Galaksi Federasyonu - Bölüm: 28 Pala Royal – Machete Royal
Pala Royal –
Machete Royal
Bölüm: 28
“Pala Royal”, “Asil pala”, diğer
bir adıyla “Kapakkent”, uzayın derinliklerinde insanların yaşadığı en uzak
galaksi diyarı olarak bilinir, bu bölgede insandan başka neredeyse hiçbir
akıllı yaşam formu yoktu, Asil Pala olarak bilinen “Rory” adlı İskoç kökenli
uzay göçmeni büyük bir filoyla birlikte yüzlerce uzay izcisinin ve keşifçiyle
beraber Antlia-2 uydu galaksisine yerleşmişlerdi. Rory, uzunca kızıl renkteki
pala bıyıklarıyla, beyaz teni ve orta boyuyla bulunduğu ortamda hemen fark
edilebilir bir forma sahipti, pala lakabının onuruna bölgeye “Pala Royal” adı
verilmişti. Kelt bölgesindeki atalarının tarafsız ve kendi işlerine odaklanmış
yaşam tarzını benimsemişti. Pala Royal, nüfusuyla dikkat çeken bir bölgeydi;
nüfusunun iki trilyonu aşmasıyla, bu bölge uzayın derinliklerinde bir vaha gibi
görünmekteydi.
Federasyondan uzak olan Pala Royal, galaksinin uzak bir
köşesinde yer alıp kendi iç işlerine odaklanarak bağımsız bir yaşam
sürdürmektedir. Bu durum, bölge halkının özgürlüğüne ve kendi kaderlerini
belirleme yeteneğine olan inancını yansıtır. Pala Royal sakinleri, galaksi
içinde kendilerine ait bir alan oluşturmuş ve burada huzur içinde
yaşamaktadırlar.
Tüm federasyonda olduğu gibi Faal akıl sistemi Pala Royal
bölgesinde de etkin bir şekilde kullanılmaktaydı, fakat karışıklıkların ortaya
çıkmasıyla resmi makamlarda yasaklandı, birbirinden bağımsız toplulukların
oluşturduğu bölge sakinlerine ise bu yasağı uygulatmak güç bir durumdu,
Bölgenin genel olarak yüzlerce yönetim birimlerine ayrılması bölgenin tek bir
bayrak altında toplanmasını zorlaştırıyordu, bu yüzden federasyon tarafından
ana temsilci atanmıştı. Mars toplantısında bölgeden temsilciler aracılığıyla
katılmışlardı. Faal akıl ile alakalı önlemler tartışılmasına rağmen halk pek
oralı olmamıştı. Anomaliden onlar da etkilenmelerine rağmen yönetimlerin tek
çatı altında toplanarak ortak hareket edememesi, galaksiden uzak olmaları
işleri daha da zorlaştırıyordu.
“Nereye geldim ben, burası nasıl bir yer böyle, aman
tanrım.”
Pala Royal bölgesine savrulan Daniel, Andromeda galaksisinde
yaşıyordu. Anomali, galaksilerini alt üst etmişti. Daniel, beklenmedik bir
şekilde bu uzak ve gizemli bölgeye sürüklendiğinde, karşılaştığı manzara
karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. Bulunduğu araçta yer alan hayvanlarıyla
öyle kala kalmıştı. Kendisi, galakside Jüpiter benzeri gezegen etrafında dönen
uyduda yaşayan mütevazi bir çiftçiydi, ömrü boyunca yaşadığı gezegenden hiç
çıkmamış hatta yaşadığı bölgeden başka bir bölgeye de pek gitmemişti.
Daniel, doğa ile iç içe yaşayan biri olarak teknolojiden ve
uzayın derinliklerindeki karmaşıklıklardan uzaktı. Sadece ailesi ve
hayvanlarıyla yaşamını sürdüren, kendi halinde bir çiftçiydi. Ancak şimdi,
evinden milyarlarca ışık yılı uzakta, tamamen yabancı ve ileri teknolojiye
sahip bir dünyada bulunuyordu. Pala Royal'in büyüklüğü ve karmaşıklığı
karşısında ne yapacağını bilemiyordu.
Savruluştan sonra öylece kala kalan Daniel’e araçta yer alan
hayvanları, onun tek tanıdık ve güvenli alanıydı. Bu hayvanların kendisi için telepatik
bir bağlantı noktası olduğunu biliyordu. Onlarla, bu yabancı diyarda hayatta
kalmak için bir yol bulmak zorundaydı. İlk işi, çevresindeki kaynakları ve
teknolojiyi anlamak, ardından hayvanlarını güvende tutarak evine sağ salim
dönmekti.
Federasyon yönetimi bu tarz anomalik durumlar için çok
geçmeden önlemini almıştı, sınırları içerisinde ulaşabildikleri gelişigüzel
ışınlanan canlı veya cisimleri tespit ederek müdahale etmeye çalışıyorlardı.
Her bir bölgede görevlendirilmiş ayrı ayrı filolarla desteklenen keşif
mürettebatları anlık bilgi aktarımlarıyla federasyonu uçtan uca tarıyorlardı.
Kapakkent bölgesinde görevlendirilmiş Federasyonun keşif
ekibi, burada Daniel'i ve hayvanlarını anlık tespit etmişlerdi. Keşif ekibinin
lideri olan Kaptan Hilda, Daniel ile iletişim kurmaya çalışarak durumu anlamaya
çalıştı.
“Bu da başka bir anomali mağduru olmalı, araç ve içerisinde
bulunan canlılık belirtilerini tara.”
“Hemen efendim, tarama gerçekleştiriliyor.
Alnında bulunan NanoBlend ile tehlike oluşturabilecek
herhangi bir durumu analiz edebilmek için aktif hale getirildi. Keşif ekibi,
araç ve hayvanları dikkatle incelemeye başladı.
Bir süre sonra, tarama işlemi tamamlandı ve ekip üyesi
raporunu sundu: "Araç ve içerisindeki canlılar güvende görünüyor.
Daniel'in biyometrik verileri normal, hayvanlarında da herhangi bir sağlık
sorunu tespit edilmedi."
“Organik bir yaşam mı”
“Evet organik ve ileri gelişmiş bir akıllı yaşam formuna
benziyor.”
“Şaşırtıcı doğrusu, hiç öyle birine benzemiyor.”
“Muhtemelen gelişmiş ataları erken dönemde yaşadığı bölgeye
yerleşmiş, kendisi de zamanla kendine sakin bir yaşam seçmiş olmalı.”
“Şu tesadüfe bakar mısın, bir de Pala Royal adlı bölgeye
düşmüş.”
“Biraz spekülatif yaklaşımlarımla tesadüf olmadığını
düşünüyorum.”
“Kaotik evrende milyonda bir ihtimal için nasıl böyle
safsatalar üretebilirsin ki?”
“Kaotik değil efendim, ileri gelişmiş bir yaşam formu
olduğunu hesaba katmamışsınızdır herhalde, tarama verilerinden şu üç boyutlu
görüntüsüne bakar mısınız?”
Kaptan Hilda, Ary’nin gösterdiği holografik görüntüye
dikkatle baktı. Daniel’in ve hayvanlarının detaylı tarama sonuçları, gelişmiş
bir teknolojinin eseri gibiydi.
“Ne görüyorsun Ary? Bana açıklaman lazım,” dedi Hilda.
Ary, ekrandaki verileri işaret ederek açıkladı: “Bu
taramalar, Daniel’in aracının ve hayvanlarının bulunduğu bölgedeki enerji
izlerini gösteriyor. Normalde böyle yoğun bir enerji birikimi, sadece ileri
teknolojilerle mümkün olabilir. Belki de bu, bizi buraya çeken anomaliyi
açıklayabilir.”
Kaptan Hilda, Ary’nin söylediklerini anlamaya çalışırken,
düşüncelerini toparladı: “Yani diyorsun ki, bu bölgeye gelmesi bir rastlantı
değil mi? Peki nasıl çekildi buraya?”
Ary, ciddiyetle cevapladı: “Bu akıllı yaşam formunun
telepatik yetenekleri olduğu görülmekte. Savrulma esnasında telepatik
yetenekleriyle güvenli bir şekilde buraya sürüklenmiş olabilir.”
Hilda şaşkınlıkla: “Telepati mi? Bu oldukça ileri bir
teknoloji gerektirir. Böyle bir varlık gerçekten bu kadar güçlü telepatik
yetilere sahip olabilir mi?”
Ary, holografik verileri göstererek açıkladı: “Evet,
taramalarda aracının etrafındaki enerji izleri, yoğun telepatik dalgalarla
örtüşüyor. Bu dalgalar, bir tür çağrı sinyali gibi görünüyor.”
Kendisini izlediğini fark eden Daniel aracına bu denli
yaklaşan cisme doğru yönelerek onları kontrol etmeye başladı, Hilda ve
mürettebatının bulunduğu gemi bir süre sarsılmaya, elektronik devreler yanıp sönmeye
başladı.
Aman tanrım bu da ne, ne oluyor böyle Ary, aracımız
kontrolden çıkıyor,” diye bağırdı Hilda.
“Efendim, galiba bizi fark etti,” diye cevapladı Ary,
endişeyle.
Tam o sırada, geminin ana güvertesinde bulunan ekrana
Daniel’in görüntüsü anlık olarak yansımaya başladı. Daniel’in yüzü, şaşkınlık
ve merak karışımı bir ifadeyle doluydu.
“Kim... kimse var mı? Beni duyabiliyor musunuz?” diye sordu
Daniel, sesinde hafif bir titreme ile.
Hilda, ekibine hızlıca bir işaret vererek durumu
sakinleştirmeye çalıştı. “Daniel, seni duyabiliyoruz. Ben Kaptan Hilda. Dilimizi
çözebildiğine göre federasyon vatandaşı olmalısın. Buraya nasıl geldiğini
anlayamıyoruz ama sana yardım etmek istiyoruz.”
“Telepatik yetilerim sayesinde iletişim dillerini
anlayabiliyorum, aynı evrende yaşadığımızı hissediyorum, ama ben farklı
galaksiden buraya savruldum.” Daniel, birkaç saniye sessiz kaldı, sonra derin
bir nefes aldı. “Burası çok garip bir yer. Ben sadece hayvanlarımla birlikte
evime dönmek istiyorum.”
“Peki buraya hangi galaksiden geldin”
“Sizin komşunuz sayılırım, Andromeda galaksisinden.”
“Ne? Andromeda galaksisinden mi”
“Bence şaşırmamalısınız, anomali tüm uzayda yayılıyor
olabilir, ben astronomik ölçekte size yakın sayılırım, Andromeda bu ölçekte iki
adımlık yer.”

0 Yanıt "Galaksi Federasyonu - Bölüm: 28 Pala Royal – Machete Royal"
Yorum Gönder
Lütfen Etik Kurallara ve Kamu haklarını göz önünde bulundurarak yorum yapınız...