahramanım olacaksın.”

Türkan, oğlunu sıkıca kucakladı ve birlikte parkın yeşilliklerinde oturmaya devam ettiler.

 



 

0 Yanıt "Galaksi Federasyonu - Bölüm: 51 Bekleyiş"

Yorum Gönder

Lütfen Etik Kurallara ve Kamu haklarını göz önünde bulundurarak yorum yapınız...

Iklan Atas Artikel

Iklan Tengah Artikel 1

Iklan Tengah Artikel 2

Iklan Bawah Artikel