-->
Galaksi Federasyonu - Bölüm: 106 Mistik Sulak Delta

Galaksi Federasyonu - Bölüm: 106 Mistik Sulak Delta

Sunacun’un kuzeydoğu bölgesinde Gibsu yıldızının kırmızımsı gün batımı ışıkları altında, geniş nilüfer yapraklarıyla kaplı, yoğun sisle örtülü bir sulak deltada, belki de gezegenin en eski sırlarından birini saklayan gezegene özgü endemik bitki türleri yer almaktaydı. Bu bölgenin Gökyüzünde mor ve pas tonlarının dalgalandığı bir yansıma, suyun yüzeyine düşerek bilinçli bir rüyayı andırıyordu. Kızılımsı bir gün batımının son ışıkları, Sunacun gezegenindeki Mistik Sulak Delta’nın ufkunda ağır ağır sönmekteydi. Yoğun bir sis tabakası, delta sularının ve nilüfer yapraklarının üzerinde kalın bir tül gibi yayılmıştı; batmakta olan güneşin kızıl ışıkları, bu sisin içinde loş parıltılar halinde süzülüyordu. Suyun yüzeyini neredeyse tamamen kaplayan geniş nilüfer yaprakları kımıldamadan duruyordu. Aralarından yükselen sazlıklar ile suyun içinden göğe uzanan çarpık ağaç kökleri, sisin içinde hayalet gibi görünüyordu. Delta neredeyse bütünüyle sessizdi. Arada sırada uzaktan bir gece kuşunun tekdüze ötüşü ya da suya dalan bir yaratığın şıpırtısı duyuluyor, fakat bu cılız sesler sisin içinde boğuk bir fısıltıdan öteye gidemiyordu. Islak toprağın ve tatlı su bitkilerinin ağır kokusu havaya hâkimdi. Bu büyülü manzaranın tam ortasında ise, sığ suların ortasında hafifçe yükselen küçük bir toprak adacık üzerinde bir grup figür hareketsiz duruyordu

Bunlar Gezegene özgü amfibik akıllı yaşam formlarından olan, Suların ortasında, perdeli ayaklarıyla sessizce yürüyen, kurbağamsı başlı, gri-mavi tenli Difda’siyan rahipleriydi; kadim geleneklerin son temsilcileri olan bu rahipler, nesiller boyu gerçekleştirilmemiş bir ritüeli canlandırmak üzere burada toplanmışlardı. Grubun önünde, adacığın kenarında Başrahip Zarmush dimdik duruyordu. Uzun boylu ve heybetli duruşlu Zarmush'un üzerinde gök mavisi renkte, gümüş işlemeli bir törensel cüppe vardı; cüppenin etekleri suya değecek kadar uzundu. Elinde tuttuğu oymalı asa, loş kızıl ışıkta belli belirsiz parıldıyordu. Yüzündeki derin çizgiler sisin örtüsü altında yumuşamış görünse de, gözlerinde kararlılığa karışmış bir heyecan kıvılcımı parıldıyordu.

Sunacun, Galaksi Federasyonu kayıtlarında “Bilinçli Su Kütlesi Üzerine İnşa Edilmiş İnteraktif Gezegen” olarak sınıflandırılmıştı. Bu gezegen, tektonik plakaları nefes alır gibi hareket ettiren canlı manyetik damarlarla örülüydü.

Kadim Difda’ Tengri Ayini yüz yılda bir Difda’ rahipler tarafından gerçekleştirilen özel bir ibadetti, bu tören için başta Sunacun olmak üzere dünya ve diğer gezegenlerde yaşayan Difda’siyan tengriciliği inancını sürdüren binlerce Din adamı Mistik sulak deltaya inmişti, ayinin başında dini lider Zarmush eşlik edecek ve O gün, öngördüğü kadim bir frekansa yeniden bağlanmak için yüzyıllardır unutulan bir ritüeli tekrar edeceklerdi.

Zarmush'un çevresinde, yarım halka oluşturmuş üç rahip daha duruyordu. Genç Rahip Targan, heyecandan titreyen ellerini boynundaki boncuklu kolyenin üzerinde kenetlemiş halde bekliyordu. Onun yanında duran tecrübeli Rahip Meryan ise gözlerini yummuş, dudakları neredeyse duyulmaz bir duayı fısıldar gibi kımıldanmaktaydı. Diğer yanda, Rahip Sulvar bir elinde küçük bir davul tutuyor, törenin ritmini başlatmak için Başrahip'in işaretini bekliyordu. Hepsinin bakışları, adacığın ortasındaki taş sunağa odaklanmıştı.

Adacığın ortasında, yosun ve likenlerle kaplı geniş bir taş sunak yer alıyordu. Sunak, kuşaklar boyu kullanılmadığı için kenarları çatlamış olsa da üzerine serilen beyaz nilüfer çiçekleriyle bu gece için özenle hazırlanmıştı. Taşın orta kısmında, içinde berrak su bulunan eski bir metal kâse duruyordu; suyun yüzeyinde gün batımının soluk yansıması hafifçe titreşiyordu. Sunağın bir köşesinde tütsü olarak yakılan reçine parçaları ince bir duman ve tatlı baharatlı bir koku yayıyordu. Çok uzun yıllardır ilk kez gerçekleştirilecek Tengri ayini için her şey hazırdı.

Ani bir sessizlik anının ardından Başrahip Zarmush, derin bir nefes alarak asasını gökyüzüne doğru kaldırdı. Gözlerini ufukta sönmekte olan kızıllıktan göğe çevirdi ve gür bir sesle kadim sözleri söylemeye başladı. "Ey göklerin kudretli ruhu, Ulu Tengri... bugün unuttuğumuz bağı yeniden kurmak için sana sesleniyoruz..." diye başlayan ilahisi sislerin içinde yankılandı. Zarmush'un sesindeki her hece, çevredeki suya ve havaya çarpıp geri dönüyormuş gibi bir titreşim yaratıyordu. Onu takiben diğer rahipler de birer birer ilahiye katıldılar; hep birlikte ağır ve uyumlu bir ezgi halinde dualarını gökyüzüne doğru yükselttiler.

Tam o anda Rahip Sulvar davuluna ilk vuruşunu yaptı. Davuldan yükselen derin, tok ses delta boyunca yayılıp sisli boşlukta yankılandı; bu ses sanki gezegenin kalp atışlarını taklit eden ritmik bir gümbürtüydü. Büyülü ilahinin ilk mısraları söylenirken, etrafta tuhaf bir hareketlenme başladı. Az önce yaprak dahi kımıldatmayan hava, şimdi hafif bir rüzgârla canlanıyordu. Esinti, sis tabakasını yavaşça dans ettirerek rahiplerin cüppelerinin etrafında dolandı; görünmez bir güç sanki ilahiye kendi lisanınca karşılık veriyordu.

Suyun durgun yüzeyi de bu çağrıya kayıtsız kalmadı. Nilüfer yapraklarının arasında küçük halkalar oluşuyor, suyun kendisi uyanmış da ilahiyi dinliyormuşçasına ince ince titreşiyordu. Sunağın üzerindeki su dolu kâsenin yüzeyinde de görünürde bir sebep olmadan küçük dalgacıklar yayılmaya başlamıştı. Rahipler ilahiyi tekrarladıkça sesleri yükseldi ve ritüelin temposu arttı. Davul vuruşları sıklaşırken, deltadaki su bambaşka bir hâl almaya başladı.

Gecenin karanlığı çökerken, suyun derinliklerinden gelen gizemli bir ışıltı yüzeye vurdu. Mikroskobik plankton kolonilerinin yaydığı mavimsi yeşil parıltı, nilüferlerin altından yükselerek su yüzeyini yıldızlı bir gökyüzü gibi ışıldattı. Bu bilinçli planktonlar rahiplerin ilahisine cevap verircesine topluca parlayıp sönüyor, suyun üzerinde dalgalanan esrarengiz desenler oluşturuyordu. Her bir ışık huzmesi, gezegenin yaşayan özünün ayine katılımı gibiydi. Aynı anda, rahiplerin ayakları dibindeki sular da hafifçe yükselerek adacığın çevresinde minik girdaplar çizmeye başladı. Nilüferler zarar görmeden kenara doğru itilirken, su adeta bilinçli bir varlık gibi rahiplerin etrafında dans ediyordu.

İlahinin gücü doruğa yaklaşırken, rahiplerin çevresindeki sis perdesinde silik şekiller belirmeye başladı. Genç Targan, göz ucuyla sisin arasında kocaman bir kurt siluetinin dolaştığını gördüğünü sandı; parıldayan sarı gözler kısa bir anlığına onun gözleriyle buluşup hemen kayboldu. Aynı anda Meryan, kımıldamamasına rağmen sol omzunda sıcak bir elin hafifçe sıkıldığını hissetti; bu, yıllar önce ebediyete uğurladığı ustasının dokunuşu kadar tanıdık bir histi. Rahip Sulvar ise davulunun ritmine karışan uzak bir uğultu duydu; sanki sislerin arasında atların nal sesleri ve savaşçı naraları yankılanmış da bir anda kesilmişti. Ataların ruhları, çevrelerinde dolaşan bu buğulu şekillerde ayine tanıklık ediyor, dua seslerine fısıltılarıyla eşlik ediyordu.

Tam o sırada, Zarmush’un önünde yükselmekte olan su sütunu belirgin bir şekle büründü. Dönen suyun girdapları içinde yaşlı bir insan yüzünün hatları belirdi; uzun sakallı, bilge bir şamanın sureti suyun parıltıları arasında Başrahip'e bakıyordu. Zarmush, ilahiyi bir an bile kesmeden bu su suretine gözlerini dikmişti. Sanki kadim bir atanın ruhu, gezegenin bilinçli sularının bedeninde kendini göstermişti. Su sureti hafifçe gülümsedi; tam o anda su sütunu görünmez bir gücün itmesiyle aniden yükselip etrafa doğru taşarak patladı. Sayısız parlak su damlacığı havaya savruldu; içlerinde ışıldayan planktonlar gökyüzüne dağılan mavi-yeşil yıldızcıklar gibiydi.

Bununla eş zamanlı olarak gökyüzünde, bulutlu sis tabakasında bir yarık açıldı. Aralanan bulutların arasından tek bir parlak yıldız görünüp soğuk beyaz ışığını deltaya doğru gönderdi. Bu ışık huzmesi, havada asılı kalan su damlacıklarında binlerce küçük yansıma yaratarak etrafı büyüleyici bir parıltıya boğdu. Rahipler, gökten gelen bu işarete gözlerini dikmiş halde kalakaldılar ve ilahinin son dizelerini artık yüksek sesle değil, kalplerinde derin bir huşu ile tamamladılar.

Rahipler gördükleri karşısında nefes nefese kalmışlardı. Genç Targan şaşkınlıkla dizlerinin üzerine çökerken gözleri hâlâ suyun az önce yükseldiği noktaya bakıyordu. "Başardık... Ulu Tengri duamızı işitti..." diye titreyen bir sesle mırıldandı; inanç ve sevinç dolu gözyaşları yanaklarından süzülüyordu. Meryan, hâlâ kendini saran manevi ürpertinin etkisiyle, "Atalarımızın ruhları burada... hissediyorum," diye fısıldadı ve göz pınarlarında biriken yaşları usulca sildi. Rahip Sulvar ise davulunu kalbine bastırmış, gözleri kapalı halde dualarını mırıldanmaya devam ediyordu; dudaklarından dökülen kadim sözlerle minnettarlığını göklere sunarken tüm bedeninin hafiflediğini hissediyordu.

Başrahip Zarmush asasını indirip yavaşça diz çöktü. Elini uzatıp sunağın yanındaki sığ sudan bir avuç aldı ve avuçladığı suyu saygıyla alnına sürdü. Gözlerini kapatıp derin bir nefes alarak içinden teşekkür duaları etti. Omuzlarındaki ağır sorumluluğun hafiflediğini hissediyordu; gezegenin canlı ruhuyla bağ kurularak kadim dengenin yenilendiğine inanıyordu. Zarmush gözlerini açıp başını gökyüzüne kaldırdı, parıldayan yıldızlara bakarak fısıltıyla, "Şükürler olsun..." diye mırıldandı.

Delta, uzun bir sessizlikten sonra sanki ilk kez yeniden nefes alıyordu. Sis tabakası iyice hafiflemiş, gökyüzündeki yıldızlar birer birer görünür hale gelmişti. Az önce kımıldamayan bataklık şimdi cıvıl cıvıldı: sazlıkların arasından kurbağa ve cırcır böceği korosu yükseliyor, gece kuşları tatlı nağmeleriyle bu senfoniye eşlik ediyordu. Rahipler, etraflarında uyanan bu gece şarkısını bir süre büyülenmişçesine dinlediler. Sunacun gezegeninin kadim ruhu bu gece kendini göstermiş ve kutsal ayini kabul etmişti. Kızıl gün batımının yerini alan yıldızlı gökyüzü altında, Mistik Sulak Delta'da gökle yerin tüm canlılarına ait ortak bir dille yaşamın ezgisi yeniden fısıldanmaya başlamıştı.

0 Yanıt "Galaksi Federasyonu - Bölüm: 106 Mistik Sulak Delta"

Yorum Gönder

Lütfen Etik Kurallara ve Kamu haklarını göz önünde bulundurarak yorum yapınız...

Iklan Atas Artikel

Iklan Tengah Artikel 1

Iklan Tengah Artikel 2

Iklan Bawah Artikel