Galaksi Federasyonu - Bölüm: 26 İstekler bir, Lisanlar farklı
İstekler bir, Lisanlar farklı
Uzayın derinliklerinde gözlerini
açan Fahri, karşılaştığı kişi karşısında adeta şoka girmişti, uzun uzun
soluklandıktan sonra karşısındakinin Kayınpederi olduğu gerçeğini kavramakta
güçlük çekti, çünkü o yıllar önce ölmüştü, yaşı itibariyle şu an altı yüz küsur
olmalıydı, bu kadar uzun zaman geçmesi o döneme dek insan anatomisine ve organik
tıp teknolojisine tersti, evet tersti çünkü Nanobotlar olmadan dört yüz yıl
yaşayabilen insan ömrünün sonunda vücuduna enjekte edilen Nanobotlar yardımıyla
yaşamaya devam edebiliyordu. Ancak insani hukuk kurallarına göre hükmen ölü ve
ikinci yaşamlılar seviyesindeki vatandaş olarak kabul ediliyordu. Fahri bu
yüzden çok ilginç bir durumla karşı karşıya kalmıştı. Ayrıca DNA yapısı çok
farklıydı, içerisinde bulunduğu araç çok ilginçti.
“Neglon, yaş testi yapabiliyor musun çünkü altı yüz yaşında
olamaz.”
“Hemen efendim, efendim onu içeriye almayacak mıyız.”
“Herhangi bir güvenlik riski saptıyor musun?”
“Teknolojisi bizden oldukça eski ve ayrıca içerisinde küçük
bir tüfekten başka bir şey yok.”
“Tamamen organik mi.”
“Evet yüzde yüz organik ve GDO’suz.”
“GDO’mu.”
“Evet kitaplarınıza göz gezdirmiştim.”
“Benden izinsiz mi?”
“Üzgünüm efendim çok merak etmiştim.”
“Bunu daha sonra konuşuruz Neglon, devrelerinle
oynayacağım.”
“Efendim lütfen.”
“Şaka yapıyorum Neglon, tüm kitaplarımı okuyabilirsin,
milyarlarcasını.”
“Teşekkürler efendim.”
“Ama şimdi işine odaklanmalısın, haydi şu kayınpederi
herhangi bir sorun yoksa hangara alalım.”
“Aracımızla buraya geldiğimiz için ne kadar şükretsek az
efendim.”
“Nasıl yani diğerlerinden haberin mi var.”
“Hayır efendim ancak böyle bir ışınlamadan tek parça
kurtulmamız ve yaşıyor olmamız bir mucize.”
“O zaman iki kere şükretmeliyiz.”
“Hayır milyarlarca kez efendim.”
Federasyonun en gözde araçlarından olan FRC-86, üst düzey
yetkililer tarafından kullanılan çok amaçlı bir savaş gemisiydi. Bununla
beraber, barış döneminde bilimsel keşifler ve araştırmalar için de
kullanılıyordu. Görev hem askeri hem de bilimsel bir vazife olduğundan, gemi
her iki amaç için de teçhizatlandırılmıştı. Oldukça kullanışlı hale getirilen
araç içerisinde birçok yaşam alanı, bilimsel laboratuvarlar, onlarca küçük
kaçış kapsülü, göreve hazır bekletilen yüzlerce robot ve arıza durumlarında
kullanılmak üzere çeşitli yedek parçalar bulunuyordu.
Gemi, savaş durumlarında güçlü silah sistemleri ve savunma
mekanizmalarıyla donatılmış olup, stratejik operasyonlarda yüksek manevra
kabiliyeti sunuyordu. Bilimsel keşifler sırasında ise ileri teknoloji
sensörler, analiz cihazları ve araştırma ekipmanlarıyla donatılarak, derin uzay
gözlemleri, biyolojik örnek toplama ve analiz gibi birçok karmaşık görevi
yerine getirebiliyordu.
Sıradan FRC-86'nın mürettebatı, askeri personel ve bilim
insanlarından oluşuyordu. Bu çeşitlilik, geminin hem askeri operasyonlar hem de
bilimsel araştırmalarda esneklik sağlamasına olanak tanıyordu. Mürettebatın
rahatlığı için gemide geniş yaşam alanları, dinlenme salonları ve eğitim
alanları da mevcuttu. Ayrıca, geminin kendi kendine yetebilme kapasitesi, uzun
süreli görevlerde dışarıdan destek almadan çalışabilmesini sağlıyordu. Ancak bu
gemide canlı tek bir mürettebat vardı, o da Fahriydi, diğerleri uyku modunda
bekletilen robotlardı. İhtiyaç halinde aktifleştirilip kullanıma hazır hale
getiriliyordu.
Olay ufkunda tehlikeli ışınlama işleminden hem kendisi hem
de gemisi mucizevi bir şekilde hasar almadan kurtulmuştu, derin uzayın bilinmez
bir köşesine savrulmuşlardı, bulundukları noktada hiçbir federasyon üyesi
bulunmuyordu, öyle ki galaksiden o kadar çok uzaktaydılar ki keşif taraması
sırasında göremiyorlardı bile. Bununla beraber kayınpederine bire bir benzeyen
bir yabancıyla da karşı karşıyaydılar. Geminin ana sunucusunda yer alan ileri
gelişmiş yapay zekâ olan Z-Togan adlı yazılım ile senkron bir şekilde çalışan
akıllı giysi asistanı Neglon, Ahmet Beyi ve bulunduğu uzay aracını detaylı
kontrollerden geçirdikten sonra geminin hangarına çekti. Bu işlem sırasında
empati robotları, Ahmet Bey'in sağlık durumunu ve psikolojik halini analiz
etti, herhangi bir anormallik olup olmadığını kontrol etti.
Fahri, geminin köprü bölümüne yöneldi. Hangardaki yabancı ve
kayınpederine olan şaşırtıcı benzerliği hakkında düşünürken, Z-Togan'dan bilgi
almak istedi.
"Demek Babama benzeyen adam bu. Şaşırtıcı doğrusu.”
Z-Togan'ın metalik, ama bir o kadar da güven veren sesi
yankılandı: "merhaba Fahri, bu kişi biyometrik olarak kayınpederinize
neredeyse tamamen benzemekte. Ancak, DNA yapısında bazı farklılıklar var.
Ayrıca, bu kişinin kimliğine dair Federasyon veri tabanında hiçbir bilgi
bulunmamakta."
Fahri kafasını kaşıyarak düşündü. Bu kişinin nasıl ve neden
burada olduğu soruları zihnini meşgul ediyordu.
“Z-Togan, empati robotlarıyla daha kısa sürede dil
çözümlemesi yapamaz mıyız?”
Z-Togan bir an durakladı ve ardından cevap verdi:
“Metabolizmasının buna ne derece tepki vereceğini bilemiyoruz. Analizlerimize
göre, onun beta uykusuna uyumluluğunu takriben bir buçuk ayda ancak
belirleyebiliriz. Bu süreçte, vücut kimyasalları ve beyin aktiviteleri detaylı
bir şekilde izlenmelidir.”
Fahri, derin bir nefes alarak düşüncelerini toparlamaya
çalıştı. Zamanın kısıtlı olduğu bu bilinmez yerde, her adımı dikkatlice
planlaması gerekiyordu. Yabancı adamın sır perdesini aralamak için daha hızlı
bir yöntem bulmalıydı.
“Peki Z-Togan, bu süreci hızlandırmanın başka bir yolu var
mı? Belki başka bir yöntem ya da prosedür?” diye sordu Fahri, sabırsızlığını
belli etmeden.
Z-Togan'ın yanıtı gecikmedi: “Alternatif olarak, doğrudan
beyin dalgalarını analiz eden nöro-translatör cihazları kullanabiliriz. Ancak,
bu cihazlar nadiren kullanılır ve riskler taşır. Bilinçaltı etkileri ve
potansiyel zararları göz önünde bulundurmalıyız.”
“Görünüşe göre oldukça bol vaktimiz olacak Togan, ayrıca
burada benden ve kayınpederimden başka biyolojik bir canlı formu da yok gibi.
Onu kaybedemeyiz. Bu arada karnı aç mı, besin değerlerini ölçebiliyor musunuz,
vücut kimyasalları bizim besinlerimize uyum sağlayabiliyor mu?”
“Hangara çektiğimiz aracında yeterince besin mevcut, ancak
bizim besinlerimizle uyum sağlanması için de zamana ihtiyacımız var.”
“Araçtaki besinleri inceleyip, atomik dizilimlerine göre
sentetik besinler oluşturmamı mümkün mü?”
“Buna gerek yok efendim, sindirim ve kalori ölçümlerimize
göre yaklaşık iki yüz yıl yetecek besin stoğu var. Yine de incelememiz için bir
neden yok tabi.”
“Yok tabi neden olsun ki, empati kurabilmemiz için a dan z
ye her şeyi bilmemiz lazım.”
“Kesinlikle efendim.”
“Mevlâna mesnevisinde yer alan hikayeleri okudun mu hiç Togan?”
“Hangi hikayesini efendim.”
“İstekler bir, diller ayrı.”
“Evet bunu biliyorum, dört farklı yabancı yolda bir para
bulurlar, hepsinin dili ayrıdır, dördü de buldukları parayla üzüm almak ister
ancak birbirlerinin dillerini bilmezler, birbirlerini anlamadıkları için farklı
şeyler istediklerini düşünürler, lakin aynı şeyi yani üzüm istiyorlardır.
Sonrasında şans eseri dört farklı lisanı bilen bir adamla karşılaşırlar, bu
adam da onların istedikleri üzümü bulunan parayla alıp ortaya koyunca hepsi
birden şaşırır.”
“Evet bu hikâye Togan, burada biz iki yabancıyız, belli ki o
da benim gibi bu ıssız yerde yolunu bulmaya çalışıyor gibi, ancak tercüman yok,
dilimizi çözemiyoruz, yine de içgüdülerim kaybolduğunu gösteriyor.”
Z-Togan, Fahri'nin empatisine yönelik bir değerlendirme
yaptı: “İçgüdüsel empatinizin doğruluk oranı ölçülüyor...”
Fahri sabırsızca beklerken, Z-Togan'ın analizi devam etti.
Sonunda Z-Togan, verileri değerlendirdikten sonra konuştu: “Empatinizin
doğruluk oranı yüksek görünüyor, Ahmet Bey. Yabancı bireyin vücut dilini ve
davranışlarını analiz ettiğimizde, kaybolmuş ve endişeli olduğu sonucuna
varıyoruz. Ayrıca, metabolizma ve fizyolojik tepkileri de bu durumu
destekliyor.”
Fahri gülümsedi ve Z-Togan’a dönerek: “İşte buna ruh derler,
Togan. Ruh, sizde olmayıp bizde olan bir şey,” dedi.
Z-Togan’ın cevabı hızlı ve mekanik bir tonla geldi:
“Efendim, peşin hüküm vermeniz için çok erken. Algoritmalarımız sizin
duygularınızı anlayabilir, çözümleyebilir ve benzer tepkiler verebilir. Ancak,
ruh kavramı, bilimsel olarak tanımlanmış bir olgu değil.”
Fahri, Z-Togan'ın bu mekanik ve analitik yaklaşımına
alışkındı. Yine de bazen duyguların ve sezgilerin önemi daha ağır basıyordu.
“Belki haklısın, Togan. Ama bazen içgüdülerimiz ve hislerimiz, sadece verilerle
açıklanamayacak kadar derindir. Şimdi, yabancının dilini çözümleme sürecine
odaklanalım…”

0 Yanıt "Galaksi Federasyonu - Bölüm: 26 İstekler bir, Lisanlar farklı"
Yorum Gönder
Lütfen Etik Kurallara ve Kamu haklarını göz önünde bulundurarak yorum yapınız...