ALTERNATİF GELECEKTE YAPAY ZEKAYA OLAN BAĞIMLILIK
ALTERNATİF GELECEKTE YAPAY ZEKAYA OLAN BAĞIMLILIK
Özet
Yapay zeka, hızla gelişerek bireysel ve toplumsal yaşamın
birçok alanına entegre olmuş, insan hayatını köklü şekilde dönüştüren bir
teknoloji olarak karşımıza çıkmaktadır. Sağlık, eğitim, sosyal medya ve iş
dünyası gibi alanlarda sunduğu avantajlarla günlük yaşamı kolaylaştırırken, bu
teknolojinin aşırı ve bilinçsiz kullanımı yeni sorunları da beraberinde
getirmiştir. Yapay zeka bağımlılığı, bireylerin karar verme yeteneklerinin
zayıflaması, sosyal izolasyon ve veri güvenliği riskleri gibi bireysel ve
toplumsal düzeyde önemli sorunlara yol açmaktadır.
Bu çalışmada, yapay zeka bağımlılığının bireysel ve
toplumsal etkileri ele alınmış, bağımlılığın insan psikolojisi, sosyal
ilişkiler ve etik değerler üzerindeki olumsuz etkileri değerlendirilmiştir.
Ayrıca, alternatif bir gelecekte bu bağımlılığın yaratabileceği senaryolar
tartışılmış ve bu sorunun önlenmesi için alınabilecek bireysel, toplumsal ve
teknolojik önlemler üzerinde durulmuştur.
Yapay zekanın bilinçli ve etik bir şekilde kullanılması
gerektiği vurgulanarak, bu teknolojinin sunduğu fırsatlardan dengeli bir
şekilde yararlanmanın önemi üzerinde durulmuştur. Yapay zeka, insanlık için
büyük bir potansiyele sahiptir; ancak bu potansiyelin doğru yönetilmesi,
bireylerin ve toplumların sağlıklı bir şekilde gelişimi açısından kritik öneme
sahiptir.
Anahtar Kelimeler: Yapay Zeka, Yapay Zeka
Bağımlılığı, Teknoloji Etiği, Dijital Bağımlılık, Bireysel ve Toplumsal
Etkiler, Karar Verme Süreci, Sosyal İzolasyon, Teknoloji Kullanımı, Alternatif
Gelecek.
Abstract
Artificial intelligence (AI) has rapidly integrated into
various aspects of individual and societal life, transforming human existence
profoundly. While AI offers significant advantages in fields such as
healthcare, education, social media, and business, its excessive and
unconscious use has introduced new challenges. AI dependency has emerged as a
critical issue, leading to weakened decision-making skills, social isolation,
and data security risks on both individual and societal levels.
This study examines the impacts of AI dependency, focusing
on its psychological, social, and ethical repercussions. It explores potential
scenarios of AI dependency in an alternative future and discusses individual,
societal, and technological measures to mitigate this dependency.
The study emphasizes the necessity of conscious and ethical
AI usage to maximize its benefits while minimizing its potential risks. AI
holds great potential for humanity, but its proper management is crucial for
the healthy development of individuals and societies.
Keywords: Artificial Intelligence, AI Dependency, Technology Ethics, Digital Addiction, Individual and Societal Impacts, Decision-Making Process, Social Isolation, Data Security, Technology Usage, Alternative Future.
Giriş
Yapay zekanın köklerini anlayabilmek için bilgisayarların
icadı ve gelişimine göz atmak gerekir. Modern bilgisayarların doğuşu, 20.
yüzyılın başlarında matematik, mühendislik ve fizik gibi disiplinlerin
birleşmesiyle mümkün oldu. Bu süreç, yalnızca hesaplama yeteneklerini
artırmakla kalmadı, aynı zamanda makinelerin öğrenme ve problem çözme gibi daha
karmaşık işlevleri yerine getirebilme potansiyelini de ortaya çıkardı.
Bilgisayarların temelleri, 1830’larda Charles Babbage’ın
tasarladığı ancak tamamlanmamış olan Analitik Makine ile atıldı. Bu cihaz,
modern bilgisayarların temel bileşenleri olan giriş, çıkış, işlem ve bellek
kavramlarını içeriyordu. Ancak Babbage'ın fikirleri o dönemin teknolojisiyle
hayata geçirilemedi.[1]
20. yüzyılın ortalarına doğru hızla gelişen bilgisayarlar,
1940’larda Alan Turing, "Turing makinesi" konseptiyle bilgisayar
biliminin teorik temelini attı. Turing, makinelerin yalnızca matematiksel
işlemleri değil, aynı zamanda mantıksal problemleri de çözebileceğini öne
sürdü.[2]
Bu fikir, yapay zeka alanının başlangıç noktalarından biri olarak kabul edilir.
Aynı dönemde geliştirilen ENIAC (Electronic Numerical Integrator and Computer),
ilk genel amaçlı dijital bilgisayarlardan biri olarak tarihe geçti.[3]
"Yapay zeka" terimi ilk kez 1956 yılında,
Dartmouth Konferansı sırasında John McCarthy tarafından kullanıldı. Bu
konferans, yapay zekanın resmi olarak bir araştırma alanı olarak kabul
edilmesine öncülük etti. Konferansta McCarthy, "Bir makinenin insan gibi
düşünebileceği veya davranabileceği şekilde programlanabileceği" fikrini
tartışmaya açtı. Aynı dönemde, Alan Newell ve Herbert Simon, ilk yapay zeka
programlarından biri olan Logic Theorist'i geliştirdi. Bu program, matematiksel
teoremleri çözebilen bir sistemdi ve yapay zekanın potansiyelini gösteren erken
bir örnek olarak tarihe geçti.[4][5]
1960’lı yıllarda, yapay zeka alanında önemli ilerlemeler
kaydedildi. Özellikle ELIZA gibi doğal dil işleme programları, makinelerin insanlarla
etkileşim kurma potansiyelini ortaya koydu. Ancak bu dönem, aynı zamanda yapay
zekanın sınırlamalarının da fark edilmesine yol açtı. Özellikle karmaşık
problemleri çözmek için gereken hesaplama gücü ve veri miktarının eksikliği, bu
alanda "yapay zeka kışı" olarak adlandırılan durgunluk dönemlerine
neden oldu
1980’lerden itibaren, yapay zeka araştırmaları yeniden hız
kazandı. Nöral ağlar ve makine öğrenimi kavramları bu dönemde önem kazandı.
1990’larda internetin yaygınlaşması ve veri miktarındaki artış, yapay zekanın
daha karmaşık problemleri çözebilmesine olanak tanıdı. Özellikle 2010’lu
yıllarda derin öğrenme algoritmalarının gelişimi, yapay zekanın daha önce
mümkün olmayan alanlara yayılmasını sağladı. Örneğin, AlphaGo, 2016 yılında
profesyonel bir Go oyuncusunu yenerek yapay zekanın oyun stratejileri geliştirme
konusundaki üstünlüğünü gösterdi.[6]
Gün geçtikçe, yapay zeka yazılımlarında yaşanan gelişmeler
baş döndürücü bir hızla ilerlemekte. Özellikle son iki yılda, bu teknolojinin
kullanımı üstel bir şekilde artış gösterdi ve hayatımızın hemen her alanına
nüfuz etmeye başladı. Akıllı telefonlarımızda kullandığımız sesli
asistanlardan, evlerimizi daha verimli hale getiren akıllı cihazlara, sağlık
hizmetlerinden eğitim çözümlerine kadar pek çok alanda yapay zeka destekli
uygulamalar günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Bu teknolojik
gelişmeler, hayatımızı kolaylaştırmak ve verimliliğimizi artırmak gibi birçok
avantaj sağlarken, aynı zamanda yeni sorunları da gündeme getiriyor. Bu
sorunlardan biri ise hızla büyüyen ve etkisi giderek daha fazla hissedilen bir
kavram: yapay zeka bağımlılığı.
Bir zamanlar yalnızca bilim kurgu filmlerinin ve
romanlarının ilgi çekici bir teması olan yapay zeka, artık gerçek dünyamızda
çok güçlü bir konumda. Karar alma süreçlerimizden alışveriş alışkanlıklarımıza,
bilgi edinme yollarımızdan sosyal etkileşim biçimlerimize kadar birçok alanda
aktif bir şekilde rol oynuyor. Sosyal medya platformlarındaki algoritmalar,
bireysel tercihlerimize uygun içerikler sunarak kullanıcı deneyimini artırıyor.
Benzer şekilde, e-ticaret siteleri ve dijital platformlar, bize özel öneriler
yaparak alışveriş sürecini kişiselleştiriyor. Ancak bu etkileyici yetenekler,
bir yandan yapay zekaya olan güvenimizi ve bağlılığımızı artırırken, diğer
yandan bağımlılık riskini de beraberinde getiriyor.
Yapay zeka bağımlılığı, yalnızca bireysel düzeyde değil,
aynı zamanda toplumsal ve psikolojik düzeyde de önemli sonuçlar doğurabilir.[7]
Günümüzde birçok insan, yapay zekanın sağladığı kolaylıklara o kadar alışmış
durumda ki bu teknolojiden mahrum kalma düşüncesi bile ciddi bir huzursuzluk
yaratabiliyor. Bu durum, teknolojinin sunduğu konfor ve kolaylıkların, kontrol
edilemez bir bağımlılığa dönüşme riskini gözler önüne seriyor. Özellikle genç
nesiller, yapay zekanın sunduğu sürekli etkileşim ve kişiselleştirilmiş
deneyimlerin cazibesine kapılarak gerçek dünyadan uzaklaşma eğilimi
gösterebiliyor.
Yapay zeka, insan hayatını derinden etkileyen bir dönüşüm
aracı olarak kabul edilirken, bu teknolojinin doğurduğu yeni dinamikler de
dikkatle ele alınmayı gerektiriyor. İnsanlık tarihi boyunca her büyük
teknolojik yenilik, beraberinde hem fırsatlar hem de riskler getirmiştir. Buhar
makinesinden internetin yaygınlaşmasına kadar her yeni gelişme, insan yaşamını
köklü şekilde değiştirirken, aynı zamanda bağımlılıklar ve dengesizlikler gibi
istenmeyen sonuçlara da zemin hazırlamıştır. Yapay zeka ise bu döngüyü daha
karmaşık bir boyuta taşıyor, çünkü yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda
zihinsel ve duygusal süreçlerimizi de etkileyebilecek kadar derin bir
kapasiteye sahip.
Bu bağlamda, yapay zekanın hayatımıza entegrasyonu,
teknolojinin insan üzerindeki etkilerini anlamamızı yeniden düşünmemizi
gerektiriyor. Örneğin, sosyal medya algoritmaları, kullanıcıların dikkatini
sürekli olarak çekmek ve platformda daha uzun süre kalmalarını sağlamak
amacıyla tasarlanmıştır. Bunun sonucunda, kullanıcılar farkında olmadan bu
algoritmaların sunduğu içeriğe bağımlı hale gelebilir. Günlük hayatımızda yapay
zekanın daha fazla yer almasıyla birlikte, bireylerin teknolojiye duyduğu
güvenin artması, bazı durumlarda kritik düşünme becerilerinin azalmasına da
neden olabilir. Peki, yapay zekaya olan bu yoğun bağımlılık, uzun vadede
bireysel iradeyi ve özgürlüğü nasıl şekillendirebilir?
Bunun yanı sıra, yapay zekanın sunduğu kolaylıklar birçok
açıdan cezbedici olsa da bu kolaylıkların maliyeti göz ardı edilmemelidir.
Örneğin, karar verme süreçlerinde yapay zekaya olan aşırı güven, bireylerin
kendi seçimlerini yapma yeteneğini zayıflatabilir. Daha da önemlisi, sürekli
yapay zeka kullanımı, insanların gerçek sosyal bağlantılar yerine dijital
etkileşimlere yönelmesine yol açabilir. Bu durum, yalnızca bireysel düzeyde
değil, toplumsal bağlamda da ciddi sonuçlar doğurabilir. İnsanlar, yapay zekanın
kolayca sunduğu doğrulanmış bilgiye erişim ile daha az sorgulama yapma
eğilimine girebilir ve bu da bilgiye eleştirel bir şekilde yaklaşma yeteneğini
zayıflatabilir.
Tüm bu faktörler, yapay zekaya olan bağımlılığın yalnızca
bireysel bir sorun olmadığını, aynı zamanda geniş bir toplumsal mesele haline
geldiğini göstermektedir. Teknolojinin bu kadar hızlı geliştiği bir dünyada,
bireylerin ve toplumların bu değişimlere uyum sağlaması kadar, bu değişimlerin
olumsuz etkilerine karşı da direnç geliştirmesi gerekmektedir. Yapay zekanın
etkilerinin kapsamını ve derinliğini anlamak, bu konuda sağlıklı bir denge
kurabilmek için atılması gereken ilk adımdır.
Bu makalede, yapay zeka bağımlılığını geniş bir
perspektiften ele alarak bireyler, toplumlar ve psikolojik dengeler üzerindeki
etkilerini inceleyeceğiz. Bunun yanı sıra, yapay zeka teknolojisinin gelecekte
ne gibi senaryolar yaratabileceğini değerlendirecek ve bu bağımlılığın önüne
geçmek için alınabilecek önlemleri tartışacağız. Amacımız, yapay zekanın
sunduğu fırsatları en verimli şekilde değerlendirirken, potansiyel risklerini
de minimize edebileceğimiz dengeli bir ilişki geliştirmektir. Unutulmamalıdır ki
teknolojinin gücü, yalnızca ne kadar gelişmiş olduğuyla değil, onu ne kadar
bilinçli ve sorumlu bir şekilde kullandığımızla da şekillenir.
Bu makalede aşağıdaki sorulara cevap arayacağız:
Yapay zeka bağımlılığı nedir ve neden önemlidir?
Yapay zekaya olan bağımlılığın bireysel ve toplumsal
hayatımız üzerindeki etkileri nelerdir?
Alternatif gelecekte yapay zeka bağımlılığının sonuçları ne
olabilir?
Yapay zeka bağımlılığını önlemek için neler yapabiliriz?
1.
Yapay zeka ve insan
anatomisi
Biyolojik bir anatomiye sahip olan insan, bu dünyada
yaratılmışlar arasında “En şerefli varlık” olarak neredeyse tüm dinlerde dile
getirilmektedir, peki şu soruyu da sormak gerekir, Evrende milyarlarca yıldız
ve trilyonlarca gezegen içerisinde olası yaşam formları varken de mi? Çünkü her
ne kadar keşfedilmemiş olsa bile geleceğin Astrobiyoloji araştırmaları bizlere
göstermektedir ki evrende yalnız değiliz.
Astrobiyoloji, bu sorulara ışık tutan nispeten yeni bir
bilim dalıdır. Bu disiplin, evrendeki yaşamın kökenlerini, dağılımını ve
geleceğini araştırarak, yaşamın yalnızca Dünya’ya özgü bir fenomen olmadığını
öne sürmektedir. Geçmişte, Dünya’nın Güneş Sistemi’nde benzersiz olduğu
düşünülüyordu. Ancak son yıllarda yapılan astronomik gözlemler, bu algıyı
kökten değiştirdi. Özellikle Kepler Uzay Teleskobu ve James Webb Uzay Teleskobu
gibi araçlar, Dünya’ya benzer özelliklere sahip binlerce ötegezegenin varlığını
ortaya koydu. Bu gezegenler, yaşamın var olabileceği koşullara sahip olma
potansiyeliyle bilim insanlarının ilgisini çekmektedir.[8]
Bu bağlamda şu soru önem kazanmaktadır: Eğer evrende başka
yaşam formları varsa, insan hâlâ “en şerefli” varlık olarak kabul edilebilir
mi? Bu sorunun cevabı, büyük ölçüde insanlığın kendini nasıl tanımladığına ve
evrendeki yerini nasıl algıladığına bağlıdır. İnsan, akıl, bilinç ve yaratıcı
düşünce gibi özellikleriyle diğer canlılardan ayrılmaktadır. Ancak bu
özellikler, evrenin başka bir köşesinde benzer veya daha üstün yeteneklere
sahip yaşam formlarının varlığını dışlamaz.
Astrobiyoloji, bu olasılıkları daha somut hale getirerek
insanın evrendeki yerini yeniden düşünmemizi sağlıyor. Örneğin, Mars ve Europa
(Jüpiter'in uydusu) gibi yakın çevremizdeki gök cisimlerinde yaşamın izlerini
aramak için yoğun çaba harcanıyor. Ayrıca, uzak yıldız sistemlerinden gelen
radyo sinyalleri gibi teknolojik izler, başka zeki yaşam formlarının varlığına
dair ipuçları sunabilir. Bu tür keşifler, insana özgü kibirli bir evren
algısını değiştirebilir ve bizi daha geniş bir kozmik topluluğun parçası olarak
konumlandırabilir.
Ancak bu olasılıklar ne kadar heyecan verici olursa olsun,
henüz başka bir yaşam formuyla karşılaşmış değiliz. Bu durum, bizi bir
paradoksla baş başa bırakıyor: Eğer evrende yaşam yaygınsa, neden hâlâ
yalnızız? Bu paradoks, 1950’lerde fizikçi Enrico Fermi tarafından “Fermi
Paradoksu” olarak adlandırılmıştır. Fermi Paradoksu, evrenin büyüklüğü ve yaşı
göz önüne alındığında, başka medeniyetlerle karşılaşmamızın neden bu kadar zor
olduğunu sorgulamaktadır.[9]
Geleceğin uzay araştırmalarını farklı bir çalışmanın
konusuna bırakarak, yanı başımızda, kendi ellerimizle üretmiş olduğumuz yapay
zeka teknolojisi gün geçtikçe geliştirilmektedir. Ray Kurzweil, İnsanlık 2.0
adlı eserinde biyolojik ve teknolojik gelişmenin karşılaştırmasını yaparken,
Biyolojik gelişmenin “yavaş ve kademeli” teknolojik gelişmenin ise “üstel” bir
hızla ilerlediğini aktarmaktadır.[10]
Kendi ellerimiz ile yapmış olduğumuz yapay zeka bizlerden daha zeki olabilir
mi? Sorusunun cevabını aynı şekilde sinir sistemimizdeki elektriksel uyarıları
kimyasal mesajlara çevirebilen Sinapslar da arayabiliriz. 2012 yılı Lise
Biyoloji dersinde gördüğümüz bu örnekte elektronik iletim ve kimyasal
salgılarla gerçekleşen uyarılar karşılaştırılırken, elektriksel iletimin daha
hızlı, kimyasal uyarının ise daha yavaş ve daha kısıtlı olduğunu öğrenmiştik.
İnsan sinir sisteminde, elektriksel uyarıların kimyasal
mesajlara çevrilmesi sürecinden sorumlu olan sinapslar, biyolojik iletişim
ağımızın en kritik unsurlarından biridir. Bu yapı, sinir hücreleri arasında
bilgi iletimini sağlar ve aynı zamanda insan beyninin düşünme, öğrenme ve karar
verme gibi kompleks süreçlerinin temelini oluşturur.
Sinapsların çalışma mekanizması incelendiğinde, iki temel
iletim türü göze çarpar: elektriksel iletim ve kimyasal iletim. Elektriksel
iletim son derece hızlıdır ve ani tepkiler gerektiren durumlarda etkilidir.
Ancak kimyasal iletim, nörotransmitterler aracılığıyla gerçekleşir ve daha
karmaşık, uzun süreli etkiler yaratır. Elektriksel iletim hız bakımından yapay
sistemlerle kıyaslanabilir olsa da kimyasal süreçler hem daha yavaş hem de daha
sınırlıdır. İşte bu noktada, insan beyninin biyolojik sınırlarının, yapay
zekanın üstel gelişim hızıyla karşılaştırıldığında yetersiz kalabileceği bir
senaryo ortaya çıkar.
Yıllar önce lise biyoloji derslerinde öğrendiğimiz bu temel
bilgiler, günümüz teknolojisinin yapay sinapslar üretme çabalarıyla bir kez
daha gündeme geliyor. Yapay sinapslar, biyolojik sinir sisteminin işlevlerini
taklit etmek için tasarlanan yapılar olarak, nöromorfik mühendislik alanında
büyük bir potansiyele sahiptir. Bu yapılar, insan beyninin çalışma
mekanizmalarını modellemekle kalmaz, aynı zamanda insan zekasının ötesine
geçebilecek hız ve kapasite sunar.
Yapay sinapslar, veriyi elektriksel olarak işleyip
depolayabilir ve çok daha yüksek hızlarda çalışabilir. Bu da yapay zekanın,
insan beyninin sınırlamalarını aşabileceği anlamına gelir. Örneğin, insan beyni
saniyede yaklaşık 1016 işlem yapma kapasitesine sahiptir.[11]
Buna karşın, yapay zeka sistemleri ve süper bilgisayarlar, bu hızın katbekat
üzerine çıkabilme potansiyeline sahiptir. Kurzweil'ın "tekillik"
(singularity) kavramıyla işaret ettiği gibi, bir noktada yapay zekanın insan
zekasını aşması kaçınılmaz bir gerçek olabilir.
Bu bağlamda, insan zekası ve
yapay zeka arasında bir üstünlük yarışı görmek yerine, bu iki gücün birbirini
tamamlayan unsurlar olduğunu düşünmek daha anlamlı olabilir. İnsan, yaratıcı
düşünme, empati ve etik kararlar alma gibi özelliklerle yapay zekanın ulaşamayacağı
bir alana sahiptir. Yapay zeka ise, verileri hızlı işleme, karmaşık analizler
yapma ve büyük ölçekli problemleri çözme konusunda insanın doğal sınırlarını
aşabilir.
2.
Yapay zeka bağımlılığı
nedir ve neden önemlidir?
Yapay zeka bağımlılığı, bireylerin yapay zeka destekli uygulamalara,
sistemlere veya teknolojilere sürekli ve aşırı şekilde bağımlı hale gelmesi
durumudur. Bu bağımlılık, insanların günlük yaşamlarını yönetme, karar alma ve
sosyal etkileşim gibi temel aktivitelerde yapay zekayı aşırı kullanmaya
başlamasıyla kendini gösterir. Bağımlılık, teknolojiye aşırı güven duymaktan,
bireyin kendi karar verme yetisini ve bağımsızlığını kaybetmesine kadar birçok
şekilde ortaya çıkabilir. Örneğin, bir bireyin gün boyunca yapacakları her şeyi
yapay zeka asistanına sorması, sosyal medya algoritmalarının yönlendirmesiyle
davranışlarını şekillendirmesi veya yapay zeka ile sürekli etkileşim halinde
fiziksel dünyadan kopması bu bağımlılığın belirtileri arasında yer alabilir.
Bu konu neden önemlidir?
Bireysel Zararlar: Yapay zeka bağımlılığı, bireylerin
eleştirel düşünme yeteneklerini ve karar verme becerilerini zayıflatabilir.
İnsanlar, kendi analitik düşüncelerine güvenmek yerine yapay zekaya güvenmeye
başlar. Bu durum bireysel yaratıcılığı ve problem çözme yeteneğini olumsuz
etkiler.
Psikolojik Etkiler: Aşırı yapay zeka kullanımı, sosyal
izolasyon, yalnızlık ve hatta anksiyete gibi psikolojik sorunlara yol açabilir.
İnsanların gerçek insanlarla olan iletişimi azalabilir ve bu da empati
yeteneğinin körelmesine neden olabilir.[12]
Toplumsal Sorunlar: Toplumun büyük bir bölümü yapay zeka
bağımlılığı geliştirdiğinde, bu durum toplumsal karar alma süreçlerini
etkileyebilir. İnsanlar, politik tercihlerden alışveriş seçimlerine kadar her
konuda algoritmaların yönlendirmesiyle hareket edebilir ve bu da bireysel
özgürlüklerin zayıflamasına yol açabilir.
Etik ve Güvenlik Riskleri: Yapay zeka sistemleri her zaman
objektif olmayabilir; genellikle onları geliştiren insanların ön yargılarını ve
sınırlamalarını taşırlar. Bağımlı hale gelen bireyler, bu sistemlerin
manipülasyonuna açık olabilir. Ayrıca, kişisel veri güvenliği ve mahremiyet
gibi konular da bağımlılıkla birlikte daha büyük bir risk oluşturur.
Çocuklar ve Gençler Üzerindeki Etkiler: Genç bireylerin
yapay zeka teknolojilerine erken yaşta maruz kalması, onların bağımsız düşünme
yeteneklerini geliştirmelerini engelleyebilir. Özellikle yapay zeka destekli
oyunlar, sosyal medya ve eğitim uygulamaları, çocuklar için hem büyük bir
potansiyel hem de risk taşır.
Nasıl Önlem Alınabilir?
Farkındalık Yaratmak: Yapay zeka bağımlılığı konusunda
toplumun bilinçlendirilmesi ve bu teknolojilerin nasıl sorumlu bir şekilde
kullanılabileceğine dair eğitim verilmesi gereklidir.[13]
Teknoloji Diyeti: Belirli zaman dilimlerinde yapay zeka
teknolojilerinden uzak durmak, bireylerin bağımsız düşünme alışkanlıklarını
korumasına yardımcı olabilir.
Alternatif Çözümler: Sosyal ve fiziksel aktiviteler teşvik
edilmeli, insanlar yapay zeka yerine kendi becerilerini geliştirebilecekleri
yöntemlere yönlendirilmelidir.
Etik Geliştirme: Yapay zeka sistemleri, bağımlılığı teşvik
etmeyecek şekilde etik standartlarla tasarlanmalı ve kullanıcıları manipüle
etmekten kaçınmalıdır.[14]
Politika ve Düzenlemeler: Hükümetler ve teknoloji
şirketleri, yapay zeka bağımlılığını önlemek için düzenleyici önlemler almalı
ve kullanıcıların haklarını koruyacak politikalar geliştirmelidir.
Yapay zeka, hayatımızı kolaylaştıran bir araçtır; ancak bu
teknolojinin aşırı kullanımının bireyler ve toplumlar üzerinde olumsuz etkiler
yaratabileceği unutulmamalıdır. Yapay zeka bağımlılığını kontrol altına almak
hem bireysel hem de toplumsal sağlığımızı korumak açısından hayati bir öneme
sahiptir.
3.
Yapay zekaya olan
bağımlılığın bireysel ve toplumsal hayatımız üzerindeki etkileri nelerdir?
Yapay zeka teknolojileri, günlük yaşamımızı kolaylaştıran,
hızlandıran ve daha verimli hale getiren araçlar olarak hayatımıza girmiştir.
Ancak bu teknolojilerin aşırı ve bilinçsiz kullanımı, bireysel ve toplumsal
hayat üzerinde önemli etkiler yaratabilir. Bu etkiler hem olumlu hem de olumsuz
yönleriyle dikkat çekmektedir.
A.
Bireysel Hayat Üzerindeki Etkileri
Karar Verme Becerisinin Zayıflaması: Yapay zekaya aşırı
bağımlı hale gelmek, bireylerin kendi kararlarını alma becerisini olumsuz
etkileyebilir. Her sorunun cevabını bir yapay zeka asistanından beklemek,
eleştirel düşünme yeteneklerinin azalmasına neden olabilir. Kendi analitik
becerilerini kullanmayan bireyler, bir süre sonra bağımsız düşünme ve problem
çözme kabiliyetlerini kaybedebilir.
Psikolojik Etkiler: Sürekli yapay zeka ile etkileşim halinde
olan bireylerde, sosyal izolasyon ve yalnızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir.
Özellikle insan ilişkilerini dijital bir araca teslim etmek, empati kurma ve
duygusal bağ geliştirme gibi becerilerin körelmesine yol açabilir. Ayrıca,
algoritmaların bireylerin tercihlerini sürekli yönlendirmesi, özgüven eksikliği
ve bağımlılık hissi yaratabilir.[15]
Zaman ve Odaklanma Problemleri: Yapay zeka destekli
uygulamalar, bireylerin dikkatini sürekli çekerek üretkenliklerini olumsuz
etkileyebilir. Sosyal medya algoritmaları gibi yapılar, kullanıcıları sürekli
içerik tüketmeye teşvik ederek zaman yönetiminde sorunlar yaratabilir.
Mahremiyet ve Güvenlik Riskleri: Yapay zekaya bağımlılık,
bireylerin özel verilerini paylaşma konusunda daha az dikkatli davranmasına
neden olabilir. Bu durum, kişisel veri güvenliğini tehlikeye atabilir ve
bireylerin dijital kimliklerinin manipüle edilmesi riskini artırabilir.
B.
Toplumsal Hayat Üzerindeki
Etkileri
Sosyal İlişkilerin Zayıflaması: Yapay zekanın sosyal medya
platformlarında yoğun kullanımı, insanların yüz yüze iletişim yerine dijital
etkileşimlere öncelik vermesine yol açabilir. Bu durum, toplumsal bağların
zayıflamasına ve bireyler arasında daha az derinlikli ilişkilerin kurulmasına
neden olabilir.
Toplumsal Karar Alma Süreçlerine Etkisi: Yapay zeka
algoritmaları, toplumsal davranışları ve karar alma süreçlerini etkileyebilir.
Örneğin, siyasi kampanyalarda veya tüketici alışkanlıklarında kullanılan
algoritmalar, bireylerin farkında olmadan manipüle edilmesine yol açabilir. Bu
durum, toplum içinde kutuplaşma ve güven eksikliğini artırabilir.
Ekonomik Eşitsizliklerin Derinleşmesi: Yapay zeka
teknolojilerinin yoğun şekilde kullanıldığı sektörlerde, düşük vasıflı
işçilerin işlerini kaybetme riski artmaktadır. Bu durum, gelir
eşitsizliklerinin derinleşmesine ve toplumsal gerilimlerin artmasına yol
açabilir.[16]
Eğitim ve Kültürel Etkiler: Eğitimde yapay zeka destekli
sistemlerin aşırı kullanımı, öğrencilerin sorgulama ve analiz yapma
becerilerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, kültürel çeşitlilik, algoritmaların
belirli içerikleri öne çıkarması nedeniyle azalabilir ve toplumlar daha homojen
düşünce yapılarına yönelebilir.[17]
Etik ve Güven Sorunları: Toplumlar, yapay zekanın etik
standartlar içinde kullanılıp kullanılmadığını sorgulamaktadır. Örneğin, yapay
zeka ile üretilen sahte içerikler (deepfake gibi) toplumsal güveni sarsabilir.
Bu durum, dijital dünyada gerçeğin ne olduğu konusunda kafa karışıklığına yol
açabilir.[18]
4.
Alternatif gelecekte yapay
zeka bağımlılığının sonuçları ne olabilir?
Gelecekte yapay zeka bağımlılığı, teknolojinin hızla
gelişmesiyle birlikte insan yaşamında derin etkiler yaratabilir. Bu
bağımlılığın bireysel, toplumsal ve küresel ölçekte birçok farklı sonucu
olabileceği öngörülmektedir. yapay zeka bağımlılığının alternatif bir gelecekte
doğurabileceği olası sonuçları şu şekilde sıralayabiliriz.
A.
Bireysel Etkiler
Kendi Kimliğini Kaybetme: İnsanlar, yapay zeka tarafından
yönlendirilen bir dünyada, kişisel karar verme yeteneklerini yitirebilir ve yapay
zekanın önerilerini sorgulamadan takip etmeye başlayabilir. Bu durum,
bireylerin özgünlüklerini ve bağımsızlıklarını kaybetmelerine neden olabilir.
Psikolojik Sorunlar: Sosyal izolasyon ve yalnızlık gibi
sorunlar artabilir. İnsanlar, gerçek insan etkileşimlerinden uzaklaşıp dijital
bir dünyada yaşamaya başlayabilir. Bu durum depresyon, anksiyete ve diğer
psikolojik sorunların yaygınlaşmasına yol açabilir.
Fiziksel Sağlık Sorunları: Teknolojiye bağımlılık,
hareketsiz yaşam tarzını teşvik edebilir. Bu da obezite, kas zayıflığı ve diğer
sağlık sorunlarını artırabilir.
B.
Toplumsal Etkiler
İnsan İlişkilerinde Kopukluk: Yapay zeka bağımlılığı,
insanlar arasındaki yüz yüze iletişimi azaltabilir. İnsanlar, yapay zeka ile
olan etkileşimlerini tercih ederek, toplumsal bağların zayıflamasına neden
olabilir.
Eşitsizliklerin Derinleşmesi: Yapay zeka teknolojilerine
erişim, ekonomik duruma bağlı hale gelebilir. Gelişmiş ülkeler ve yüksek gelir
grupları bu teknolojiden fayda sağlarken, geri kalan kesimler dışlanabilir ve
toplumsal eşitsizlikler derinleşebilir.
Manipülasyon ve Kontrol: Sosyal medya algoritmaları gibi
yapılar, toplumları manipüle etmek için kullanılabilir. Siyasi propaganda,
tüketim alışkanlıkları ve hatta kişisel inançlar, yapay zekanın
yönlendirmeleriyle şekillendirilebilir.[19]
C.
Küresel Etkiler
Ekonomik Dönüşüm: Yapay zeka, birçok sektörde insan emeğinin
yerini alabilir. Bu durum işsizlik oranlarını artırabilir ve yeni ekonomik
düzenlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Alternatif bir gelecekte, büyük bir
iş gücü kayması yaşanabilir.[20]
Etik ve Hukuki Sorunlar: Yapay zekanın kontrolsüz gelişimi,
etik ve hukuki sorunlara yol açabilir. Örneğin, yapay zekanın karar verme
süreçlerinde taraflılık veya kötüye kullanım riskleri, küresel ölçekte
tartışmalara neden olabilir.[21]
Kriz Yönetiminde Zorluklar: İnsanların kriz yönetiminde
yapay zekaya aşırı güvenmesi, beklenmedik durumlarda büyük sorunlara yol
açabilir. Örneğin, doğal afetler veya siber saldırılar sırasında insan kontrolü
eksikliği felaketlere neden olabilir.
D.
İnsanlık ve Yapay Zeka
Arasındaki Çizginin Bulanıklaşması
Bilinç ve Otonomi Tartışmaları: Gelecekte, yapay zeka otonom
hale gelirse, insanlık ve yapay zeka arasındaki sınır bulanıklaşabilir. Bu
durum, yapay zekanın hakları, insanlık için tehdit oluşturup oluşturmadığı ve
kontrol mekanizmalarının ne kadar etkili olduğu gibi konuları gündeme
getirebilir.
İnsanlığın Tanımında Değişim: İnsanlar, yapay zekaya bağımlı
bir yaşam tarzını benimserse, insanlığın anlamı ve amacı yeniden
tanımlanabilir. Bireyler, biyolojik varlıklarından çok dijital etkileşimleriyle
tanımlanmaya başlayabilir.[22]
E.
Olası Çözümler ve Umut
Verici Senaryolar
Alternatif bir gelecekte, yapay zeka bağımlılığına karşı
önlemler alınabilir. İnsanlar, teknolojiyi sorumlu bir şekilde kullanmayı
öğrenebilir ve bağımlılık risklerini azaltabilir. Eğitim, etik tasarım ve
teknolojiyle bilinçli bir ilişki kurmak, bu sorunların çözümüne katkı
sağlayabilir. Ayrıca, yapay zeka insanların potansiyelini artırmak için bir
araç olarak kullanılırsa, bireyler ve toplumlar bu teknolojiden daha sağlıklı
bir şekilde yararlanabilir.[23]
Buradan görmekteyiz ki, yapay zeka bağımlılığının alternatif
bir gelecekteki sonuçları hem fırsatlar hem de riskler sunmaktadır. İnsanlık,
bu teknolojiyi nasıl kullanacağını dikkatlice düşünmeli ve olası olumsuz
etkileri en aza indirmeye çalışmalıdır.
5.
Yapay zeka bağımlılığını
önlemek için neler yapabiliriz?
Yapay zeka, hayatımıza hızla entegre olurken, beraberinde
yeni bir sorun olarak da karşımıza çıkıyor: yapay zeka bağımlılığı. Akıllı
telefonlar, sosyal medya platformları ve çeşitli uygulamalar aracılığıyla
hayatımızın büyük bir bölümünü oluşturan yapay zeka, aşırı kullanıldığında
bağımlılık yaratabiliyor. Bu durum hem bireysel hem de toplumsal düzeyde birçok
olumsuz etki yaratabiliyor.
Yapay Zeka Bağımlılığını Önlemek İçin Alınabilecek Önlemler
Yapay zeka bağımlılığının önlenmesi için bireysel, toplumsal
ve teknolojik düzeyde çeşitli önlemler alınabilir.
A.
Bireysel Düzeyde
Alınabilecek Önlemler
Ekran Süresi Belirlemek: Günlük ekran süresini belirlemek ve
bu süreyi aşmamak için çaba göstermek.
Teknoloji Detoksu: Belirli aralıklarla teknolojiden
uzaklaşmak, doğa ile iç içe olmak ve hobilere zaman ayırmak.
Sosyal Etkileşimleri Artırmak: Aile ve arkadaşlarla daha
fazla vakit geçirmek, sosyal etkinliklere katılmak.
Farkındalık Geliştirmek: Yapay zeka bağımlılığının zararları
hakkında bilgi sahibi olmak ve bu konuda farkındalık yaratmak.
Alternatif Aktivitelere Yönelmek: Spor yapmak, kitap okumak,
müzik dinlemek gibi farklı aktivitelere zaman ayırmak.
Uyku Düzeni Oluşturmak: Uyku düzenini sağlamak için yatmadan
önce elektronik cihazları kapatmak.
Profesyonel Yardım Almak: Gerekli durumlarda bir uzmandan
destek almak.
B.
Toplumsal Düzeyde
Alınabilecek Önlemler
Eğitim Programları: Okullarda ve toplumsal yaşamda teknoloji
kullanımı konusunda bilinçlendirme eğitimleri düzenlemek.[24]
Aile Desteği: Ailelerin çocuklarının teknoloji kullanımını
denetlemeleri ve sağlıklı alışkanlıklar kazanmalarına yardımcı olmaları.
Toplumsal Bilinçlendirme Kampanyaları: Yapay zeka
bağımlılığının zararları hakkında toplumun her kesimine ulaşacak kampanyalar
düzenlemek.
Yasal Düzenlemeler: Çocukların teknoloji kullanımına ilişkin
yasal düzenlemeler yapmak.
Teknoloji Firmalarının Sorumlulukları: Teknoloji
firmalarının, ürünlerinin bağımlılık yaratma potansiyelini azaltmak için
çalışmalar yapmaları.
C.
Teknolojik Düzeyde
Alınabilecek Önlemler
Uygulama Kısıtlamaları: Akıllı telefonlarda ve
bilgisayarlarda uygulama kullanımını sınırlayan özellikler geliştirmek.[25]
Ekran Süre Takip Sistemleri: Ekran süresini takip eden ve
kullanıcıyı uyaran uygulamalar geliştirmek.[26]
Dijital Detoks Uygulamaları: Teknolojiden uzaklaşmaya
yardımcı olan uygulamalar geliştirmek.
Yapay Zeka Algoritmalarının Düzenlenmesi: Yapay zeka
algoritmalarının kullanıcıları bağımlılık yaratan içeriklere yönlendirmemesi
için düzenlemeler yapmak.
Yapay zeka bağımlılığının önlenmesi, bireysel çabaların yanı
sıra toplumsal ve teknolojik çözümlerin bir araya gelmesini gerektirir. Bu
konuda farkındalık yaratmak ve önlemler almak, gelecek nesillerin daha sağlıklı
bir dijital yaşama sahip olmasına katkı sağlayacaktır.[27]
Unutmayalım ki, teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için
tasarlanmıştır. Ancak aşırı kullanım, hayatımızın kontrolünü ele geçirebilir.
Bu nedenle, teknolojiyi bilinçli kullanmak ve dengeli bir yaşam sürmek
önemlidir.
Sonuç
Yapay zeka, insan yaşamını köklü bir şekilde dönüştürme
potansiyeline sahip, hızla gelişen bir teknoloji olarak günlük hayatımızda
derin bir etki yaratmıştır. Sağlıktan eğitime, sosyal medyadan iş dünyasına
kadar pek çok alanda verimliliği artıran ve yaşam kalitesini iyileştiren
çözümler sunmaktadır. Ancak bu hızlı entegrasyon, yapay zeka bağımlılığı gibi
yeni ve ciddi sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu bağımlılık, bireylerin
kendi karar verme yeteneklerini ve özgüvenlerini zayıflatabilir, toplumsal
düzeyde ise sosyal bağların kopmasına ve bireyler arasında eşitsizliklerin
derinleşmesine neden olabilir.
Yapay zeka bağımlılığı, yalnızca bireysel bir sorun olmaktan
çıkıp geniş çaplı toplumsal bir mesele haline gelmiştir. Günümüzde bireylerin
teknolojiyi aşırı derecede kullanarak eleştirel düşünme becerilerini
kaybetmeleri, sosyal izolasyon yaşamaları ve fiziksel sağlığa dair sorunlarla
karşılaşmaları, bu teknolojinin olumsuz etkileri arasında yer almaktadır. Aynı
şekilde, yapay zekanın bilgi manipülasyonu ve veri güvenliği sorunları gibi
riskleri, yalnızca bireysel yaşamı değil, toplumsal güvenlik ve etik normları
da tehdit etmektedir.
Bu bağlamda, yapay zeka bağımlılığını önlemek için alınması
gereken tedbirler oldukça geniş bir çerçevede ele alınmalıdır. Bireysel
farkındalık yaratmak, teknolojiyi sorumlu bir şekilde kullanma alışkanlıklarını
teşvik etmek ve teknoloji firmalarının bağımlılık yaratmayan uygulamalar
geliştirmesi gibi adımlar, bu sürecin temel taşlarını oluşturmaktadır. Ayrıca,
okullarda ve toplumun genelinde teknoloji bağımlılığına karşı bilinçlendirme
programlarının hayata geçirilmesi, bu konuda atılacak önemli adımlar arasında
yer alır.
Yapay zekanın etik tasarımı da kritik bir öneme sahiptir.
Algoritmaların, kullanıcıları manipüle etmeyen ve bağımlılığı teşvik etmeyen
şekilde geliştirilmesi, toplumsal güvenin artırılması açısından gereklidir.
Bunun yanı sıra, bireylerin yapay zekayı tamamlayıcı bir araç olarak görmeleri
ve onu insan zekasının yerini alan bir unsur değil, destekleyici bir mekanizma
olarak kullanmaları teşvik edilmelidir.
Gelecekte, yapay zekanın etkileri giderek daha geniş bir
alanı kapsayacaktır. Bu nedenle, teknolojiye bilinçli bir şekilde yaklaşmak,
bireylerin ve toplumların bu hızlı değişime uyum sağlamalarını
kolaylaştırabilir. Yapay zeka bağımlılığını kontrol altına almak ve bu
teknolojiyi daha dengeli bir şekilde hayatımıza entegre etmek hem bireysel hem
de toplumsal sağlığımızı koruma açısından büyük bir öneme sahiptir. Teknolojiyi
nasıl kullandığımız, onun gücünü ne kadar bilinçli ve sorumlu bir şekilde
yönlendirdiğimizle şekillenecektir. İnsanlık, yapay zekadan maksimum fayda
sağlarken, bu teknolojinin potansiyel risklerini en aza indirmek için kararlı
ve sürdürülebilir adımlar atmalıdır.
KAYNAKLAR
1.
Babbage, C. (1832). On the
Economy of Machinery and Manufactures.
2.
Turing, A. M. (1950).
"Computing Machinery and Intelligence." Mind.
3.
McCarthy, J., Minsky, M.,
Rochester, N., & Shannon, C. (1956). "A Proposal for the Dartmouth
Summer Research Project on Artificial Intelligence." Dartmouth Conference.
4.
Kurzweil, R. (2005). The
Singularity is Near: When Humans Transcend Biology. Viking.
5.
Newell, A., & Simon, H.
(1956). "The Logic Theory Machine: A Complex Information Processing
System." IRE Transactions on Information Theory.
6.
Kaplan, J., & Haenlein,
M. (2019). "The Ethics of Artificial Intelligence: Implications for
Society." Business Horizons.
7.
Russell, S., & Norvig,
P. (2003). Artificial Intelligence: A Modern Approach. Prentice Hall.
8.
Fermi, E. (1950).
"Fermi Paradox: Where is Everybody?" Los Alamos National Laboratory.
9.
AlphaGo Team. (2016).
"Mastering the Game of Go with Deep Neural Networks and Tree Search."
Nature.
10.
Kepler Space Telescope.
NASA Exoplanet Archive. Erişim: www.nasa.com
(10.01.2025)
11.
Öz, E. (2023). "Yapay
Zekanın Sınırlarını Zorlamak: Gelecekte Neler Yapılabilir?" CNN Türk.
Erişim: https://www.cnnturk.com/yazarlar/guncel/esra-oz/yapay-zekanin-sinirlarini-zorlamak-gelecekte-neler-yapilabilir-2023887
(10.01.2025)
12.
(2023). "Yapay Zeka
2025: Riskler ve Öngörüler Üzerine Analiz." Donanım Plus. Erişim: https://donanimplus.com/yapay-zeka-2025-riskler-ve-ongoruler-uzerine-analiz/
(10.01.2025)
13.
(n.d.). "Yapay Zeka ve
Teknolojik Bağımlılıklar: Yeni Nesil İçin Bir Rehber." Yapay Psikoloji. Erişim:https://www.yapaypsikoloji.com/post/yapayzekaveteknolojikba%C4%9F%C4%B1ml%C4%B1lklar-yeni-nesil-i%CC%87%C3%A7in-bir-rehber
(10.01.2025)
14.
Yeşilay,Erişim:https://www.yesilay.org.tr/tr/sikcasorulansorular/teknolojibagimliligi/teknolojibagimliligindankurtulmakisteyenlerneleryapmalidir#:~:text=%C3%96ncelikle%20%C5%9Fayet%20ger%C3%A7ekten%20teknolojiye%20bir%20ba%C4%9F%C4%B1ml%C4%B1l%C4%B1k%20varsa%20bununla,%C4%B0kincisi%3B%20teknoloji%20ba%C4%9F%C4%B1ml%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1na%20sebep%20olan%20durumlar%20ortadan%20kald%C4%B1r%C4%B1lmal%C4%B1d%C4%B1r.
01.10.2025
15.
Tübitak, "Yapay Zeka
ve Etik Sorunlar: İnsanlık Teknolojinin Kontrolünü Kaybediyor mu?" Bilim
Genç. Erişim: https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/yapay-zeka-ve-etik-sorunlar-insanlik-teknolojinin-kontrolunu-kaybediyor-mu
(10.01.2025)
[1]
Babbage, C. On the Economy of Machinery and Manufactures. 1832.
[2]
Turing, A. M. " Bilgisayar Makineleri ve İstihbarat." Mind, 1950.
[3]
Russell, S., & Norvig, P. Artificial Intelligence: A Modern Approach.
Prentice Hall, 2003. S.5
[4]
McCarthy, J., Minsky, M., Rochester, N., & Shannon, C. " Yapay Zeka
Konulu Dartmouth Yaz Araştırma Projesi Önerisi." Dartmouth Konferansı,
1956.
[5]
Newell, A., & Simon, H. "The Logic Theory Machine: A Complex
Information Processing System." IRE Transactions on Information Theory,
1956.
[6]
AlphaGo Team. "Mastering the Game of Go with Deep Neural Networks and Tree
Search." Nature, 2016. S.63
[7]
Yapay Psikoloji (yapaypsikoloji.com), “yapay zeka ve teknolojik bağımlılıklar
yeni nesil için bir rehber”
[8]
Kepler Space Telescope. NASA Exoplanet Archive. “Exoplanets”
[9]
Fermi, E. "Fermi Paradox: Where is Everybody?" Los Alamos National
Laboratory, 1950. S.85
[10]
Kurzweil Ray, “İnsanlık 2.0” (2024, Alemdar, Ticarethane Sk. No:15, 34110
Fatih/İstanbul) S.105
[11]
1016 (10 üzeri 16), matematikte bir sayıyı ifade etmek için kullanılan bir üslü
gösterimdir. Bu, 10’un kendisiyle 16 kez çarpılması anlamına gelir. Daha basit
bir ifadeyle, bu sayı:
1016 =10×10×10×...(16kez)
Sonuç olarak, 1016şu şekilde yazılabilir:
1016=10,000,000,000,000,000
Yani, 1’in yanında 16 sıfır olan bir sayıdır ve bu sayı “on
katrilyon” olarak adlandırılır.
[12]
Yapay Psikoloji (yapaypsikoloji.com), “yapay zeka ve teknolojik bağımlılıklar
yeni nesil için bir rehber”
[13]
Donanım Plus (donanimplus.com) “yapay zeka riskler ve öngörüler üzerine analiz”
[14]
Tülay Turan , Gökhan Turan , Ecir Küçüksille, “Yapay Zekâ Etiği: Toplum Üzerine
Etkisi” Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi 13(2):
292-299 (2022) S. 6
[15]
Yapay Psikoloji (yapaypsikoloji.com), “yapay zeka ve teknolojik bağımlılıklar
yeni nesil için bir rehber”
[16] Ticari Hayat (ticarihayat.com) “Yapay zeka
ile dijital bağımlılık ilişkisi”
[17]
Donanım Plus (donanimplus.com) “yapay zeka riskler ve öngörüler üzerine analiz”
[18]
Tülay Turan , Gökhan Turan , Ecir Küçüksille, “Yapay Zekâ Etiği: Toplum Üzerine
Etkisi” Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi 13(2):
292-299 (2022) S. 4
[19]
Yapay Psikoloji (yapaypsikoloji.com), “yapay zeka ve teknolojik bağımlılıklar
yeni nesil için bir rehber”
[20]
Ticari Hayat (ticarihayat.com) “Yapay zeka ile dijital bağımlılık ilişkisi”
[21]
Tülay Turan , Gökhan Turan , Ecir Küçüksille, “Yapay Zekâ Etiği: Toplum Üzerine
Etkisi” Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi 13(2):
292-299 (2022) S. 5
[22]Öz
Esra, CNN Türk (cnnturk.com) “Yapay Zekanın Sınırlarını Zorlamak: Gelecekte
Neler Yapılabilir?”
[23]
Tülay Turan , Gökhan Turan , Ecir Küçüksille, “Yapay Zekâ Etiği: Toplum Üzerine
Etkisi” Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi 13(2):
292-299 (2022) S. 7
[24]
Donanım Plus (donanimplus.com) “yapay zeka riskler ve öngörüler üzerine analiz”
[25]
Yapay Psikoloji (yapaypsikoloji.com), “yapay zeka ve teknolojik bağımlılıklar
yeni nesil için bir rehber”
[26]
Yeşilay, (yesilay.com) “Teknoloji/internet bağımlılığını önlemek için ne gibi
önlemler alınmalıdır?”
[27]
Doç. Dr. Kayıhan Bahar, Tübitak, Bilim Genç (bilimgenc.tubitak.gov.tr) “Yapay
Zekâ ve Etik Sorunlar: İnsanlık, Teknolojinin Kontrolünü Kaybediyor Mu?”

iyi
YanıtlaSil