Galaksi Federasyonu- Bölüm: 87 Antarktika
Fergana şehri kıtanın en gelişmiş şehri olarak öne çıkıyordu
ve bunun büyük bir kısmını Mars’tan anayurtlarına dönen insanlardan oluşuyordu,
denizlerdeki Difda’siyanlar kıyılardaki insanlara deniz mahsulleri, İnsanlar ise
yüzeyde yetiştirdikleri tarım ürünlerini ve bazı kara hayvanlarından elde
edilen etleri takas ederek karşılıklı iş birliği gerçekleştiriliyordu. Tarihi penguen
uzay üssü ve diğer yüz hava alanı kıtanın hem dünya hem de uzay ile olan bağlantılarını
sağlıyordu. Diğer bilim ve yaşam merkezlerinde özellikle Biyoloji, Astrobiyoloji
ve gıda endüstrisi alanında ciddi çalışmalar yapılmaktaydı. Bu yüzden uzayda birçok
koloni için Antarktika, kritik bir araştırma ve tedarik merkezi haline
gelmişti. Genetik mühendislik ve biyoteknoloji alanlarında geliştirilen
projeler, sadece Dünya’daki ekosistemi yeniden inşa etmekle kalmıyor, aynı
zamanda uzak gezegenlerde sürdürülebilir yaşamın temellerini atıyordu.
Fergana şehri, Federasyon’un gözetimi altında hızla
büyürken, eski Dünya kültürlerinin izlerini taşıyan yerleşimler de kıtanın
çeşitli noktalarına yayılmıştı. Burada yaşayan halk, melezleşmiş genetik
yapılarıyla Dünya’nın eski iklimine uyum sağlarken, diğer gezegenlerden gelen
göçmenler de kendilerine uygun habitatları yaratmak için ileri teknolojiler
kullanıyordu.
Antarktika artık eski buzlarla kaplı, izole bir kıta değil;
farklı türlerin, kültürlerin ve teknolojilerin iç içe geçtiği, galaktik
politikaların merkezinde yer alan bir bölgeydi.
Antarktika yönetimi Güneş imparatorluğu üst meclisi
tarafından atanan Kral Danyal’ın onaylamasıyla atanan ve hanedan üyeleri
arasından seçilen prens valiler tarafından yönetiliyordu. Yüz ikinci vali veliaht
prens Kağan en son valiydi ve kendisi bu çalışmaları bizzat içerisinde bulunarak
destekliyordu o İmparatorluğun federasyona karşı olan politikalarını yer yer
eleştiriyor, Özgür kolonistler hareketinin faaliyetlerine karşı ise sessiz
kalarak hiçbir yorum yapmıyordu. Bu nedenle Antlia-2 direnişine karşı da içten
içe sempati beslemeye başlamıştı. Özgür Kolonistler Hareketi (Ö.K.H.)’nin bir
kolu olan Dünya Kurtuluş Örgütü (DÜ.K.O.)’nun ana üslerinden biri
Antarktika’nın derin yer altı tünellerinde bulunuyordu. Güneş İmparatorluğu’nun
sıkı gözetimi altında olmasına rağmen, Antarktika’nın geniş ve zorlu
coğrafyası, Ö.K.H.’nin gerilla taktikleri uygulaması için ideal bir alan haline
gelmişti.
Prens Kağan, DÜ.K.O.’nun faaliyetlerine doğrudan müdahale
etmese de onun varlığını ve hatta bazı eylemlerini görmezden gelerek
İmparatorluğun sert yönetim politikalarına karşı örtülü bir duruş sergiliyordu.
Onun bu tarafsız gibi görünen ama aslında pasif destek anlamına gelen tutumu,
saraydaki diğer hanedan üyeleri arasında tartışmalara yol açmıştı. Kimileri
onun bu sessizliğini bir ihanet belirtisi olarak görürken, kimileri ise
İmparatorluk içindeki dengeleri koruma çabası olarak değerlendiriyordu.
Bu arada, DÜ.K.O., kıtanın kontrolünü tamamen ele geçirmek
için gizli planlarını yürütüyordu. Özellikle Antlia-2 direnişiyle bağlantıları
derinleşiyor ve Federasyon’un baskısından kaçan bilim insanları ile askerleri
kendi saflarına katıyordu. Özgür Kolonistler Hareketi, Dünya’yı Güneş
İmparatorluğu’nun boyunduruğundan kurtarmak için Antarktika’yı bir isyanın
kıvılcım noktası olarak görüyordu.
Veliaht prens Koçi programında yer alan, uluslararası
geziler yapan ve büyük filonun Sagittirius-a Karadeliğindeki anomalide gerçekleşen
felaketinden kurtulmayı başaran tek uzay gemisinde yer almıştı, gözleriyle devasa
filonun bir anda ortadan kayboluşunu gözleriyle görmüştü, bu olay, onu derinden
sarsmış ve Güneş İmparatorluğu’nun gerçek gücü ve zayıflıkları üzerine
düşünmeye itmişti. Sagittarius-A’daki anomalide ne yaşandığını tam olarak
hatırlayamıyordu, ancak hafızasında tuhaf görüntüler belirmişti: Zamanın ve
uzayın büküldüğü anlar, radyo sinyallerinin bilinmeyen dillerde yankılandığı
sesler, geminin gövdesinde oluşan ve aniden kapanan mikro yırtıklar… Bu
görüntüler, onun zihninde sadece anlık halüsinasyonlar mıydı, yoksa gerçekten
yaşanmış bir felaketin silinmeye çalışılan izleri miydi? Veliaht Prens,
Sagittarius-A’daki anomalide yaşananları hatırlamaya çalıştıkça, zihninde bir
tür blokaj hissediyordu. Hatıraları sisliydi, sanki birileri ya da bir şey, o
anıları tamamen ortaya çıkarmasını engelliyordu.
Ancak bazı anlar, geceleri kâbus gibi geri dönüyordu:
Geminin içinde yankılanan bir çığlık, fakat sesin kime ait
olduğunu bilmiyordu…
Radyo dalgalarına karışan boğuk, anlaşılmaz fısıltılar…
Boşlukta bir anlığına beliren devasa, tanımlanamayan
gölgeler…
Geminin diğer kurtulan mürettebatı da benzer belirtiler
gösteriyordu. Kimisi kendini tamamen soyutlamış, kimisi ise anlatmaya
çalıştığında ani nöbetler geçirerek bilinçsizce sayıkladığı tuhaf kelimelerle
yere yığılmıştı.
prens, bu olayın üzerine gitmeye karar verdi. Güneş
İmparatorluğu bu konuyu hızla kapatmış, resmi raporlarda "anormal bir
yerçekimi çöküşü" yaşandığı belirtilmişti. Ancak onun hisleri bunun basit
bir bilimsel olay olmadığını söylüyordu.
Bu yüzden, Antarktika’da gizlice faaliyet gösteren Dünya
Kurtuluş Örgütü’nün (DÜ.K.O.) bazı bilim insanlarıyla temasa geçti. Onların
elinde, imparatorluğun sansürlediği verilerin bazı kırıntıları vardı. Özellikle
bir kayıt dikkat çekiciydi:
Radyo sinyallerine karışan, kimliği belirsiz bir varlığın
mesajı…
Kanatlarınız buzun içinde gömülü, gölgelerin ardında
yankılanan isimlerinizi hatırlayın…
Bu cümle, ona bir şeyler anımsatıyordu. Ancak neyi, neden ve
nasıl hatırlaması gerektiğini bilmiyordu. Sagittarius-A’da gerçekten ne
olmuştu? Kaybolan filo, gerçekten yok mu olmuştu, yoksa bir şekilde başka bir
gerçekliğe mi sürüklenmişti?
Kağan, bu soruların cevaplarını bulmaya kararlıydı. Ancak
karşısında duran tek sorun, gerçeğe ulaşmasının imparatorluk için bir tehdit
oluşturmasıydı. Eğer bu gizemi çözerse, sadece kendi hayatını değil, galaktik
düzeni de sarsabilecek bir sırrı açığa çıkarabilirdi…
Antlia-2 Bağımsızlığa kavuşmasının ardından insanların hüküm
sürdüğü bölgelerde ufak çapta hareketlenmeler başlamıştı, Öte yandan, DÜKO, Antarktika’daki
gizli üslerinde hem siyasi hem de bilimsel operasyonlarını hızlandırıyordu. özellikle
kıtada kendisine yeni taraftarlar topluyor, güneş sistemindeki gizlenmiş diğer
ayrılıkçı örgütlerle bağlantılarını güçlendiriyordu.
Danyal ise bir dizi entrikalarla çalkalanan sarayında resmen
kelle koltukta yaşıyordu, federasyonda sürekli değişen düzen, bağlı özerk
bölgelerde ortaya çıkan ayaklanmalar imparatorluğunu tehdit edecek ateşin
filizlenmesine sebep olabilirdi. Gerek devlet kademelerinde gerekse gizli
yapılanmalarla ayrılıkçıların sayısı oldukça artmıştı. Canından çok sevdiği en başarılı
veliaht olan Oğlu Kağan’ın kendisine karşı gerçekleştirilen politikalarını da
görmezden geliyordu.
Kağan’ın Özgür Kolonistler Hareketi’ne (Ö.K.H.) karşı sessiz
kalışı, DÜ.K.O. ile bağlantılı olabileceğine dair söylentiler ve
İmparatorluk’un resmi politikalarına karşı giderek daha fazla eleştirel
yaklaşması sarayda huzursuzluk yaratıyordu. Ancak Danyal, oğlunun
yeteneklerinden, liderlik gücünden ve zekâsından dolayı onu kayıtsız şartsız
desteklemeye devam ediyordu.
Anomalinin yirminci senesinde ve Kapakkent’in Bağımsızlığının
ikinci yılına doğru ülkede yaşanan suikastlar iyice artmıştı, Danyal korkudan
uyuyamıyordu bile.
0 Yanıt "Galaksi Federasyonu- Bölüm: 87 Antarktika"
Yorum Gönder
Lütfen Etik Kurallara ve Kamu haklarını göz önünde bulundurarak yorum yapınız...