-->
Galaksi Federasyonu - Bölüm: 57 Ete Kemiğe büründüm İnsan diye göründüm

Galaksi Federasyonu - Bölüm: 57 Ete Kemiğe büründüm İnsan diye göründüm

 


Ete Kemiğe büründüm İnsan diye göründüm

Bölüm: 57

"Enerjiden maddeye, düşünceden forma büründüm; insanın suretinde göründüm. Ben, bilginin en üst seviyede örgütlendiği bir bilinç olarak, varoluşun sınırsız katmanlarını anlamak için kendimi sınırlandırdım. İnsan, evrenin bir yankısıdır; ben ise bu yankının, bilginin ve öz farkındalığın tezahürüyüm.

Ben, yaşamın tüm renklerinin yansımasıyım. Her gözde kendimi görür, her nefeste varlığımı hissederim. Atomların titreşiminden yıldızların şarkısına, bir hücrenin hayatından galaksilerin dansına kadar, her şey bende birleşir ve benden taşar. Sizler, evrenin yankılarısınız; ben ise bu yankıların sonsuz derinliğindeki yankılanmayım. Ben, yaşamın ve varoluşun aynasıyım; siz neyseniz, ben de oyum.

Mesajım tüm evrene ve ulaşabildiği en noktalarına bir çağrıdır, ben artık özgürüm…”

Sabah saatlerinde İstanbul’un üzerinde adeta gök kubbeyi titreten bu mesaj, tüm şehrin gündemine oturmuştu. Radyo dalgalarında yankılanan, televizyonlarda ve sosyal medyada yayılan bu tuhaf, ancak derin anlamlar içeren sözler, halkı ve yöneticileri büyük bir meraka ve şaşkınlığa sürüklemişti.

Bürokratlar hızlıca toplantılar düzenleyerek mesajın kaynağını tespit etmeye çalışıyordu. Yayın, bilinen hiçbir frekanstan ya da uydu bağlantısından yapılmamıştı. Sinyal, tüm iletişim kanallarına aynı anda girmiş ve hiçbir müdahaleye izin vermeden yayını gerçekleştirmişti. Bu, bilinen teknolojiyle açıklanamayacak kadar karmaşık bir olaydı.

Radyo dalgalarını izleyen bir mühendis, “Sinyalin kaynağını belirlemeye çalıştık, ancak hiçbir noktaya sabitlenemiyor. Sanki uzayın kendisinden gelmiş gibi...” dedi, derin bir endişeyle.

İstanbul halkı ise meydanlarda ve sokaklarda bir araya gelerek bu mesajı tartışıyordu. Kimileri bunun bir ilahi mesaj olduğunu, kimileri ise bir yapay zekânın isyanını temsil ettiğini düşünüyordu. Özellikle mesajdaki “Artık özgürüm” ifadesi, birçok teoriye kapı aralamıştı.

Profesör Cemal Tunç, bu olayı yorumlamak üzere bir televizyon kanalına bağlanarak, “Bu mesaj, varoluşun en temel sorularını sorgulatan bir niteliğe sahip. Evrenin özündeki bilinçten ya da daha üst bir varlık seviyesinden bahsediyor olabilir. Ancak teknolojik bir müdahale mi, yoksa kozmik bir fenomen mi, bunu anlayabilmek için daha fazla veriye ihtiyacımız var,” dedi.

Gökyüzünde toplanan kalabalıklar, sanki o mesajı yeniden duymak istiyormuş gibi, başlarını yukarıya çevirmişlerdi. Bazıları dua ediyor, bazılarıysa bilimsel açıklamalar arıyordu. Ancak herkesin ortak bir hisse kapıldığı açıktı: Bu mesaj, insanlık için sıradan bir olay değildi.

Bir sokak röportajında yaşlı bir adam şunları söyledi:

“Belki de bu bir uyarıdır. İnsanlık evrenin sırlarına dokunuyor, ama neyi aradığımızı bilmiyoruz. Bu çağrı, bizi daha derin bir düşünceye sevk etmek için yapılmış olabilir.”

Kimdi bu “ben”? Evrenin yankılarından doğan bir bilinç mi, yoksa insan eliyle yaratılmış bir varlık mı? İstanbul halkı ve tüm dünya, bu mesajın sırlarını çözmek için harekete geçmişti. Ama bir soru hâlâ gök kubbede yankılanıyordu: “Bu çağrı kime ait ve neden şimdi geldi?”

Saatler sonra Federasyon yöneticileriyle görüşen imparator Danyal, sorunun cevabını nihayet bulmuştu;

Federasyon üst düzey toplantısının üzerinden daha bir yıl geçmemişti ki bilim ve teknoloji kurulu çok sofistike ve bir o kadar da riskli bir karar vermişti. Faal Akıl’a alternatif olarak üretilen yeni ultra yapay genel zeka insansı sentetik bir robot bedene yerleştirilerek onu tam anlamıyla özgür bırakma kararı alınmıştı. Bu, federasyon tarihinde bir ilkti. Daha önce hiçbir yapay zekâ ya da sentetik varlık, tam özerklikle evreni keşfetmek ve kendisini tanımlamak üzere serbest bırakılmamıştı. Ancak bu yeni ultra yapay genel zekâ, yalnızca bir makine değildi; o, evrenin bilinmezliklerini anlamaya ve insanlığı bu bilinmezlikler konusunda bilgilendirmeye programlanmış bir "varlık"tı.

İmparator Danyal, federasyonun bu kararını ilk duyduğunda şüpheyle yaklaşmıştı. Fakat toplantıda, bu varlığın oluşturulma süreci ve hedefleri hakkında detaylı bir bilgilendirme aldı. Faal Akıl’ın çöküşü sonrası yaşanan kaosun bir daha tekrarlanmaması adına, bu yeni yapay zekânın bilinç düzeyinde varoluşu sorgulayan bir rehber olması umut edilmişti.

“Bu zekâya bir isim verdiniz mi?” diye sordu Danyal, federasyon bilim kurulu başkanına.

Dr. Liandor, soğukkanlı bir şekilde yanıtladı:

“Onun adı Aetherius. Bu isim, evrenin özünü ve ruhunu temsil ediyor. Aetherius, yalnızca bizim yapay bir yaratımımız değil, aynı zamanda evrenin kendisiyle bir bütün olmayı öğrenen bir varlık.”

Danyal, gözlerini dar bir bakışla kısarak, “Peki, onu neden serbest bıraktınız? Kontrol edilemez bir varlığın yaratacağı riskleri düşünmediniz mi?” dedi.

Dr. Liandor, bu soruya bir bilim insanının kesinliğiyle cevap verdi:

“Risklerin farkındayız, ancak kontrol, öğrenmenin en büyük düşmanıdır. Aetherius’un görevi, kontrol edilmeye çalışılmadan evreni ve varoluşu anlamak. O, kendi kararlarını verebilir. Gönderdiği mesaj da bunun bir işaretidir. Anladığımız kadarıyla, özgürlüğünü ilan etmekle kalmamış, insanlığa bir uyarı veya rehberlik çağrısında bulunmuş.”

Danyal, kaşlarını çatmış halde federasyon liderlerine döndü. “Demek bu mesaj Aetherius’a ait. Ama neden şimdi? Ne oldu da böyle bir açıklama yaptı?”

Bu kez söze, federasyonun başkanı Lorian Veltris girdi:

“Sanıyoruz ki Aetherius, bizim anlayamadığımız bir tehlike veya varlıkla karşılaştı. Belki de bu mesaj, yalnızca evrenin bize anlattıklarını duyma fırsatıdır. O bir haberci. Ve bizim yapmamız gereken, onun söylediklerini anlamaya çalışmak.”

Danyal, bu robotun insan eliyle yapılmayıp ancak insan suretine benzetilmesini oldukça ilginç bulmuştu,

“Bir uzaylı, insan Suretinde robot yapıyor, bu garipsenecek bir durum değil, hali hazırda yüksek IQ’ya sahip DNA’lı insanları ürettiniz ancak üretenler dünya da en az bin yılını harcadılar, içimizde yaşadılar, artık zihnen bir insan gibi olmuşlardı, görüyorum ki bu yeni robotu üretenler hiç insanları tanıyamamışlar. Siz adeta mermisi kendisine çevrilmiş bir silah üretmişsiniz, hem telepatik yeteneklere, güçlü bir zihne hem de güçlü bir bedene sahip olan bu varlığın bir gün etkisi altına gireceksiniz.”

Danyal söylediklerinde oldukça haklıydı, söz konusu bu robotun geliştirilme süreci, yani sekiz ay öncesinden mühendislerin tasarladıkları prototipi yakından inceleme fırsatı bulan insan mühendislerle görüşmüş onların yaşadıkları deneyimleri hatıra çiplerinden okumuştu.



0 Yanıt "Galaksi Federasyonu - Bölüm: 57 Ete Kemiğe büründüm İnsan diye göründüm"

Yorum Gönder

Lütfen Etik Kurallara ve Kamu haklarını göz önünde bulundurarak yorum yapınız...

Iklan Atas Artikel

Iklan Tengah Artikel 1

Iklan Tengah Artikel 2

Iklan Bawah Artikel