-->
Galaksi Federasyonu - Bölüm: 44 Sevakin

Galaksi Federasyonu - Bölüm: 44 Sevakin

 



Sevakin

“Dikkat dikkat, olası bir düşman saldırısına karşı hepimiz teyakkuz halinde olmalıyız” diyerek askerlerini uyardı Lila.

Baskının üzerinden yaklaşık üç hafta geçmişti, esir alınan Mehmetçiklerin bir kısmı maalesef şehit düşmüştü, Kaptan Mert ise gerekli tedavilerin ardından nihayet kendine gelebilmişti, vücudunda bulunan Nanobotlar hücrelerini ve dokularını yenilemişti, gözlerini açtığında yaklaşık bir hafta geçmişti.

Kendi kendine mırıldanmaya başlamıştı.” Neredeyim ben, sizler de kimsiniz?”

Onun uyandığını gören revirdeki teğmenler anına Lila’ya bu haberi ilettiler. Lila apar topar bürosundan fırlayarak revire geldi.

“Uyandın demek, seni iyileştirebilmek için elimizden geleni yaptık, hiçbir düşmana bu kadar inisiyatif tanımadım şimdiye kadar, eğer işimize yaramazsan ölümlerden ölüm beğen.” Diyerek sert bir şekilde konuştu.

Kaptan Mert ise olanlardan habersiz bir şekilde cevap verdi. “Kimsiniz bayım, hangi yıldayız, burası neresi”

“Tarih 1850, sudan topraklarındasın, imparatorluğumuz bu bölgeyi kendi topraklarına kattı, biz de askerleriyiz, ben Albay Lila, bu kışlanın komutanıyım, görüyorum ki sende hiç kimsenin sahip olmadığı bir şey var, kan örneklerini mikroskoplarda incelediğimizde minik otomatlar ve daha küçük metal parçacıkları keşfettik, bunlarla nasıl ayakta durabiliyorsun, sıradan bir insan bu kadar demir parçasıyla yaşayamazdı. Sen bir tür uyuşturucu kullanıyor olmalısın.”

“Onlar Nanobotlar, yani küçük robotlar, vücudumuzun daha sağlıklı kalmasını, birçok hastalığın tedavisini, genç ve diri tutulmasını sağlıyor.”

“Seni anlamıyorum senyör, bu uyuşturucu benzeri şeyin seni sağlıklı tuttuğunu mu söylüyorsun.”

“Hayır o uyuşturucu değil, uyuşturucu sağlığa zararlıdır, federasyonumuzda bu kesinlikle yasaklanmıştır, ayrıca teessüf ederim sayın albay bana bunu yakıştırmayı yapmayın, ayrıca bende uzay kuvvetlerinde gemi kaptanıyım. Yani sizin gibi askerim.”

“Dalga geçiyor olmalısın kaptan, bizde kaptan ancak suda yüzdürülen gemilerimizde bulunur, sen ise uzaydan bahsediyorsun…”

“Şey sözünüzü böldüm ama hangi gezegendeyiz.”

Lila'nın bakışları, Mert'in söylediklerini anlamaya çalışırken daha da sertleşti. "Nanobotlar mı? Küçük robotlar mı? Senin söylediklerin bilim kurgu hikayelerinden farksız. Ama şunu bilmelisin ki, burada yalan söylemenin sonuçları ağır olur," dedi.

Mert ise sabırlı bir şekilde cevap verdi. "Anladığım kadarıyla bu teknoloji sizin için yeni ve anlaşılması zor. Nanobotlar, ileri bir tıp teknolojisidir. Onlar sayesinde vücudumuzdaki hasarlar hızla onarılabilir, hastalıklar tedavi edilebilir. Benim geldiğim zaman diliminde, bu tür teknolojiler yaygın olarak kullanılıyor."

Lila, Mert'in söylediklerini değerlendirirken bir süre sessiz kaldı. Sonunda, "Tamam, diyelim ki söylediklerin doğru. O halde neden buradasın ve bu teknolojiye sahip olmanı neye borçlusun?" diye sordu.

Mert derin bir nefes aldı ve başından geçenleri anlatmaya başladı. "Ben Kaptan Mert, 21. yüzyılın sonlarından geliyorum. Bir uzay keşif görevindeyken, beklenmedik bir olay sonucu zamanın ve uzayın bükülmesiyle burada, bu zaman diliminde buldum kendimi. Olay sırasında ağır yaralandım ve Nanobotlar sayesinde hayatta kaldım. Şimdi burada, sizin dünyanızda kendime bir yer bulmaya çalışıyorum."

Lila, Mert'in anlattıklarını sindirmeye çalışırken, "Peki, bu Nanobotlar sadece senin için mi çalışıyor? Bizim için de kullanabilir misin?" diye sordu.

Mert, Lila'ya kararlı bir şekilde bakarak, "Eğer iş birliği yaparsak ve bana güven verirseniz, bu teknolojiyi size de açıklayabilirim. Böylece birlikte çalışarak, bu teknolojiyi insanlığın yararına kullanabiliriz," dedi.

Lila, bir an için düşündü ve sonunda, "Tamam Kaptan Mert. Eğer gerçekten işimize yarayacak bir bilgiye sahipsen, bu teknolojiyi öğrenmek ve kullanmak için seninle iş birliği yapacağım. Ama unutma, en ufak bir ihanetin bedeli ağır olur," diyerek elini uzattı.

Mert, Lila'nın elini sıkıca tutarak, "Anlaştık. Birlikte çalışarak hem benim dünyamı hem de sizin dünyanızı daha iyi hale getirebiliriz," dedi. Böylece, Mert ve Lila arasındaki iş birliği başlamış oldu.

“Galiba bu dünyadan ayrılmak çok güç, geçmişe yolculuk eden ilk kişi ben olmalıyım, termodinamik bariyeri nasıl aştım bilmiyorum. Diyerek mırıldanmaya başladı.”

“Federasyon demiştin, bana geldiğin yer hakkında bilgi verebilir misin” dedi Albay.

“Dünya medeniyeti olarak Uzayda Mars başta olmak üzere birçok gezegende koloniler kurmaya başladık, ilerleyen safhalarda güneş sisteminin dışına araçlar ve sondalar gönderdik, ancak türümüz birbiriyle savaşarak rekabet içine girdi, bu da bir arada yaşayıp ortak bir gelecek kurmamıza engel oldu. Yüzyıllar sonra insanlık kendisini yıllardır takip eden federasyonla tanıştı, uzayda birçok akıllı yaşam formunun bir arada yaşadığı, ileri teknolojik bir medeniyetti. Güneş sisteminin dışına çıktığımızda bazı şirket ve ülkeler onlara bağlı gezegenlerdeki kaynakları kullanmaya çalışarak federasyon sınırlarını ihlal etti. Çeşitli uyarıları dikkate almayan bazılarımız yüzünden insanlık kendini topyekûn savaşın içinde buldu. Var olan galaksimizde en büyük siyasi güç karşısında fazla direnemedik. Kısa zamanda tüm medeniyetimiz onların işgali altına girdi.”

“Sonra ne oldu, kurtuldunuz mu.”

“Kendilerine bağlılığımız karşılığında barış teklif ettiler, hatta federasyon içerisinde yer almamızı bile.”

 “Merhamet mi ettiler.”

“Öyle sayılır, topraklarımıza müdahale ettiler, çeşitli canlıları, akıllı yaşam formlarını sınırlarımıza iskân ettiler, kendi irademiz olmadan onları ülkelerimize soktular. Kültürümüz, yaşantımız hatta DNA’larımız bile değişti.”

Mert'in gözleri uzaklara dalarak devam etti, "Federasyon, kendi düzenini ve yasalarını getirdi. İnsanlık olarak daha önce karşılaşmadığımız bir çeşitlilikle tanıştık. Farklı gezegenlerden gelen yaşam formları, farklı kültürler ve teknolojiler... Başlangıçta bu durum büyük bir karışıklık yarattı. Birçoğumuz bunu bir işgal olarak gördü ve direniş başladı. Ancak zamanla, bu direnişin sonuçsuz olduğunu fark ettik."

Lila dikkatle dinliyordu. "Peki ya sonra? Federasyon'un etkisiyle neler değişti?"

Mert iç çekerek devam etti, "Federasyon'un yönetimi altında bilim ve teknoloji hızla gelişti. Nanoboot teknolojisi gibi ileri düzey tıbbi müdahaleler, hastalıkları tedavi etme ve yaşam sürelerini uzatma konularında devrim yarattı. Ayrıca, enerji üretimi ve kaynak kullanımı konusunda da büyük ilerlemeler kaydedildi. Ancak, bu ilerlemelerin bedeli ağır oldu. Birçok insan özgürlüğünü ve bağımsızlığını kaybetti. Federasyon'un kurallarına uyum sağlamak zorundaydık ve bu, kültürel ve sosyal değişimleri de beraberinde getirdi."

Lila düşünceli bir şekilde başını salladı. "Anladım. Yani aslında teknolojik olarak ileri gitmekle birlikte, bazı değerlerinizden ve özgürlüğünüzden ödün vermek zorunda kaldınız."

"Doğru," dedi Mert. "Ama her şey kötü değildi. Federasyon, insanlar arasında barışı ve iş birliğini teşvik etti. Bizler de bu yeni düzeni kabul ederek, diğer yaşam formlarıyla birlikte yaşamayı öğrendik. Uzayda barış ve iş birliği içinde bir medeniyet kurmak, geçmişteki çatışmalarımızdan ders almak anlamına geliyordu."

Lila derin bir nefes alarak, "Bunlar çok ilginç ve önemli bilgiler, Kaptan Mert. Gelecekte karşılaşabileceğimiz bu tür sorunlar hakkında düşünmemiz gerekiyor. Belki de sizin deneyimlerinizden öğrenerek, biz de daha iyi bir gelecek inşa edebiliriz."

Mert, Lila'nın bu sözleri üzerine hafifçe gülümsedi. "Evet, geçmişten ders almak ve geleceği daha iyi inşa etmek bizim elimizde. Belki de bu yeni dünya, bizim için yeni bir başlangıç olabilir."

“Aklıma takılan bir soru var” dedi Lila, “Federasyonun yüzyıllardır bizi takip ettiğini söylüyorsun, oldukça köklü bir yapısı olmalı, kadim olmalı.”

“Evet bizim ortaya çıkışımızdan bile eski.”

“O zaman şu an ki versiyonları bizleri izlemiyor da değildir, varlığımızdan haberdardırlar.”

“Evet muhtemelen, ancak federasyon kendisine tehdit oluşturmadığı sürece sınırları dışında kalanlara müdahale etmiyor.”

“Etmeyecek anlamına da gelmiyor ” dedi Lila. "Sonuçta, kendini sürekli geliştiren bir tür olarak, onların dikkatini çekmemek mümkün değil. İleri teknolojilere sahip bir medeniyet olarak, her türlü olasılığı değerlendirmeliyiz."

“Bence de değerlendirmeliyiz, federasyonun dibinde yer alan diğer medeniyetler gibi her an bir hata yapabilir ve onların işgaline maruz kalabiliriz, astronomik zaman ölçeğinde buna ramak kaldı.”

Bir makine mühendisi olarak konuşmalardan oldukça etkilenmişti, bilimkurgu hikayeleri ve fiziksel teoremlere oldukça ilgi duyuyordu, Albay Lila sormadan edemedi.

“Newton fiziğine ne oldu?”

“Çoktan tedavülden kalktı, halen kullanıldığı bölgeler olsa da azınlıktan öteye geçmiyor.”

“Öyle mi.” Diyerek şaşırdı Albay, “Bende bu teoriyi sorgulamadan edemedim, aklıma da gelmedi değil. Peki federasyona geçişten sonra mı oldu bu olay?”

“Hayır yakın zamanda, yirminci yüzyılın başlarında o iş çözülecek.” Kaptan Mert, Lila'nın şaşkınlığını fark ederek devam etti. "Evet, yirminci yüzyılın başlarında, Albert Einstein'ın Genel Görelilik Teorisi, Newton'un klasik fiziğinin birçok kısıtlamasını ve eksikliğini gidermiştir. Bu, zaman, uzay ve kütleçekimi anlayışımızda devrim yarattı. Devamında daha birçok teori geliştirildi, Federasyon da bu teorileri ve teknolojileri çok ileri seviyelere taşıdı."

Lila, imparatorluğun işgalci tutumlarına oldukça eleştirel bakan, her milletin kendi kaderini tayin etmesi gerektiğine inanan biriydi, Mert’in söyledikleri onun bu dünya görüşünü daha da pekiştirmişti.

“Seni daha tanımıyorum teğmen dedi.” Düşünceli bir şekilde, “ama yakından tanımak istiyorum, belki buradan kurtulmana yardımcı olabilirim, hatta beni de bu diyardan kurtarabilirsin.” Diyerek yumuşadı.

Kaptan Mert, Lila'nın yumuşayan ifadesini fark ederek ona güven vermeye çalıştı. "Elbette, Albay Lila," dedi. "Birlikte çalışarak hem buradan kurtulmanın hem de daha iyi bir gelecek inşa etmenin yollarını bulabiliriz. Sizinle daha yakından tanışmaktan ve iş birliği yapmaktan mutluluk duyarım."

Lila, Mert'in bu yanıtından memnun olmuştu. "Bu tür bilgiler, bizler için büyük bir avantaj sağlayabilir," diye devam etti. "Ancak bu avantajı doğru kullanmamız gerekiyor. İmparatorluğun işgalci politikalarına karşı durmalı ve kendi geleceğimizi tayin etmeliyiz."

Mert başını sallayarak onayladı. "Evet, her milletin kendi kaderini tayin etme hakkı vardır. Bu hakka sahip çıkmak için birlikte çalışabiliriz."

Lila, Mert'in kararlılığını ve samimiyetini hissetmişti. "Peki, Kaptan Mert, bana biraz daha kendinden bahseder misin, yaşadığın doğduğun yerlerden vs.”

“Ben güneş imparatorluğu adı verilen, güneş sistemi ve çevresine hükmeden insan medeniyetine bağlı Dünya’da yani burada Karadeniz kıyısında yer alan Batum’da dünyaya geldim, ailem bürokrattı, gelir düzeyimiz çoğu insanın sahip olduğu gibi yüksekti. Küçük yaşta askeri okullara kaydoldum, buradaki başarımdan dolayı kısa zamanda daha üst düzey yerlerde eğitim aldım, günün sonunda tüm gençlerin hayalini süsleyen Federasyon uzay kuvvetlerinde yer aldım.”

“Ama federasyonun insanlar için bir dezavantaj olduğunu söylüyordun.”

“Evet öyleydi, bunu insanlar pek önemsemezler, ailemin küçüklüğümden itibaren verdiği tavsiye ve öğütleri dikkate alan nadir insanlardanım. Yine de heves ve hayaller beni federasyon ile çalışmaya sürükledi, gün geçtikçe kendimi daha da geliştirerek rütbemi yükselttim, diye devam etti Mert. "Federasyon uzay kuvvetlerinde olmak, büyük bir onur ve birçok avantaj sağlıyordu. Ancak zamanla, federasyonun işleyişindeki adaletsizlikleri ve baskıları fark etmeye başladım. İnsan medeniyetinin bir parçası olmasına rağmen, federasyonun politikaları ve kararları çoğu zaman insanların çıkarlarını göz ardı ediyordu."

Lila dikkatle dinliyordu. "Yani federasyon, insanları kendi çıkarları için mi kullanıyordu?" diye sordu.

"Evet," dedi Mert. "Federasyon, kendi sınırlarını ve güç dengesini korumak için her şeyi yapardı. Bizim gibi daha az gelişmiş medeniyetleri kontrol altında tutmak ve kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek için çeşitli baskı ve manipülasyon yöntemleri kullanıyordu. İnsanların çoğu, federasyonun sunduğu teknolojik avantajlardan ve refahtan dolayı bu durumu kabullenmişti. Ancak ben, bu baskı ve adaletsizlikleri kabul edemedim."

Lila, Mert'in anlattıklarını sindirirken, kendi toplumlarının geleceği için endişeleniyordu. "Peki, federasyonun bu politikalarına karşı nasıl bir duruş sergiledin?" diye sordu.

"Zamanla, federasyonun politikalarına karşı çıkan gizli bir direniş hareketine katıldım," dedi Mert. "Bu hareket, federasyonun baskılarına ve adaletsizliklerine karşı mücadele ediyordu. Bu direniş hareketinde birçok fedakâr ve cesur insanla tanıştım. Birlikte, federasyonun politikalarını ifşa etmek ve insan medeniyetinin bağımsızlığını savunmak için çalıştık."

“Çıkarımlarıma göre Federasyon seni buraya kasıtlı göndermiş gibi görünüyor.”

“Bende aynı fikirdeyim, bizim gibi kendisine muhalif sayısı fazla olan birçok medeniyeti de”

“Siz derken, yalnızca senin gönderildiğini sanıyordum.”

“Hayır biz on imparatorluk ve cumhuriyet başta olmak üzere irili ufaklı birçok farklı medeniyet uzayda yer alan karışıklıkları çözmek üzere görevlendirildik, faal akıl adını verdiğimiz galaksinin her bir sathına yayılmış olan ortak erişim ağı anlaşılamayan nedenlerle bozulmaya başladı. Bu ağı tamir etmek ve yeniden işler hale getirmek için birçok ekip görevlendirildi, bu anormal durumu kendine muhalif olanları bertaraf etmek için fırsat gören federasyon, bizleri bu bilinmeyen tehlikeye sokmak için düzenlediği bir tuzaktı."

Lila, Mert'in anlattıklarını dikkatle dinliyordu. "Bu ağın bozulması ne tür etkiler yarattı?" diye sordu.

"Faal akıl, galaksinin her yerinde bilgi ve iletişimi sağlıyordu. Onun bozulması, birçok medeniyetin birbirinden kopmasına, bilgi akışının durmasına ve kaosun yayılmasına neden oldu, bazı medeniyetler nedeni bilinmez sebeplerle ortadan kayboldu, bazıları da aynı şekilde yok edildi, korku dolu ürpertici kaos karşısında hepimiz endişelenmiştik….”

Lila, derin bir nefes alarak, "Bu durum, federasyonun gücünü artırmasına ve kontrolü ele geçirmesine olanak tanıdı," dedi. "Kaosu ve korkuyu kullanarak, medeniyetler arasındaki bağı zayıflattı ve onları daha kolay yönetebilir hale getirdi."

"Evet," dedi Mert. "Federasyon, bu durumu kendi lehine çevirdi. Medeniyetler arasındaki kopukluk, onları federasyona daha bağımlı hale getirdi. Federasyon, bu kaosu durdurabilecek tek güç olduğunu iddia ederek, daha fazla kontrol ve yetki elde etti."

“Bana koruyucu giysinden bahsetmiştin, içeriğinden bahseder misin.”

“Koruyucu giysi federasyona bağlı endüstrilerde geliştirilip içerisinde bulunan yapay zeka sayesinde aynı zamanda sizlerin de Otomat olarak telaffuz ettiğiniz ileri düzey robottur, bu giysiler bize uzayda karşılaşacağımız herhangi bir tehlikeye karşı koruyor”

Lila dikkat kesildi. "Yapay zekâ mı? Ne tür işlevler sağlıyor?"

"Bu giysiler, çevresel tehlikelere karşı anında tepki verebilen ve kullanıcının ihtiyaçlarına göre kendini uyarlayabilen ileri düzey robotlardır," diye açıkladı Mert. "Otomat olarak da adlandırdığımız bu yapılar, yüksek dayanıklılık sağlayan malzemelerden üretilmiştir ve kullanıcının fiziksel yeteneklerini artırır. Ayrıca, acil durumlarda tıbbi müdahale yapabilir, veri analizleri gerçekleştirebilir ve stratejik kararlar alabilirler."

"Bu gerçekten inanılmaz," dedi Lila.

Lila, Mert'in açıklamalarını dinlerken iç çekti. "Ülkem için de böyle bir kurtuluş hayal ediyorum," dedi. "Her ne kadar kuzey adalarında yaşıyor olsam da Hindistan bölgesi benim anavatanım ve şu an işgal altında."

Mert başını salladı. "Biz kadere müdahale edemeyiz," dedi üzgün bir tonda. "Ben müdahale etmeye çalışsam da vücudumdaki yazılım buna izin vermez."

Lila kaşlarını çatmıştı. "Bir şekilde alt edemez misin?" diye sordu.

Mert derin bir nefes aldı. "Bu çok zor," dedi. "Yazılımın kendi güvenlik kalkanı var ve oldukça risk taşıyor. Ölmeme dahi sebep olabilir. Ayrıca, yazılım dili dahi bize öğretilmiyor, federasyon bu konuda temkinli yaklaşıyor."

Lila bir süre düşündü. "Ama bu yazılımı devre dışı bırakmanın bir yolu olmalı," dedi kararlı bir sesle. "Eğer federasyonun kontrolünden kurtulabilirsek, belki de kendi kaderimizi belirleyebiliriz."

Mert, Lila'nın kararlılığını görünce hafifçe gülümsedi. "Belki de" dedi. "Ama bu çok tehlikeli bir girişim olur. Yazılımın güvenlik protokolleri, böyle bir müdahaleyi engellemek için tasarlanmış. Federasyon, teknolojilerini kontrol altında tutmak konusunda son derece titiz.

Lila, Mert'in gözlerine baktı. "Bu riski almaya değer mi?"




 

0 Yanıt "Galaksi Federasyonu - Bölüm: 44 Sevakin"

Yorum Gönder

Lütfen Etik Kurallara ve Kamu haklarını göz önünde bulundurarak yorum yapınız...

Iklan Atas Artikel

Iklan Tengah Artikel 1

Iklan Tengah Artikel 2

Iklan Bawah Artikel