-->
Galaksi Federasyonu - Bölüm: 99 Zihni İletişim

Galaksi Federasyonu - Bölüm: 99 Zihni İletişim

Stellazzz ve Salinlerle iletişim kurmuş ve hamle sırası Anlia-2 hayalet galaksisinin sakinlerine gelmişti.

Nergal, derin telepatik yollarla Ahmet Bey’in zihnine bağlanarak onun çalışmalarındaki bir sonraki durak yerinin Antarktika olacağını keşfetti. Bu bilgiye ulaştığında, hemen Xantrix sistemindeki Gala-5 ekibiyle zihinsel bir frekans üzerinden temas kurarak onları Pala Royal’e davet etti.

Daveti alan Gala-5 ekibi, kısa bir zaman aralığında Rory şehir gezegenine iniş yaptı. Şehir, gökyüzüne yükselen cam kuleleri, neonlarla süslenmiş dar sokakları ve havada süzülen taşıtlarıyla büyüleyici bir görünüme sahipti. Pala Royal’in devasa, parıldayan kapılarından içeri girdiklerinde, Nergal onları bekliyordu.

“Hoş geldiniz,” dedi, yüzüne gizemli bir tebessüm yerleştirerek.

“Hoşbulduk,” diye yanıtladı Türkan. Gözleri etrafı inceliyordu. Bu mekanın ihtişamı, bildiği hiçbir yere benzemiyordu.

“Umarım yolculuk sırasında yeterince dinlenebilmişsinizdir,” dedi Nergal, ekibin yorgun ama heyecanlı yüzlerine bakarak. “Çünkü sizler için büyük bir sürprizim var.”

“Sürpriz mi?” diye sordu Fatih, kaşlarını kaldırarak. “Nasıl bir sürpriz?”

Nergal, gizemini koruyarak hafifçe başını yana eğdi. “Oldukça ilginç bir sürpriz,” dedi, sesi bilmece çözer gibi gizemli bir tını taşıyordu. “Sizi bu evrenin Samanyolu galaksisine, Dünya gezegenine göndereceğim. Orada sizleri bekleyen… Ah, sanırım sürprizi bozmayalım.”

Türkan, Nergal’in gözlerinin içine baktı. “Eğer öyle diyorsan, dostum, sana güveniyoruz,” dedi, gülümseyerek.

“Anlaştık,” dedi Fatih, elini uzatarak. Nergal, hafifçe başını eğerek Fatih’in elini sıktı.

“Öyleyse sürpriz başlasın” dedi Nergal

Bir hafta sonra…

Devasa, neredeyse görünmez bir Antlia-2 gemisi, Antarktika’nın stratosferinde belirdi. Bu gemi, ışığı büken ve neredeyse maddesizmiş gibi görünen organik bir yapıdaydı. Antliatlar’ın kullandığı yeni mühendislik harikası, insanların ve diğer Samanyolu ırklarının hayal gücünü zorlayacak kadar ileri seviyedeydi.

Bu gemi öyle görünüyordu ki samanyolunda herhangi bir şekilde üretilecek teknolojik birikimden çok daha fazlasıydı, aradan geçen ilk yılda Antliatların bu aracı üretmesi imkansız gibiydi.

Antarktika sakinleri bu olayı şaşkınlıkla izlemişlerdi, araç Fergana’nın tarihi uzay üssüne iniş yapmış ve içerisinden Nergal, Türkan, Fatih ve birkaç gölge muhafızları olan Aşanlar çıkmıştı.

Antliatlar, Dünya ile ilk resmi temaslarını kurmak için özel olarak seçilmiş bu ekibi göndermişlerdi. Nergal, heyetin lideriydi ve aynı zamanda Antliatların en ileri gelen diplomatlarından biri olarak tanınıyordu.

İnişten hemen sonra Antarktika'nın araştırma üslerinden gelen ekipler, temkinli ama bir o kadar da merakla gemiye yaklaştılar. İlk bakışta, bu ileri teknoloji ürünü yapının dostane mi yoksa tehditkar mı olduğu anlaşılamamıştı. Ancak gemiden çıkan ekibin sergilediği sakin ve barışçıl tavır, gerilimi kısa sürede azalttı. Antliatlar, Dünya'nın tarihini ve kültürünü uzun süredir uzaktan incelemiş, insanlarla iletişim kurma zamanının geldiğine karar vermişlerdi.

Derken Ahmet Bey ve beraberindeki Atherius-A bilim ekibiyle Penguen Uzay üssüne iniş yaptı.

Nergal, Antarktika’daki araştırmacılarla ilk diplomatik görüşmeleri yapmak için ileri adım attı. Etrafında Aşanlar, dikkatlice bölgeyi tarıyor, herhangi bir tehdit olup olmadığını analiz ediyordu.

İnsan heyetinden Dr. Elias Warren, dikkatle öne çıktı. "Hoş geldiniz," dedi titrek bir sesle. "Bu temasın anlamı hakkında daha fazla bilgi verebilir misiniz?"

Nergal, hafifçe gülümseyerek başını eğdi. "Uzun zamandır sizleri izliyoruz. Gelişiminizi, savaşlarınızı, barış çabalarınızı… Artık doğrudan iletişime geçme vaktinin geldiğini düşündük. Dünyanızın geleceği için birlikte çalışmak istiyoruz."

Türkan ve Fatih, etraflarını saran soğuk havaya aldırmadan sessizce süreci izliyorlardı. Dr. Warren, diğer bilim insanlarıyla kısa bir bakış alışverişinde bulundu. Ardından derin bir nefes aldı. "Eğer niyetiniz gerçekten barışçıl ise, sizinle konuşmaktan mutluluk duyarız. Ancak Dünya’nın liderleriyle de bu konuyu paylaşmalıyız."

"Tabii ki," diye yanıtladı Nergal. "Bu sadece ilk adımdı. Asıl müzakereleri başlatmak için daha büyük bir toplantı düzenlemeyi planlıyoruz. Bizimle gelir misiniz?"

Dr. Warren ve ekibi şaşkınlık içinde birbirlerine baktılar. Ardından Warren, "Bunu bir değerlendirmemiz gerekiyor," dedi.

Nergal, anlayışla başını salladı. "Zamanınız var. Ancak çok geç olmadan karar vermeniz gerektiğini bilmenizi isterim. Dünya, büyük bir değişimin eşiğinde."

Antarktika'nın buzulları arasında yankılanan sessizlik, Nergal ve insan heyeti arasındaki ilk temasın ardından daha da derinleşti. O esnada, Astral matriste yankılanan bir telepatik çağrı ile Salinler de bu görüşmelere müdahil olmuştu. Onlar, uzay-zaman dokusunda yankılanan bu önemli müzakereyi bir gölge gibi takip etmekteydi.

Güneş İmparatorluğu, Antlia-2’nin varlığını fark etmiş ve Federasyon ile ön müzakereler için bir diplomatik heyet göndermeye karar vermişti. Bu heyet, Juno Konsorsiyumu tarafından özel olarak seçilmiş üst düzey diplomatlar ve zihin okuma yeteneğiyle tanınan Mnemosine rahiplerinden oluşuyordu.

Derin uzaydaki Triton İstasyonu, Samanyolu Federasyonu’nun en önemli diplomatik merkezlerinden biriydi. Burada, Antlia-2 ile yapılacak müzakerelerin ana hatları belirlenmekteydi. Ancak, herkesin bilmediği bir gerçek vardı: Federasyon içerisindeki bazı gruplar, Antliatların Dünya ile doğrudan temas kurmasını tehdit olarak görüyordu.

Konsül salonunun loş ışıkları altında, Federasyon Başkanı Velzarian, holografik ekranda Antlia-2 gemisinin görüntüsüne baktı. Onun yanında, yüksek rütbeli bir istihbarat subayı olan Comar Akvion duruyordu.

“Antliatlar’ın teknolojisi, bildiğimiz hiçbir şeye benzemiyor,” dedi Akvion, kollarını kavuşturarak. “Bu kadar kısa sürede böyle bir gemi inşa edebilmeleri, başka bir güçle iş birliği yaptıklarını gösteriyor olabilir.”

Velzarian derin bir nefes aldı. “Peki ya Güneş İmparatorluğu? Onların tutumu nedir?”

Akvion hafifçe kaşlarını çattı. “Onlar da müzakerelere dahil olmak istiyorlar. Ancak niyetleri hala belirsiz. Güneş İmparatoru Kağan’ın, Antliatlar ile Federasyon arasında bir anlaşma yerine doğrudan kontrol kurmayı amaçladığı yönünde istihbarat var.”

Başkan Velzarian, gözlerini holografik haritada gezdirdi. “Eğer Antlia-2 doğrudan Dünya ile temas kurarsa, bu Federasyon’un otoritesini sarsabilir. Bunu önlemek için bir planımız olmalı.”

Antarktika’daki görüşmeler devam ederken, Nergal ve Gala-5 ekibi, Pala Royal’in merkezindeki konsey odasında telepatik bir toplantıya katıldılar. Bu toplantı, yalnızca fiziksel olarak orada bulunanlarla sınırlı değildi. Astral Matris’te yankılanan zihin dalgaları, Salinler ve diğer gözlemcilerin de katılımını sağlıyordu.

“Federasyon’un tutumu netleşmek üzere,” dedi Türkan, holografik veri ekranına bakarak. “Ancak Güneş İmparatorluğu’nun müzakerelere dahil olmak istemesi işleri daha da karmaşık hale getirebilir.”

Nergal, ellerini birbirine kenetleyerek düşündü. “Onların gerçek niyetini anlamadan bir adım atmamalıyız. Eğer Lysander, Antlia-2 teknolojisini ele geçirme planları yapıyorsa, bu Dünya için büyük bir tehdit oluşturur.”

Fatih, sandalyesine yaslanarak iç çekti. “Öyleyse ne yapacağız? Hem Federasyon’un hem de Güneş İmparatorluğu’nun politik oyunları arasında kalmak istemiyoruz.”

Nergal hafifçe gülümsedi. “Öncelikle, Dünya’nın liderleriyle birebir görüşme ayarlamalıyız. İnsanlığın geleceğini şekillendirecek kararları, onların iradesini tamamen göz ardı ederek alamayız.”

Türkan başını salladı. “Ama Federasyon buna izin vermez. Dünya, onların koruması altındaki bir gezegen. Eğer doğrudan temas kurduğumuzu öğrenirlerse, bunu bir saldırganlık eylemi olarak görebilirler.”

Tam o anda, odadaki havada bir enerji dalgası titreşti. Salinler, telepatik bir yankı bırakarak mesajlarını ilettiler:

“Zihinler açıldığında, gerçek ortaya çıkar. Dikkatli olun. Federasyon, kendi içinde bölünmüş durumda. Güneş İmparatorluğu, zamanı bükmek için bir hamlede bulunuyor.”

Nergal, Salinlerin mesajını duyduğunda gözlerini kıstı. “Zamanı bükmek mi?”

Fatih merakla eğildi. “Bu ne anlama geliyor?”

Türkan ise, derin bir endişeyle başını iki yana salladı. “Eğer Güneş İmparatorluğu zaman manipülasyonu üzerinde çalışıyorsa, bu müzakereler sadece bir örtbas olabilir. Belki de Antlia-2’nin teknolojisini çalmaktan çok daha büyük bir amaçları vardır.”

Nergal derin bir nefes aldı. “Öyleyse, harekete geçme vakti geldi. Öncelikle Dünya’daki liderlerle iletişim kuracağız. Ancak Federasyon’un tepkisini de hesaba katmalıyız. Aynı zamanda, Güneş İmparatorluğu’nun zaman bükme teknolojisini araştırmamız gerekiyor. Çünkü eğer zamanı kontrol edebilirlerse… savaş kaçınılmaz olacaktır.

Fatih: “Sen bizlere sürprizden bahsetmiştin, bu konuyu bir daha açmadın. Çok merak ettim doğrusu.”

Nergal gülümseyerek cevapladı: Kaptan Fatih, uzun yıllardır buradasın, birçok tecrübe kazandın öyle değil mi.”

Fatih “Evet Nergal, çok uzun yıllar, kendi dünyama göre epey uzun zaman geçti, sayenizde birçok tecrübe edindim, fakat halen sürprizinizi algılayamadım.”

Nergal: Az bir vakit kaldı Fatih, zamanı yaklaştı. Sevdiğin yanındayken ona kavuşamamak ne kadar üzücü öyle değil mi?.”

Fatih: “Evet, uzakta olmasından daha üzücü, sanki yara her gün tazelenerek acısını yineliyor.”

Nergal, Fatih’in gözlerindeki derin özlemi fark ederek hafifçe gülümsedi. Onun ne kadar acı çektiğini, sevdiklerine duyduğu özlemi çok iyi biliyordu.

Nergal: “Sana bahsettiğim sürprize çok az kaldı, Fatih. Sabretmen gerekiyor. Güneş İmparatorluğu’nun zaman bükme teknolojisine dair duyduklarımız, bu sürprizi daha da önemli hale getirdi.”

Fatih, Nergal’in sözlerindeki gizemi çözmeye çalışırken, bir yandan da içindeki heyecanı bastırmaya çalışıyordu.

Fatih: “O zaman bekleyip göreceğiz. Ama şu anda önümüzde bir yığın mesele var. Hem Dünya liderleriyle temas hem de Güneş İmparatorluğu’nun zaman planları…”

Nergal başını sallayarak hak verdi. Ardından konuşmayı yönlendirmek için salonda bulunan diğerlerine baktı: Türkan, Aşanlar ve Gala-5 ekibinin kalan üyeleri de sessizce onları dinliyordu.

Nergal: “Öncelikle iki ayrı koldan ilerleyeceğiz. Türkan ve ben, Dünya’daki liderlerle iletişimi başlatacağız. Bir yandan da Salinlerin verdiği ipuçlarını takip ederek Güneş İmparatorluğu’nun zaman bükme projesi hakkında bilgi toplamamız gerekiyor.”

Türkan: “Nasıl bir yol izlemeyi düşünüyorsun? Federasyon bu durumu fark ederse tepki gösterecektir.”

Nergal: “Haklısın. Ancak Federasyon da kendi içinde bölünmüş durumda. Bazıları barışçıl çözümler isterken, diğerleri Antlia-2’nin gücünden çekiniyor. Bu bize hareket alanı sağlayabilir. Öncelikle Dünya’daki liderlere, samimi bir barış ve teknoloji paylaşımı önerimizi sunacağız. Onları, Güneş İmparatorluğu’nun gizli planlarına karşı uyarmamız gerek.”

Fatih, Nergal’in sözlerini dikkatle dinlerken içinden “Bu sürpriz nedir?” sorusunu yinelemeye devam ediyordu. Sevdiğine kavuşma düşüncesi, aklından bir an bile çıkmıyordu.

Fatih: “Peki bu sürpriz, Güneş İmparatorluğu’nun planlarıyla doğrudan bağlantılı mı? Zaman manipülasyonu onların eline geçerse… belki de sevdiğim insana ulaşma fırsatı da tehlikeye girecek?”

Nergal bir an duraksadı, sanki kelimelerini özenle seçiyormuş gibi:

Nergal: “Sevdiğine kavuşman… sadece Güneş İmparatorluğu’nun planlarına bağlı değil. Bizim de elimizde imkânlar var. Antlia-2’nin teknolojisini sadece savaş veya savunma için düşünme. Bu teknoloji, zamanın ve mekânın engellerini aşmak için de kullanılabilir. Belki de senin için en büyük fırsat, tam da bu.”

Fatih’in kalbi heyecanla çarptı. Kendi dünyasında yıllar geçmiş, ama o sevdiğinden kopmuştu. Şimdi Nergal, bu kopuşu onarabilecek bir fırsatın sinyalini veriyordu.

Türkan: “Dünya’daki liderlerle iletişimi nasıl kuracağız? Direkt gövde gösterisi mi yapacağız, yoksa diplomatik kanallardan mı ilerleyeceğiz?”

Nergal: “Federasyon’un gözünde agresif görünmemeliyiz. Diplomatik yolları tercih edeceğiz. Yine de Antarktika’da bulunduğumuz üsse bir heyet çağırmakla başlayabiliriz. Dünyalı liderleri bu üsse davet etmek, onları konfor alanlarından çıkmaya zorlayacaktır ama en azından Federasyon’un baskısı altında olmadan görüşebiliriz.”

Salonda kısa bir sessizlik oldu. Aşanlar, gölge muhafızlar olarak bilinen bu grup, konuşmaların gerilimine rağmen soğukkanlılıkla etrafı izliyorlardı. Her an bir saldırı veya tehlike çıkabilirmiş gibi tetikteydiler.

Nergal: “Fatih, sen de bir süre daha Antarktika’da kal. Buradaki üs ve araştırmacılarla birlikte çalış. Dünya tarafının güvenini kazanmak için senin de deneyimlerine ihtiyacımız var.”

Fatih başını salladı. “Elbette. Eğer bu durum benim sevdiğime kavuşmama bir adım daha yaklaştıracaksa, elimden geleni yaparım.”

Nergal gülümseyerek elini Fatih’in omzuna koydu. “Korkma, sürpriz kapıda. Ama önce bu diplomatik düğümü çözmemiz lazım.”

Tam o anda, salonun ortasındaki holo-ekran parladı ve Astral matristen yeni bir mesaj belirdi. Salinlerin telepatik çağrısıydı bu:

“Zaman daralıyor. Güneş İmparatorluğu’nun arayışını hızlandırdığına dair güçlü işaretler var. Fırtına yaklaşıyor.”

Nergal, yüzündeki gülümsemeyi yavaşça kaybetti. Türkan ve diğerleri de bakışlarını ekrana dikti.

Nergal: “O halde biz de hızlanmalıyız. Dünya’nın kaderi, Güneş İmparatorluğu’nun ellerine düşmemeli. Hem buradaki barış hem de… Fatih’in sürprizi için.”

Fatih içinden “Umarım her şey yolunda gider,” diye geçirdi. Zihinlerde sorular çoğalıyor, zamanın kendisi bir savaş alanına dönüşmek üzereydi.

0 Yanıt "Galaksi Federasyonu - Bölüm: 99 Zihni İletişim"

Yorum Gönder

Lütfen Etik Kurallara ve Kamu haklarını göz önünde bulundurarak yorum yapınız...

Iklan Atas Artikel

Iklan Tengah Artikel 1

Iklan Tengah Artikel 2

Iklan Bawah Artikel