Galaksi Federasyonu - Bölüm: 55 Portallar açılıyor
Portallar
açılıyor
Leyda'nın talimatları yankılanırken, odada gergin bir hava
hissediliyordu. Togan, reaktörün kontrol paneline odaklanmış, dikkatli
adımlarla enerji seviyesini artırmaya başladı.
“Portallar yavaşça açılıyor, bizlere daha fazla enerji
takviyesi gerekecek, lütfen reaktörlerin enerji seviyelerini kademeli bir
şekilde arttırın” dedi Leyda.
“Enerji seviyesini %10 arttırıyoruz Sistemlerin bu artışı
nasıl karşıladığını gözlemleyin. Herhangi bir uyarı veya hata mesajı varsa,
gerekli müdahaleleri yapın.” Dedi Togan
“Senkronizasyon tamam mı?” dedi Ahmet, biraz düşünceli ve
gergin bir tavırla.
“Evet…tamam” dedi Togan, bir yandan reaktörleri kontrol
ederken “Lütfen endişelenmeyin, kaygı, stres odaklanmanızı azaltacak ve bu da
başarı oranını düşürecektir.” Diye ekledi.
“Kaygılanmamak elde değil, kızımla birlikte çok güzel
hayaller kurmuştum, sakin ve huzurlu bir aile olacaktık ona söz vermiştim, fakat
şu an bunu başaramadığıma üzülüyorum, düzgün bir yol çizip ilerlemeye
çalıştıkça daha da derine saplanıyorum.” Dedi.
“Beyin hücrelerinizden gelen kimyasalları derince
kokluyorum, şu sözleri söylememde fayda var, hayat bazen bizim seçimlerimizle
şekillenmez, bazen elimizde olmayan sebeplerle istemsizce sürükleniriz bilinmezliğe,
işte kader de böyle değil mi, inançlı bir insan olarak öncelikle bunu sizin
idrak etmeniz gerekiyor Ahmet Bey.” Diyerek bir yandan teselli vermeye
çalışırken diğer yandan da kontrol işlemi gerçekleştiriyordu Togan.
“Tabii ki de öyle.” Dedi Ahmet.
Togan, kontrol işlemini gerçekleştirirken bir yandan da
Ahmet’in söylediklerini analiz ederek ekledi: “Evet, belki de kader, seni
yoğurmak ve eksik yapboz parçalarını tamamlamak için başka bir evrene gönderdi.
Öğrendiklerin hem senin hem de etrafındakilerin hikâyesini yeniden
şekillendirecek.”
Portalların açılmasıyla odada adeta bir enerji akışı
hissedilmeye başlamıştı. Havariler ve Bakariler, bir kısmı yalnızca portalların
kontrollü bir şekilde açılmasını sağlarken diğer bir kısmı ise bu süreçte
oluşabilecek her türlü tehlikeye karşı da tetikte oluyorlardı.
Leyda, “Portallara iletilen enerji seviyesi %20'ye
çıkarıldı, sistemler stabil," diye bildirdi.
Togan, "Mükemmel, tüm verileri anlık olarak izleyin ve
herhangi bir anomalide hemen bildirin," diye ekledi.
Ahmet, “yavaş yavaş şekilleniyor.”
Uzay ve zamanın büküldüğü ara geçiş portalları yavaşça
açılmaya başlıyordu. Etraflarında enerji dalgaları akarken, uzayın farklı
köşelerine açılan bu geçitler belirginleşiyordu. Ekip, dikkatle portalın iyice
açılmasını beklerken kontrolünü elden bırakmamaya odaklanmıştı.
Leyda, gergin ama kararlı bir ses tonuyla, “Bir sonraki
aşama için enerji seviyesini %30’a çıkartıyoruz. Hazır mısınız?”
Ahmet ve Togan aynı anda cevap verdiler: “Hazırız.”
Leyda, ileri insan formu olan mühendise seslenerek, “Hey
Geneg,” dedi. “Bu portalların herhangi bir şekli yok mu? Çok düzensiz
görünüyorlar,” diye devam etti.
Geneg, Ahmet’in aracında yer alan talimatları incelemiş biri
olarak duruma hâkimdi. “Hayır,” dedi. “O gördüğün şey portalın kendisi değil,
enerji dalgalanmasının bir yansıması. İçerisinden Havarilerin geçebileceği
şekilde birkaç yüz mikrometre büyüklüğünde bir delik açıldığında, bizim işimizi
görecek kadar stabil hale gelecek. Portalın gerçek formu dışarıdan
göremediğimiz, uzay-zamanın derinliklerinde şekillerle tasavvur edilmeyen bir şey.”
Leyda başını sallayarak anladı. “Yani, asıl portal çok küçük
ama kritik bir geçiş sağlayabiliyor.”
Geneg onayladı. “Aynen öyle. Görüntü yanıltıcı olabilir, ama
asıl işlevi mikroskobik bir geçit açarak enerjiyi doğru şekilde yönlendirmek.
Bu yüzden dalgalanmalarla değil, asıl geçişle ilgilenmemiz gerekiyor.”
Fahri, Geneg’in açıklamasını dinlerken bir şey fark etti.
“Yani bu kadar küçük bir şeyin, enerjisinin yoğunluğunu kontrol edebileceğimiz
anlamına mı geliyor?”
Geneg, hafifçe gülümseyerek cevapladı. “Aynen öyle. Doğru
yönlendirdiğimizde bu küçük delik, zaman ve mekân arasındaki dengeyi sağlayarak
geçişi mümkün kılar. Sadece dikkatli olmalıyız; bir hata, tüm sistemi çökertip
bizi buradan çıkışsız bırakabilir.”
Leyda, “Peki, bu dengeyi sağlayacak kritik noktaya ne kadar
yakınız?” diye sordu.
Togan, verileri hızla inceledikten sonra, “Enerji akışı
dengelenene dek, Birkaç dakika içinde gerekli stabilizasyonu sağlayabiliriz,”
dedi.
Ahmet, Togan’a ve ekibe dönerek kararlılıkla konuştu: “Haydi,
son aşamaya geçelim. Zamanımız daralıyor.”
Havari Vakul, birkaç dakika sonra hazırlıklarını
tamamlayarak geminin ara köprü bağlantısına doğru ilerledi. Havariler, minik
deliklerden geçme konusunda eşsiz yeteneklere sahiptiler ve bu yetenek şimdi en
kritik noktada devreye girecekti. Vakul, portalın açılacağı alana doğru
yaklaştı ve derin bir nefes aldı. Onun görevi, enerji akışını hissetmek ve
doğru noktada geçişi başlatmaktı.
Gemideki gerginlik hissedilir derecede artmıştı. Herkes
dikkatle işine odaklanmış, gözlerini Vakul ve portala dikmişti. Togan,
reaktörlerin durumunu dikkatle izlerken, “Enerji seviyesi stabil. Şu anda
portalı dengelemek için yeterli güce sahibiz,” dedi.
Vakul ellerini havaya kaldırarak portala odaklandı. Enerji
dalgaları onun etrafında yoğunlaştı ve kısa bir süre sonra küçük bir ışık
huzmesi şeklinde belirerek, uzay-zamanın dokusunda mikroskobik bir delik
açıldı. Portal yavaşça genişlemeye başladı.
“Başardık işte!” dedi Geneg. “Delik açıldı. Portal stabilize
oluyor.” Dikkatle izlemeye devam ederek, “Vakul’un geçişi başlatması için doğru
an geldi. Portal stabil hale geldi.” diye bildirdi. Vakul’a bakarak, “Hazır
mısın?” diye sordu.
Vakul başını salladı. “Hazırım, şimdi ya da asla.”
Vakul, yavaşça açılan portala doğru adım attı. Onun hemen
arkasından diğer Havari, Çakmak, dikkatle şekillenerek Vakul’a bağlandı ve
köprü bağlantı arayüzüyle eşleşti. İkisi de portalın enerji akışına odaklanmıştı.
Senkronizasyon süreci başlamıştı, bu süreçte portalın çıkış noktasına birkaç on
dakika boyunca çeşitli sinyaller gönderilecekti. Karşı taraftan alınacak
sinyaller, veri tabanında analiz edilerek anlamlandırılacaktı.
Togan, gemideki kontrol paneline bakarken, "Sinyaller
gönderilmeye başlandı. Karşı taraftan bir yanıt almak birkaç saat
sürebilir," diye uyardı. "Bu sırada sistemlerin stabil olduğunu ve
herhangi bir enerji kaybı olmadığını gözlemleyeceğiz."
Geneg dikkatle izlerken, “Bu süreç çok kritik. Portalın
stabil kalması ve sinyallerin doğru şekilde alınıp işlenmesi gerekiyor. Aksi
halde karşı tarafa geçişi sağlayamayız,” dedi.
Ahmet, sinyalleri ve verileri takip eden ekibi izledi. “Bu
işin hassasiyeti yüksek,” dedi. “Sinyallerin analiz edilmesi, bizi hangi
evrene, hangi zamana ulaştığımızı anlamamız açısından kilit bilgi olacak. geçişin
bağlantı noktasını tespit etmek, tüm operasyonun başarısını belirleyecek. Bize,
her iki evren arasındaki dengeyi nasıl kurabileceğimizi gösterecek.”
Saatler geçtikçe, herkes sessizce sinyal analizlerinin
sonuçlanmasını bekliyordu. Gelen ilk sinyaller, veri tabanında işlenmeye
başlamıştı. Togan’ın yüzünde dikkatli bir ifade vardı. “Veriler geliyor. Analiz
başlıyor...” dedi.
Fahri, aklındaki soruyu sormadan edemedi: “Birkaç dakika
bunca emeğe sizce değer mi, işimize ne kadar yarayacak?”
Ahmet, gülümseyerek cevapladı. “Tabii ki de çok, zamanın
izafi olduğu gerçeğini ne kadar çabuk unutuyorsunuz. Bize göre dakikalar süren
şeyler, diğer tarafta günler ve yıllar alabilir. Sonuçta ışık hızının ötesinde
bir durumla karşı karşıyayız.”
Fahri merakla sordu: “Peki, bu ne kadar hızlı?”
Ahmet, derin bir nefes alarak açıkladı: “Işık hızına inmeyecek
kadar. Çünkü burada zaman ve mekân bükülmesi söz konusu. Uzay-zaman dokusu
kırıldığında, geçişler normal fizik yasalarıyla açıklanamaz hale geliyor. O
yüzden bulunduğumuz uzayda bir saniyede geçebilir, ama o evrende yıllar geçmiş
olabilir.”
Fahri “Anomali, sürükleniş tüm zihin dünyamı karmaşaya
soktu, bir süredir bu konuda terapi alıyorum, ilkel yöntemlerle, sinir
hücrelerinin kendini yenilemesi uzun zaman alıyor.
Geneg, verileri analiz etmeye devam ederken, “ Sorun değil Fahri,
benim zihnimi kararlı kılan şey, kanımda dolaşan Nanobotlar sana da enjekte
edilirse belki de sakinleşirsin. Bu arada İlk analizler tamamlanıyor. Enerji
akışında küçük sapmalar var, ama portal stabil kalmaya devam ediyor.
hızlandırmamız, bu sapmaları riskli hale getirebilir.” dedi.
Leyda, dikkatle süreci izlerken, “Peki, hızlandırmamız
gerekirse ne yapacağız?”
Ahmet, derin bir nefes alarak, “Vakul buraya gelene dek
beklemeliyiz, en azından geldiğim evrende süreç böyle işliyordu.” dedi.
Aradan birkaç on dakika geçmişti. Portalın etrafındaki enerji yoğunlaşmaya başlarken, Vakul portalın diğer tarafından yavaşça geri süzülmeye başladı. O, bir ışık hüzmesi şeklinde görünüyordu; sanki uzay-zaman dokusundan sıyrılıp geliyormuş gibiydi. Bu kritik süreçte Çakmak, Vakul'la bütünleşik kalmaya devam ediyordu.
Togan, portalın enerji seviyelerini izlerken dikkatle
konuştu: “Vakul geri dönüyor. Enerji stabil. Ancak çıkış anında bir dengesizlik
olursa, portalın kapanma riski var.”
Çakmak, Vakul'a bağlı kalmaya devam ederken bir yandan
portalın stabilizasyonunu sağlıyordu. "Sistemler hala dengede, ama enerji
dalgalanmaları var," dedi.
Vakul sonunda portalın çıkış noktasından tamamen süzüldü ve
yavaşça geminin içine adım attı. Onun yüzündeki ifade, başarılı bir görev
yaptığını anlatıyordu. "Başardık!"
diye seslendi. “Portaldan geçiş güvenli, ancak diğer tarafta hâlen kaos var.
Anomalik enerji dalgaları devam ediyor.”
Leyda, Vakul’a bakarak sordu, “Bu dalgalar kontrol
edilebilir mi? Yoksa başka tehlikelerle mi karşı karşıyayız?”
Vakul, nefes alarak cevapladı, “Henüz emin değilim. Ama
zaman daralıyor, geçiş yapmamız gereken birden fazla portal var. Eğer başarılı
olmak istiyorsak, geçiş noktalarını sabitlemeliyiz.”
Ahmet, herkesin yüzüne bakarak son talimatı verdi: “O zaman,
hemen çalışmalara başlayalım. Bu bizim için son şans olabilir.”
Fahri Vakul’a yönelerek sordu “Kaç yıl geçti?”
Vakul görüntüsünü insan formuna şekillendirerek cevapladı
“Belki on yıl geçti, ulaşabildiğim en uç noktalara dek her yeri taradım.”
Fahri, Vakul’a şaşkınlıkla bakarak tekrar sordu: “On yıl mı
geçti? Bizim burada sadece birkaç dakika oldu…”
Vakul, görüntüsünü insan formuna şekillendirirken, yorgun
ama kararlı bir şekilde konuşmaya devam etti: “Evet, zaman farklı işliyor.
Portalın öteki tarafında zaman akışı çok daha hızlıydı. Ulaşabildiğim en uç
noktalara kadar her yeri taradım. Ama tam anlamıyla kontrol edebileceğimiz bir
yol bulmak o kadar kolay olmadı.”
Ahmet, bu bilgiyi sindirmeye çalışırken başını iki yana
salladı. “On yıl boyunca ne buldun Vakul?”
Vakul derin bir nefes aldı.
“Gördüğüm şeyler, evrenin yapı taşlarının sürekli
dalgalandığıydı. Zaman ve mekân birbirine karışmış, her şeyin kaotik bir
şekilde hareket ettiği bir bölgedeydim. Anomaliler sandığımızdan çok daha büyük
bir problem ve her geçişte daha fazla dengesizliğe maruz kalıyoruz.”
Leyda, endişeli bir sesle araya girdi: “Bu demek oluyor ki,
bu portalı kullanmaya devam edersek anomaliyi daha da kötüleştirebiliriz.”
Vakul, başını onaylarcasına salladı. “Evet, bu yüzden geçiş
noktalarını sabitlemek zorundayız. Yoksa sadece kendimizi değil bulunduğumuz
noktaları da tehlikeye atarız.”
Ahmet, herkesin dikkatle dinlediğini görerek son bir kez
daha konuştu: “Daha fazla natron üretmeliyiz, hepimiz neyle karşı karşıya
olduğumuzu biliyoruz. Şimdi geçiş noktalarını sabitlemek ve enerjiyi doğru
şekilde kullanmak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.
Ahmet, herkesin dikkatle dinlediğini fark ederek devam etti:
“Ulaşabildiğimiz tüm noktalara Natron süper bilgisayarlarını bırakarak
haritalama yapmalı ve enerji dalgalanmalarını kontrol altına almalıyız. Bu
bilgisayarlar, geçiş noktalarını sabitlememiz ve portalın dengesini korumamız
için kritik olacak. Her biri, bulunduğu bölgedeki enerji akışlarını izleyip
bize geri bildirim sağlayacak, geçiş noktalarını sabitlemek için gereken
verileri toplayacak ve anomalilerin büyüklüğünü daha doğru tespit etmemizi sağlayacak.”
Dedi.

0 Yanıt "Galaksi Federasyonu - Bölüm: 55 Portallar açılıyor"
Yorum Gönder
Lütfen Etik Kurallara ve Kamu haklarını göz önünde bulundurarak yorum yapınız...