-->
Kitabımı Nasıl Yayımladım ?

Kitabımı Nasıl Yayımladım ?


Merhaba arkadaşlar ben İldeniz, 28 yaşımdayım, Pamukkale üniversitesi mezunuyum, isterseniz bu bölümü geçebilirsiniz biraz kendimle ilgili bilgi vereceğim. Kitap basım ve yazım sürecim bir sonraki bölümde olacak videoyu ileri sarabilirsiniz yine de size kalmış belki ibret alır ve ders çıkarırsınız.

Çocukluğumdan bu yana uzay bilimleri ve bu alanda yapılan popüler yayınlar hep ilgimi çekmiştir. 94 ve önceki devre iyi bilir bizde liseye girmek için orta kurumlara giriş sınavı kısaca OKS sınavı süreci vardı hatta yanlış hatırlamıyorsan FOX Televizyonunda OKS Anneleri adında bir dizi de yayınlanmaktaydı. 2008 yıllarından bahsediyorum. Bu yıllarda ben çok azimli olmayan ancak okulumuzun çalışkanlar gurubu içerisinde bulunan sakin içine kapanık bir öğrencisiydim. Zorba kişilerin bulunduğu bir sınıf ortamından çalışkanlar gurubuna geçince az çok konulara da aşina olduk. Olduk olmasına ama dersimize çalışmadık. Tabi bunun acısı OKS sınavında ortaya çıktı. 270 puan aldım. Fen ya da düz Anadolu liselerine yerleşemedim, meslek liselerinin de Anadolu kısmına tercih yapmadık, yani kısacası çok ihmalkâr davrandık. Ailem evime 500 metre mesafede bulunan bugün alan genişliği açısından ülkemizin sayılı büyük okullarından biri sayılan Endüstri Meslek Lisesine beni göndermek istedi. Ancak bize ortaokulda bu liseleri pek iyi tanıtmadılar. Aslında çok güzel ve bence gerekli eğitim disiplini sağlandığında düz bir Anadolu lisesinden çok çok iyi bir kurum. Düşünsenize üniversiteyi kazanamasanız dahi bir mesleğiniz var ki özel sektöre baktığınızda çoğu vasıflı işçiler bu liselerden mezun, hadi onu geçtim herhangi ilgili teknik fakültenin bu lisede okuduğunuz bölümü ile paralel ise o zaman gerçekten elinize su döken yok. Tabi bu pratikte böyle. Aslında güzel avantajları var.

Ben bu liseye gitmemek için bin bir türlü arayış içerindeyken amcam babama bir teklifte bulundu. Gel Hilmi’yi imam hatip lisesine yazdıralım orada devlet parasız yatılı yurdu da mevcut bu yurtta kalır devlet yardımı alır, yılda bir takım elbise, havlu çorap atlet eşofman ayakkabı vs. 3 ayda bir de burs alır dedi.  Babama da cazip geldi bende biraz bu alana meyilliydim ve düzce merkez imam hatip lisesine başladım.

Liseye başladığım hafta devlet parasız yatılı sınavlarına katılıp yurda yerleştik. İlkokulda olduğu gibi burada da biraz zorba insanlar vardı ancak ilkokula göre daha azdı. İmam hatipli olmak ayrıcalıktır ancak o dönemlerde malum katsayı saçmalığı olduğundan üniversite kazanamayacağım, mesleksiz vasıfsız bir işçi olarak çok çalışıp az kazanacağım diye kara kara düşünmeye başladım. Bir gün rüyamda ortaokuldaki halimi görüp bir anda gecenin üçünde uyandım. Üzüle üzüle tekrar yatağıma yattım o günler benim üzüntülü olduğum günler olmuştur.

Hem düşünürken hem de kütüphaneye uğradığım günlerdi. Bir gün ilk defa lisenin kütüphanesine girdim. Burada bulunan kütüphane görevlisi ile tanıştım, Allah ondan razı olsun çok şefkatli iyi bir insandı bence hayatımda gördüğüm en iyi kütüphane görevlisiydi.

Bir kütüphane görevlisi başta çok güler yüzlü ve neşeli olmalı sonraki vasıflar da gerekli ancak başta güler yüzlü ve şefkatli olmalı 14 yaşında bir çocuğum hayatımda bir anlam arayışındayım bu konuda ilgiye ihtiyacım var ve gerçekten soyadını hatırlamıyorum Mehmet abi iyi bir insandı. İlk tanıştığım gün çekine çekine ona o gün abi kitap okumaya geldim o da ne tür kitaplar bende uzay ve bilim dedim gel dedi uzay kitapları burada gel bak diyerek beni bilim kitapları bölümüne yönlendirdi. Şansıma bu kütüphanede yaklaşık 30 binden fazla kitap vardı. Şimdi çoğunu orada bulamazsınız öyle bir kültür orada kalmadı gibi bir şey.

Mehmet abi beni bu kitapların olduğu yere götürdüğü gün çok sevdiğim ve ileride lisede en yakın dostum ve dava arkadaşım olan Timur Yüksel ile tanıştım, bu arada dava arkadaşım diyince uzay davasından bahsediyorum yani uzay benim bu hayatta en büyük ideolojim, bakış açım veya görüşüm diyebilirim. Ne siyaset ne de diğerleri en büyük davam uzaydır arkadaş.

İş de o yıllarda Timur ile tanıştıktan sonra hedeflerim biraz daha belirginleşti. Aradan 2 3 ay geçtikten sonra Aralık 2008’de ben gelecekte uzay ile ilgili çalışmalar yapacağım dedim ve bugün yazdığım bu kitabı ortaya çıkardım. Bunun gibi birçok kitap yazdım basılı olarak sadece bu kitabım mevcuttur.

Lise yıllarında belki yeterli görülmeyebilir ama 5 cilt ajanda 3 tane ince defter bir dosya dolusu da araştırma notları yazdım. Uzay ile alakalı nerede bir bilgi bulduysam onları not ettim ya da sakladım. Lise iki de şu an Türk Silahlı Kuvvetlerinde uzman çavuş olan Beytullah Baş adlı arkadaş ile tanıştım o da uzay ile alakalı kendince Fütüristtik çizimler yapıyordu, bende ondan etkilendim ve uzay çalışmalarımda kendime gelecekte bir şirket kurmayı amaçladım. Yani ideallerimi bir üst çıtaya çıkardım. Beytullah sayesinde 3 defter de çizim yaptım. Beytullah ve Timur yaptığı çalışmaları bir kenara kaydetmedi, deftere yazmadı şimdi onların çalışmaları uçtu, totalde üçümüz de hedeflediğimiz şeyi başaramadık ama en azından köşede bir kenarda anı olarak çalışmalarım duruyor. Bunları yakın zamanda dijital ortamda yayımlayacağım. Belki ilham kaynağı olur bilemiyorum. Uzay alanında teknik çalışmalar yapamıyor olsam da Üniversite son sınıfta yine böyle bir arayış içerisinde oldum ve akademik olarak kendime hedefler belirledim. Basılı olan tek kitabım bu olsa da elektronik kitap olarak irili ufaklı 19 adet kitap yazdım. 2018 yılı üniversite son sınıftayken Şair Yazar Avukat Abdullah Kundakçı ile tanıştım ve o da benim hayatımda bir dönüm noktası oldu. Kendisi de 10 adet basılı kitap yazdı aynı zamanda uzay bilimlerine de epey bir ilgili bir insan.

Abdullah bey ile tanıştıktan sonra muhabbetimiz epey bir arttı, işletmesi olan avukatlık bürosuna beni yardımcı olarak aldı, ona da teşekkür ederim. Üniversite bitti okuduğum alanda bir çalışma yapmak istemiyordum yine içimde bir uzay sevdası vardı. Abdullah abinin yanına girince de bu işte kendime biraz daha cesaret buldum. Bir gün Abdullah abi bana üç bölümünü yazmış olduğu Mars öncülerini teklif etti, yani şimdi elimdeki tek basılı olan kitap.  Benim yayımcılık misyonum şimdilik elektronik kitap yayımcılığı. Peki neden elektronik kitap diyecek olursanız.

Basım maliyeti yok

İmza parası yok

Biraz kendinizi geliştirseniz editör masrafı da yok

Kapak tasarımına gelince internette ücretsiz kapak tasarımı yapan birçok site mevcut.

Ayrıca kâğıt üretmek için ağaç kesmek zorunda da değilsiniz. Anlayacağınız doğa dostu.

Olumsuz yanı ülkemizde yeni gelişen bir sektör dünyada ise 10 senedir var. Basılı kitaplar ise binlerce yıldır yaygın. Bu yüzden elektronik kitaplarda çok fazla kaynak bulmanız zor.

Bir elektronik kitap yer kaplamaz, günümüz telefon ve akıllı cihazlar standart olarak 128 gigabayt bu cihazlara yüzbinlerce kitap yükleyebilir ve okuyabilirsiniz. Düşünsenize konunun başında bahsettiğim 30 bin kitaplık kütüphane Düzce’nin sayılı büyük kütüphanelerindendi şimdi cebinizde halk kütüphanesi büyüklüğünde bir veriyi taşıyabiliyorsunuz, işte elektronik kitap teknolojisi muazzam bir şey. Fidye virüslerini saymazsanız tabi. Aynı zamanda cloud hesaplarınızda bunları depolayabilirsiniz. Biri hesabınızı hacklemediği sürece bir sorun yok.  

Basım, kapak tasarım, editörlük ve imza maliyeti olmadığından normalde bir kitap ortalama 50 TL ve size de karı 20 tl kalıyorsa ayrıca sınırlı sayıda basılıyorsa elektronik kitaplarda sınırsız bir şekilde vergilendirme harici sıfır maliyetli kitap yayımlayabilirsiniz. Ne bazı yayınevi ile ücret ödenme kaygısı yaşarsınız ne de telif derdi ile uğraşırsınız. Yazdığınız bir kitabı 50 kuruşa dahi yayımlayabilirsiniz. Şahsen yayımladığım en ucuz kitabım Google Play’de 5 Türk lirası, Kobo adlı sitede 1,5 dolar.

 

Şimdi basılı olan tek kitabımı yayımlama sürecine gelelim.  

Abdullah bey ile tanıştıktan sonra kendisi bu çalışmaya 2016 yılında başlayıp 3 bölümünü yazdığını ancak tamamlayamadığını bana tamamlatma teklifinde bulundu. Yani fikir Abdullah beyden çıktı. 2020 yılının temmuz ayında bu kitabı yazmaya başladım çeşitli kaynakları araştırdıktan sonra kitabı eylül ayının ortalarında tamamladık, düzenleme, kapak tasarımı, imla çalışması ISBN ve basım derken kitabımız FA yayınları tarafından 2021 yılının şubat ayında yayımlanarak bize ulaştı, 16 bölümlük kitabımız yaklaşık 130 sayfa ve 1000 adet basıldı. İlk basım geçtiğimiz ay tamamen tükendi. Hepsi satıldı yani.  

Bize yaklaşık 4 bin Türk lirası maliyeti oldu ilk yayımlandığı tarihte 15 sonraki dönemlerde 20 Türk lirasından satışa sunuldu. Yayınevi bize %55 kar teklifinde bulundu ayrıca doğan kitap ve amazon da dahil neredeyse tüm platformlarda kitaplarımızı yayımladı, büyük şehirlerde çeşitli fuarlarda kitaplarımızı tanıttı reklam faaliyetlerinde bulundu hatta Ankara’da bulunan bir fuara ben de davet edilerek buraya katıldım. Tüm kitaplarımız satıldı, yetmedi bize 320 adet verilen kitaplar yayınevi tarafından satış karı bize ödenmek şartı ile bizden geri alındı. Bunlar da fuarlarda satıldı.

Benim Ankara’daki bir fuara katıldığım gün neredeyse 100 kitap satıldı. Kapak tasarımı, imla çalışmaları, editörlüğü basımı tamamen FA yayınları tarafından yapıldı. Her şeyi onlar yaptı. Bizden hepsi içinde 4000 TL masraf alındı. İkinci basım için de yayınevinden bizlere teklif geldi, yetmedi bu kitabı İngilizceye çevirttirdik ücretini ödedik. Google play platformunda mevcuttur. Yetmedi ikinci bir çalışma olarak Mars Öncüleri 2’yi yazmamız teklif edildi. Şu an bu konu üzerinde çalışmaktayız.

Bu kadar güzel şeyler anlattım, popüler bilim camiasından ve yazmış olduğum makalelerden aldığım bilgilerle tamamladığım bu kitabın %55 telif ödemesi ne yazık ki bizlere ödenmedi. Her ne kadar karı İngilizce çeviriye aktarsak da basılı kitap olarak elimize ulaşmadı, çeviri içinde ekstra para ödedik. Velhasıl kitabın parası bize ödenmedi.

Benim bir kar beklentim yok, şu an daha fazla kitap yazabilme şansım var memur olarak işe başladım. Gerekli destek sağlanmazsa süreç devam ederse belki bu yayınevi ile çalışmayabiliriz. Sadece FA yayınları değil Abdullah Bey’in yayımlattığı Murat Kitabevi ve Ateş Yayınları da kendisine en ufak bir telif ödemesi yapmış değil. Yani bu kitaplardan neredeyse hiç kar etmedik. Google Play’de gelince;

Elektronik olarak yayımladığım kitaplarım bazıları 50 kuruş bazıları 1 lira en çok 5 liradan yayımladığım kitaplardan %70 kâr payı ile belli miktarda geri ödeme aldım, 3 tanesi ücretsiz kitaplarım olmak üzere 19 farklı kitabımdan 5 Mayıs 2022 itibari ile 7300 adet satılmış tabi bunların 8500’ü ücretsiz kitaplar kalan 800 tanesi ücretli kitaplar olarak satıldı. Tam bir buçuk yılda bu kadar kitabım satıldı cüzi miktarda da olsa Google telif ücretimi ödedi.

Basılı kitabımdan ise kendi gayretlerimin dışında hiçbir telif ücreti tarafımıza ödenmedi. Tek karım tanınmak oldu yani.

Şimdi ikinci seriyi yazmam teklif edildi bir aksilik çıkmadığı müddetçe yıl sonu çalışma biter ve 2023 şubat gibi de yayımlanır. Şimdi olmasa da ileriki yıllarda bu kitapların bana geri dönüşünün olacağına inanıyorum, geleceğe bir yatırım olarak düşünüyorum.

Bu kitap benim için başlangıç çalışması farklı konularda devamını getireceğim.

Bir kitaptan para kazanılabilir mi sorusuna yanıt olarak, çalışmanızın kalitesine, popülerliğine, tanıtım faaliyetleri ve şansınıza bağlı olduğu cevabını verebilirim.

Çoğumuz Anadolu çocuğuyuz çoğumuz ortalama bir ekonomik durumdayız, Elon Musk veya Einstein gibi zengin aile çocuğu değiliz. Bütçemiz belli, hemen bir kitap yazınca zengin olamayabiliriz, emeklerimizin karşılığını alabilmek için aklımızı biraz daha kullanmak ve azim göstermek zorundayız. Artık kitap yazmak basmak yayımlamak çok kolay, satmak da kolay internette en absürt ilginç kitaplar bile binlerce satılıyor, güzel bir içerik ilgi çekici bir başlık ve tanıtım sizleri maddi olarak iyi bir seviyeye çıkarabilir. Yalnız dikkatli olun adınız markalaştığında ne kadar tanınırsanız o kadar da olumlu ya da olumsuz eleştirileceksiniz, bu konuda eleştiri kültürü edinin, olumlu ve olumsuz durumlara kendinizi hazırlayın.

Sağlam ve sürekli getiriler için sağlam çalışmalar yapmak gerekir. Düşünmek bedavadır ancak satılabilir ve dünyanın en güzel en karlı işidir.

Siz fikirlerinizi ne kadar geliştirir ve bunları iyi bir şekilde satarsanız sizlere o kadar geri dönüşüm sağlayacaktır. Eskiden bedeni çalıştırarak yaşamak zorundaydık ancak günümüzde ve gelecekte Teknoloji geliştikçe düşünerek hayatta kalmak zorunda olabiliriz çünkü akıllı robotlar beden insan ve hayvanların beden işçiliğini üstlenecek, şirket sahipleri daha az işçilik maliyeti için sadece ihtiyaç duyulan yerlerde canlı işçi çalıştıracaklar, insanlık medeniyeti yükselecek ama belki de bir dönem düşünerek ve bu düşünceleri satarak hayatta kalmak zorunda olacağız. Bir felsefe öğrencisi olarak sizlere tavsiyem düşüncelerinizi geliştirin.





0 Yanıt "Kitabımı Nasıl Yayımladım ?"

Yorum Gönder

Lütfen Etik Kurallara ve Kamu haklarını göz önünde bulundurarak yorum yapınız...

Iklan Atas Artikel

Iklan Tengah Artikel 1

Iklan Tengah Artikel 2

Iklan Bawah Artikel