Galaksi Federasyonu - Bölüm: 74 Uzay’ın Uzağında Xantrix
Kıçkanatlar, yani Elli Başlar, kafadan kollu, kanatlı ve iki ayaklı ruhani varlıklar, alternatif evrene sıçrayan anomali neticesinde şu an bulundukları evrene savrulmuş olan uzaylılardı, varlıkları ve yaşam alanları Alternatif Yakaza boyutuydu, bu boyut onların yaşamasını kolaylaştırmıştı, ancak zamanla sayılarının azalması, yeni evrene adaptasyon sorunları nedeniyle boyutlarını tutan kuvvetlerin gücü zayıflamış, genişleyen alemleri zamanla küçülmeye başlamıştı. Bu alem geldikleri evrende Xantrix birliğinde uzayın anomalisinin olumsuzluklarından hem kendilerini hem de Xantrix birliğini koruyordu. Bulundukları uzay zaman düzlemini daha kararlı ve dengeli hale getiriyordu. Xantrix birliği ise onların ihtiyacı olan her türlü şeyi onlara sağlamaya çalışıyordu. Bu ikili simbiyotik işbirlik her iki tarafın da çıkarlarına fayda sağlıyordu. Ancak Alternatif Yakaza boyutu büzülüyordu, birlikteki uzmanlar gelecekte tamamen küçülerek yok olma eşiğine geleceğini ve hem Kıçkanatların hem de anomaliden olumsuz etkilenecek olan Xantrix birliğinin tarih sahnesinden silinmesine sebep olabileceğini öngörüyorlardı.
Xantrix birliği vekilharcı olan Zaythor, Türkan, Şam ve
Fatih’in bulunduğu Gala-5 mürettebatını, Kıçkanatların ilk tespit edildikleri
noktaya götürdü. Burası oldukça kadim, uzağın da uç ücra bölgeleriydi, vekilharç
başlarına gelecek tehlike konusunda uyarıda bulundu, ardından ihtiyaçları olan
tüm ekipmanları onlara temin etti, Aralarındaki gerilim hâlâ çözülmemiş olsa da
aynı hedef doğrultusunda hareket etmenin verdiği bir birlik hissi vardı.
Görevlerine doğru ilerlerken, bu yolculuğun sadece Ahmet Bey’i değil, aynı
zamanda kalplerin birbirine ısınması adına kendilerini de keşfetmelerine vesile
olacağını hissediyorlardı. Türkan yavaş yavaş Fatihten hoşlanmaya başlamıştı,
onun kendisi için yaptığı fedakarlıklardan oldukça etkilenmiş, yanında
olmasından büyük bir mutluluk duymuştu, kim bilir buraya yalnız savrulsaydı
başına daha kötü neler gelecekti, hala yaşıyorsa onun vesile olmasına
borçluydu.
Zaythor ve Fatih konuşmalarına devam ediyordu, başlarına
gelecek tehlikelerden, Kıçkanatların aleminin ve kendilerinin akıbetini
üzülerek anlatırken derin düşüncelere dalıyordu.
“Bu yolculuk çok riskli, sizler onlarla aynı evrenden
geldiniz, Kıçkanatlar çok ihtiyacımız var, birliğimizin dağılmamasını onlara
borçluyuz.”
Şam, kararlı bir ifadeyle öne çıktı. Gözlerinde bir parıltı,
sesinde ise derin bir inanç vardı. "Evet ben," dedi, yavaş ama güven
dolu bir tonla. "Kıçkanatların mirasını koruyabilirim. Bu evrenin
bilinmeyen bölgesinde sıkışıp kalmış olan bu varlıkların yaşadığı ve
kendilerini güvende hissettikleri boyut, alternatif Yakaza alemidir. Bu boyutu
evren ölçeğinde genişletip daha güçlü hale getirebiliriz. Kıçkanatlar yalnızca
bu gezegende sıkışıp kalmayacaklar. Üreteceğim atomaltı kuantum süper bilgisayarları
evrenin dört bir köşesine yayacağız. Bu, Kıçkanatların kurtuluşu için bir
kapıdır."
Türkan ve Fatih, Şam'ın bu ani çıkışına şaşırmışlardı.
Zaythor ise kaşlarını çatarak Şam'a baktı. "Bu dediklerin, teoride mümkün
olabilir," dedi soğukkanlı bir tonla. "Ancak pratikte, bu tür bir
teknolojiyi geliştirmek için gereken kaynaklar ve zaman, Xantrix Birliği'nin şu
anki kapasitesinin çok ötesinde. Ayrıca, bu tür bir girişim, evrenin dengesini
bozabilir. Kıçkanatların enerjisini bu kadar genişletmek, bilinmeyen sonuçlar
doğurabilir."
Şam, Zaythor'un sözlerini duymazdan gelerek devam etti.
"Zaythor, sen ve birliğin, Kıçkanatların enerjisini yalnızca bir araç
olarak gördünüz. Onların gerçek potansiyelini asla anlamadınız. Alternatif Yakaza
alemi, sadece bir sığınak değil, aynı zamanda bir köprüdür. Bu köprüyü
genişletirsek, Kıçkanatlar sadece bu evrende değil, tüm evrenlerde var
olabilirler. Onların bilgeliği, tüm varlıklar için bir rehber olabilir."
Fatih, Şam'ın coşkusuna kapılmış gibiydi. "Peki bu
atomaltı kuantum bilgisayarları nasıl çalışacak? Bu kadar büyük bir projeyi
nasıl hayata geçireceğiz?"
Şam, Fatih'e döndü ve gözlerinde bir parıltıyla cevap verdi.
"Kıçkanatların enerjisi, zaten evrenin her yerine yayılmış durumda.
Onların bilinci, atomaltı parçacıklarla etkileşim halinde. Bu bilgisayarlar,
Kıçkanatların enerjisini toplayıp yoğunlaştırarak alternatif Yakaza alemine bir
kapı açacak. Bu kapılar, evrenin dört bir yanına yerleştirilecek ve
Kıçkanatlar, bu kapılar aracılığıyla bilinçlerini yayabilecekler."
Türkan, biraz tereddütle Şam'a baktı. "Bu proje,
babanın izini bulmamıza yardımcı olacak mı? Ahmet Bey'in kayboluşuyla
Kıçkanatların enerjisi arasında bir bağlantı var mı?"
Şam, Türkan'ın gözlerine baktı ve yüzünde hafif bir
gülümseme belirdi. "Türkan, Ahmet Bey'in kayboluşu, Kıçkanatların
enerjisiyle doğrudan bağlantılı olabilir. Eğer alternatif Yakaza alemine
erişebilirsek, onun izini de bulabiliriz. Belki de Ahmet Bey, bu alemde bir
şekilde sıkışıp kalmıştır. Bu proje, sadece Kıçkanatların kurtuluşu için değil,
aynı zamanda babanı bulman için de bir şans."
Zaythor, Şam'ın planını düşünürken yüzündeki ifade giderek
ciddileşti. "Bu proje, Xantrix Birliği için büyük bir risk taşıyor. Ancak
eğer başarılı olursak, evrenin dengesini korumak için büyük bir adım atmış
olacağız. Şam, bu işi yönetmeye hazır mısın?"
Şam, Zaythor'a döndü ve gözlerinde kararlı bir ifadeyle
başını salladı. "Hazırım. Ancak bu işi tek başıma yapamam. Türkan ve
Fatih'in yardımına ihtiyacım var. Onlar, Kıçkanatların enerjisiyle bağlantı
kurabilecek tek kişiler çünkü onlarla aynı evrenden geldiler. Fırsat
elimizdeyken bu projede bana eşlik etmeliler."
Türkan ve Fatih, birbirlerine baktılar. Bu yolculuk, onları
beklediklerinden çok daha büyük bir maceraya sürüklüyordu. Ancak Ahmet Bey'i
bulma umudu ve Kıçkanatların mirasını koruma sorumluluğu, onları bu görevi
kabul etmeye itiyordu.
Fatih, Türkan'a döndü ve hafifçe gülümsedi. "Ne dersin?
Bu maceraya devam etmeye hazır mısın?"
Türkan, derin bir nefes aldı ve başını salladı.
"Hazırım. Zaten ne kaybedebilirim ki buraya kadar savrulmuşken, babamı
bulmak ve Kıçkanatların mirasını korumak için elimden geleni yapacağım."
Şam, onların kararlılığını görünce yüzünde bir gülümseme
belirdi. "O halde, başlayalım. Atomaltı kuantum bilgisayarlarını inşa
etmek için gereken malzemeleri toplamalıyız. Xantrix Birliği'nin en derin
laboratuvarlarında çalışmamız gerekecek. Zaythor, bize bu konuda yardımcı
olabilir misin?"
Zaythor, hafifçe başını eğdi. "Elimden geleni
yapacağım. Ancak unutmayın, bu proje sadece Xantrix Birliği için değil, tüm
evren için büyük bir adım. Başarısız olma lüksümüz yok."
Şam, Zaythor'a döndü ve gözlerinde bir parıltıyla cevap
verdi. "Başarısız olmayacağız. Kıçkanatların mirası ve Ahmet Bey'in sırrı,
bu projeyle ortaya çıkacak. Evrenin dengesini koruyacağız."
Türkan, Fatih ve Şam, Zaythor'un liderliğinde Xantrix
Birliği'nin en derin laboratuvarlarına doğru yola çıktılar.
Türkan, Fatih ve Şam, Zaythor’un rehberliğinde Xantrix
Birliği’nin uç uzağında yer alan antik bir gezegende kadim ve en derin
laboratuvarlarına doğru ilerlerken, etraflarındaki teknolojik gelişmişlik
düzeyi onları bir kez daha hayrete düşürdü. Laboratuvarlar, devasa kristalimsi
yapıların içine gizlenmiş, enerji akışlarının sürekli hareket halinde olduğu
bir yerdi. Duvarlarda, Kıçkanatların sembollerini taşıyan holografik ekranlar,
sürekli olarak veri akışını gösteriyordu. Her adımda, Alternatif Yakaza Alemi’nin
enerjisini hissetmek mümkündü.
“Burası atalarımızın çok eskiden antik zamanlarda
yaşadıkları ve hüküm sürdükleri bölgeler, bir zamanlar uygarlığımızın başkenti
burasıydı, günümüzde ise anomalinin olumsuzluklarından dolayı yüksek riskli
bölge ilan edilerek apar topar göç etmek zorunda kaldılar.” Dedi Zaythor.
Şam, laboratuvarın merkezindeki devasa bir konsola doğru
yürüdü. Elleri hızla tuşlara dokunurken, ekranlarda karmaşık formüller ve
diyagramlar belirmeye başladı. “Burada,” dedi Şam, sesinde bir heyecan vardı.
“Atomaltı kuantum bilgisayarlarının prototipini oluşturabiliriz. Ancak bunun
için Kıçkanatların enerjisini doğrudan kullanmamız gerekecek. Türkan, Fatih,
sizler bu enerjiyle bağlantı kurabilecek tek kişilersiniz. Sizin yardımınıza
ihtiyacım var.”
Türkan, Şam’a doğru bir adım attı. “Ne yapmamız gerekiyor?”
Şam, Türkan’ın gözlerine baktı. “Kıçkanatların enerjisi,
sizin zihninizde bir iz bırakmış. Bu iz, onların bilincine erişmemizi
sağlayabilir. Sizden, bu enerjiyi odaklamanızı ve bu cihaza yönlendirmenizi
isteyeceğim. Bu, bilgisayarın çalışması için gereken ilk kıvılcımı sağlayacak.”
Fatih, biraz tereddütle Türkan’a baktı. “Bu işlem güvenli
mi? Enerjiyi yanlış yönlendirirsek ne olur?”
Şam, Fatih’e döndü. “Risk her zaman var. Ancak Kıçkanatların
enerjisi, sizin zihninizde güvenli bir şekilde duruyor. Onlar size güveniyor.
Bu yüzden, bu işlemi yapabileceğinize inanıyorum.”
Türkan, derin bir nefes aldı ve başını salladı. “Tamam.
Deneyeceğim.”
Şam, Türkan’ı konsolun önündeki platforma yönlendirdi.
Platformun üzerinde, Kıçkanatların sembolünü taşıyan bir dizi kristal yer
alıyordu. Türkan, platforma adım attığında, kristaller hafifçe parlamaya
başladı. Şam, Fatih’e döndü. “Sen de onun yanında olmalısın. Enerjiyi birlikte
odaklamanız gerekecek.”
Fatih, Türkan’ın yanına geçti ve onun elini tuttu. “Hazır
mısın?” diye sordu yumuşak bir sesle.
Türkan, Fatih’e baktı ve hafifçe gülümsedi. “Hazırım.”
Şam, konsoldaki son ayarları yaptı ve ardından düğmeye
bastı. Platformun etrafında, enerji halkaları dönmeye başladı. Türkan ve Fatih,
bir anda kendilerini Kıçkanatların enerjisinin içinde buldular. Zihinlerinde,
Kıçkanatların bilinci yankılanmaya başladı. Görüntüler, sesler ve duygular,
hızla zihinlerine akıyordu.
Türkan, gözlerini kapattı ve enerjiyi odaklamaya çalıştı.
Ellerinde tuttuğu kristaller, giderek daha parlak hale geldi. Fatih de aynı
şekilde, enerjiyi hissetmeye ve yönlendirmeye çalışıyordu. Bir anda,
laboratuvarın içi parlak bir ışıkla doldu. Konsolun ekranlarında, Kıçkanatların
sembolü belirdi ve atomaltı kuantum bilgisayarı aktif hale geldi.
Şam, heyecanla ekranlara baktı. “Başardık! Bilgisayar
çalışıyor. Şimdi, prototipin kararlı sürümünü daha fazla üreterek bu enerjiyi
evrenin dört bir yanına yayabiliriz.”
Zaythor, laboratuvarın kapısında durmuş, olanları izliyordu.
Yüzündeki ifade hem şaşkınlık hem de endişeyle doluydu. “Bu işlem, evrenin
dengesini değiştirebilir. Kıçkanatların enerjisini bu kadar genişletmek,
bilinmeyen sonuçlar doğurabilir.”
Şam, Zaythor’a döndü. “Risk almadan, hiçbir şey başaramayız.
Kıçkanatların mirasını korumak ve evrenin dengesini sağlamak için bu adımı
atmalıyız.”
Türkan ve Fatih, platformdan indiler. Enerjiyi odaklamak,
onları yormuştu, ancak başardıklarını bilmek, içlerinde bir gurur hissi
uyandırmıştı. Türkan, Fatih’e baktı. “Birlikte başardık,” dedi yumuşak bir
sesle.
Fatih, Türkan’ın elini sıktı. “Evet, birlikte. Senin yanında
olmak, her şeyi daha kolay hale getiriyor.”
Şam, konsolda son ayarları yaparken, laboratuvarın içinde
bir hareketlilik başladı. Ekranlarda, uzayın dört bir yanına yayılan enerji
akışları görülüyordu. Kıçkanatların bilinci, artık sadece Xantrix Birliği’nde
değil, tüm evrende yankılanıyordu.
Ancak bu başarı, beklenmedik bir gelişmeyi de beraberinde
getirmişti. Laboratuvarın derinliklerinden gelen bir uyarı sesi, herkesin
dikkatini çekti. Zaythor, ekranlara baktı ve yüzündeki ifade aniden değişti.
“Bir şeyler ters gidiyor. Enerji akışı, beklenenden çok daha güçlü. Bu, evrenin
dokusunu zorluyor olabilir.”
Şam, ekranlara baktı ve kaşlarını çattı. “Bu mümkün değil.
Enerjiyi doğru şekilde yönlendirdik. Bir şeyler engel oluyor.”
Türkan, Şam’a döndü. “Ne yapabiliriz?”
Şam, hızlıca düşünmeye başladı. “Enerji akışını durdurmamız
gerekiyor. Aksi takdirde, evrenin dengesi tamamen bozulabilir.”
Fatih, Türkan’ın elini bıraktı ve Şam’a doğru bir adım attı.
“Nasıl durdurabiliriz?”
Şam, Fatih’e baktı. “Kıçkanatların enerjisini geri çekmemiz
gerekecek. Ancak bunu yapmak, onların bilincini tamamen kaybetmemize neden
olabilir.”
Türkan, kararlı bir şekilde başını salladı. “Risk almaktan
başka çaremiz yok. Hadi yapalım.”
Şam, Türkan ve Fatih’i tekrar platforma yönlendirdi.
“Enerjiyi geri çekmek için aynı şekilde odaklanmanız gerekecek. Ancak bu sefer,
daha dikkatli olmalısınız. Enerjiyi yanlış yönlendirirsek, kendimizi de
kaybedebiliriz.”
Türkan ve Fatih, platforma adım attılar ve gözlerini
kapattılar. Enerjiyi hissetmeye ve geri çekmeye çalıştılar. Ancak bu sefer,
işler planlandığı gibi gitmiyordu. Enerji, onların kontrolünden çıkmış gibiydi.
Bir anda, laboratuvarın içinde büyük bir patlama oldu.
Türkan ve Fatih, platformdan savruldu ve yere düştü. Şam, konsolda son bir çaba
göstererek enerji akışını durdurdu. Ancak bu, büyük bir bedelle olmuştu.
Laboratuvarın içi, enerji dalgalarıyla doluydu ve her şey alt üst olmuştu.
Zaythor, hızla Türkan ve Fatih’in yanına koştu. “İyi
misiniz?” diye sordu endişeyle.
Türkan, başını salladı ve ayağa kalkmaya çalıştı. “Evet,
iyiyiz. Ama ne oldu?”
Şam, yüzünde bir şaşkınlık ifadesiyle onlara baktı. “Enerji
akışını durdurduk. Ancak bu sırada, Kıçkanatların bilincinin bir kısmını
kaybettik. Artık onlarla bağlantı kuramayabiliriz.”
Fatih, Türkan’a baktı. “Bu, Ahmet Bey’i bulma şansımızı da
etkiler mi?”
Şam, derin bir nefes aldı. “Evet. Kıçkanatların bilinci
olmadan, Alternatif Yakaza Alemine erişmemiz çok daha zor olacak.”
Türkan, yüzündeki kararlı ifadeyi koruyarak konuştu. “O
zaman başka bir yol bulmalıyız. Babamı bulmak için her şeyi yapacağım.”
Fatih, Türkan’ın elini tuttu. “Senin yanındayım. Birlikte
bir çözüm bulacağız.”
Zaythor, onlara baktı ve yüzünde hafif bir gülümseme
belirdi. “Cesaretiniz takdire şayan. Ancak bu yolculuk, sandığınızdan çok daha
tehlikeli olacak. Hazır olun.”
Şam, laboratuvarın içindeki enkazı gözden geçirdi. “Önce
burayı toparlamalıyız. Sonra, yeni bir plan yapacağız.”


0 Yanıt "Galaksi Federasyonu - Bölüm: 74 Uzay’ın Uzağında Xantrix"
Yorum Gönder
Lütfen Etik Kurallara ve Kamu haklarını göz önünde bulundurarak yorum yapınız...